8 Şubat 2011 Salı

BURAK ET LOKANTASI - ANKARA

Anadolu Gurme Kaan'ın daha önceden gittiği ve memnun kaldığı Burak Et Lokantası Siteler'de tipik bir esnaf lokantası. Kaan'dan dinlediğim ve blog'unda okuduğum kadarıyla Ankara Tava ve döner denemeye değer. Esnaf lokantalarına karşı benim de sergilediğim pozitif ayrımcılığa aynen iştirak eden kuzen Alper'le birlikte bir öğle vakti içeri adımımızı attık.
Siteler'de yer alan bir lokanta için hiç de fena sayılmayacak bir dekorasyon. Oldukça büyük bir mekan. Genelde girişte sergilenen yemekler ve döner Burak Et Lokantası'nda biraz daha iç kısımda. Menüde yer alan kebap ve ızgara harici tencere yemekleri daha iyi sergilenebilir , tabi döner de.
Kuzenin tercihi İslim kebap. Yanında pilav ve kızarmış patatesle gelen İslim kebap öncelikle doyurucu olduğunu gösteriyor. İçindeki kuzu eti miktarı yeterli ve lezzetli. Patlıcan , domates ve biberiyle lezzeti bizden geçer not aldı.

Benim tercihim Ankara tava. Resimde sadece pilav görünmekle birlikte iç kısmında oldukça büyük bir kemikli kuzu eti parçası var. Etine diyecek yok ama pilavı daha iyi olabilir.

Ortaya da 1 porsiyon döner söyledik ki iyi de etmişiz. Şahsen denediklerim içinde en sevdiğim döner oldu. Son zamanlarda Ankara'da dönerseverlere çok iyi yerler bulduk , Burak Et Lokantası da listeye eklenecek yerlerden biri. Ankara dönerinin yağı karar , lezzeti harika. Sadece bu döner için bile gelinir.

Yemeğin keyfiyle tatlılara da girişelim dedik. Kuzen şekerpare istedi lakin pişman oldu. Tadı vasat , oldukça yumuşak olan şekerpare dağılma eğiliminde , çatalda durmuyor.

Ben şanslıyım. Fırın sütlaç güzel. Her ne kadar üstünde minik bir dereotu dalı olsa da kafaya takmaya değmez. Mühim olan lezzet , o da fazlasıyla var. Ki şunu da eklemem lazım ; Karadeniz'de o kadar iyi fırın sütlaçlar yedim ki , bu konuda beğenmem oldukça zordur , ona rağmen bu sütlacı beğendim.

Burak Et Lokantası et kalitesiyle ve bilhassa döneriyle kalbimizi kazandı. Siteler , merkeze biraz uzak kalsa da zaman zaman gelinir  veya yolu düşenler hiç düşünmeden öğle yemeği için uğrayabilir. Fiyatlar bu civar için ucuz sayılmaz : İslim kebap , Ankara Tava , Çiftlik kebap , kuzu haşlama 12-15 TL , döner 10 TL ,
 İskender 11 TL.


Burak Et Lokantası
Taşdelen Caddesi No:20
Siteler  Ankara
Telefon : 312 - 348 85 26

7 Şubat 2011 Pazartesi

ADANA SOFRASI - ANKARA

Bu 2. Adana Sofrası yazısı olacak biliyorum ama resimlere bakınca "iyi ki yazmışsın Oburcan" diyeceğinize eminim. Bu defa yanımızda Yunanlı arkadaşımız Mariza var , ağır konuk yani!!! Kendisiyle en son Cenevre'de Café du Soleil'de tarifsiz peynir fondü gecesinde birlikteydik. Ekip aynı , Oburcan , eşi ve Mariza. Mariza uzun zamandır sayıkladığı Türkiye seyahatini gerçekleştirmiş olmanın sevincini bizimle paylaştı sağolsun. Biz de geleneksel Türk misafirperverliğine uygun şekilde ağırladık kendisini.
Bu gece Adana Sofrası ocakbaşındayız. Menüdeki her mezeyi detaylı anlattıktan sonra tercihlerimizi de belirterek bir karara vardık.
Önce lavaş geldi. Fırından yeni çıkmış , pofuduk lavaş harika. Arasına tulum peyniri konarak yemeniz tavsiye edilir.

Biber dolma Mariza'nın isteği , kendi ifadesiyle "dolmades". Tadına baktı ve Yunanistan'da yediğinin aynısı olduğunu söyledi.

Domates ezme benim favorilerimden. Adana Sofrası'nda ezmenin baharatı kararında. Ne acıdan öldürüyor , ne de zayıf kalıyor.

En keyifli kısmı Gavur Dağı salatanın kelime anlamını  Mariza'ya anlatması oldu :)  Çok güldü!!

Köpoğlu masanın en beğenilen mezelerinden biriydi.


İçli köfte haşlama , yine de lezzetli. Dışı ince , içi hafif baharatlı. Kuzu etinin tadı ise enfes.

Patlıcan söğürme benim isteğim. Köz patlıcan , kırmızı biber , yeşil biber , domates , soğan ve sarımsak harmanlanınca tüm lezzetleri içiçe geçmiş. Adana Sofrası'na gelince unutmamanız gereken bir lezzet.

Bundan sonrası biraz da ustanın kıyağı. Aşağıdaki tüm kebapları biz yemedik doğal olarak. Ama hepsi önümüzden geçti , göz hakkımızı aldık!!!!





Bizim için güzel bir akşam oldu ama Mariza için unutulmazdı. Mezeler , etler ve rakı bardakları arasında kayboldu. Geceyi Türk kahvesi ile noktaladık.
Bir kez daha anladım ki Ankara'da yabancı konuklarınızı ağırlamak  için en iyi adreslerden biri Adana Sofrası. Yiyecek kalitesinin yüksek olması bir yana , yabancı konuklara işletme personelinin yakın ilgisi de memnun edici. Hepsi sağolsunlar.

Adana Sofrası
91. Sokak No:6
Yıldız  Ankara
Telefon : 312 - 442 29 00

Necatibey Caddesi No:30
Kızılay  Ankara
Telefon : 312 - 230 02 72

6 Şubat 2011 Pazar

VOLKAN PİKNİK - ANKARA

Ankara'nın klasik olmuş  mekanlarından birindeyiz. Volkan Piknik , 1965'ten bu yana Demirtepe'deki yerinde hizmetine devam etmektedir. İstanbul'lu arkadaşlar Ankara'nın bu "piknik" olayını pek anlamazlar. Ankara'da ise bilmeyen yoktur. Nasıl bir şeydir bu piknik diyenlere cevabımız işte Volkan Piknik gibidir. 
GMK Bulvarında Maltepe'ye giderken sağ tarafta yer alır. Zaten ön tarafındaki eşsiz meyve dekorasyonundan kolayca farkına varılır.

Menüdeki tüm ürünler resimli , içeriği detaylı anlatılmış şekilde önünüzde. Ayvalık tostu , kaşarlı , salamlı , sucuklu , köfteli , tavuklu , karışık sandviçler , tost çeşitleri ve envai çeşit meyve suyu arasında seçiminizi yapabilirsiniz.  

Meyve suyu tercihim nar portakal karışık.  

Karışık sandviç Volkan Piknik'te en çok satan ürünlerin başında geliyor. İçeriği çok zengin. Salam , sucuk , rus salatası , turşu ve ketçap. Tüm malzemeler son derece kaliteli. Harika bir lezzet. Tost makinesinde dışı çıtır kızarmış olan ekmeğin içinde tüm malzemeler bir arada sizi bekliyor.

Sadece karışık sandviç değil , diğer tüm ürünler gönül rahatlığıyla denenebilir. Ama Ayvalık tostu , sosisli ve kavurmalı sandviçin bende ayrı bir yeri vardır. Fiyatlar bu lezzetlere göre makul. Sandviçler 5 TL , tostlar 2,5 TL , meyve suları 5 TL civarında.

Volkan Piknik
GMK Bulvarı No:20/B
Demirtepe  Ankara
Telefon : 312 - 230 03 04
http://volkanpiknik.com/

5 Şubat 2011 Cumartesi

PİDESUN - ANKARA

Karadeniz'de yediğim leziz pideleri konuşurken Giresun'lu olan arkadaşım Necatibey caddesi üstündeki Pidesun'u önerdi. Uzun zamandır gelip geçerken gördüğüm bu mekana daha önce gitmemiştim , Giresun referansını dikkate alarak Pidesun'a geldim.
Pidesun Giresun'un pidesi ile ünlü Espiye ilçesinin pidelerini yapıyor ve et , un , peynir ve tereyağı gibi tüm malzemeler o yöreden geliyor , taş fırında pişiyor. İç mekan  oldukça geniş. Çok sayıda masa var ama öğle saatlerinde oldukça yoğun oluyor.
Uzun bir menü var ve tüm ürünler güzel fotoğraflar eşliğinde detaylı olarak anlatılmış. En önemlisi de resimde ne görüyorsanız masanıza o geliyor. Menü pidelerle başlıyor , sonrasında ızgara , güveç ve tatlılarla devam ediyor. 


Siparişin ardından salata geliyor.

Tek kişi olduğum için az az , çok çeşit denemek istiyorum. 3 çeşit pide söyledim , hepsi yarımşar porsiyon. Önce kavurmalı pide , yumurtasız olmaz tabi!!! Pidenin hamuru ince , lezzeti güzel. Kenarları çıtır çıtır. İç malzemesi olan kavurmayı beğendim ancak biraz yağsız buldum. Kavurmalar genelde daha yağlı olur. Bu kavurma tam da yağlı sevmeyenlere göre. Hamurun kenarıyla , yumurta sarısını tüm pidenin üstüne yayınız , şimdi afiyetle yiyebilirsiniz.

En güzel kısmı orta parçası!!!

Peynirli ve kıymalı pideler aynı anda geldi. Kaşar peyniri  tuzu az olmakla birlikte lezzetli sayılır.

3 pide içinde en beğendiğim kıymalı pide oldu. Eti çok lezzetli , Giresun'dan geliyor , süt dana. Soğan ve maydanoz destekli iç malzeme enfes. Pidenin hakkını veriyor. Kapalı pide olmasına rağmen arzu ederseniz içine yumurta kırdırabilirsiniz.

Pidesun , Karadeniz pidesi lezzetini Ankara'da lezzet fırtınası olarak değide bile tatlı bir esinti olarak veriyor. Yine de pideseverler için önemli bir nokta olduğunu düşünüyorum. Fiyatlar makul 6-14 TL arasında. Ben 3 adet yarım porsiyon pide ve 1 kola için 20,50 TL ödedim.


Pidesun
Necatibey Caddesi No:22/C
Sıhhiye  Ankara
Telefon : 312 - 229 86 00

Çalım Sokak No:27
Siteler  Ankara
Telefon : 312 - 351 96 94

HACI BAYRAM KEBAPÇISI NAZIM USTA - ANKARA

İnternet sitelerinde yorum yazan arkadaşlara göre Nazım Usta Ankara'nın en iyi dönercisi , hatta belki en iyi yaprak döneri yapan yerdir. Uzun zamandır listemde olan bu mekana arkadaşım T. ile birlikte gittik.  
Hacı Bayram camisinin yanıbaşında bulunan Nazım Usta küçük bir mekan. İçeride 5 , dışarıda 7 masası var. Girişte yer alan döner görüntüsüyle doğru yerde olduğumuzu gösteriyor. Ankara yaprak dönerinin özelliği kıyma kullanılmaması. İnce ince kesilen etlerin aralarına yağlar yerleştirilerek üst üste dizilmesiyle yapılıyor. Oldukça zahmetli bir iş.  Her döner tezgahının önünde aklıma aynı filmin aynı sahnesi gelir : Ezel Akay'ın Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü filminde Bursa çarşısında gezen Hacivat(Beyazıt Öztürk) bir yatık döner tezgahının önünde durur ve ustaya şöyle der : Usta bu eti ateşin önüne dikine koysan , en üstüne de yağları koysan , ateşin sıcağıyla eriyen yağlar ete lezzet verse , daha güzel olmaz mı? Olur tabi olmaz mı :)  Döner ve İskender'in başlangıcı böyle olabilir mi? Muhtemelen :)

Salata ile geleneksel girişi yapıyoruz , adet yerini buldu , yorumsuz geçelim.


Az sonra 1,5 porsiyon döner masamda. Kokusu tarifsiz. Güzel pişmiş. Etin lezzeti çok kuvvetli. İşte Ankara yaprak döneri bu!! Yağ ile tatlanmış sade et. Çok beğendim. Arzu ederseniz pilav üstü de alabilirsiniz.

Nazım Usta bu klasik Ankara lezzetini Ankara'da en iyi yapanlardan bir tanesi. Ellerine sağlık. Dönerden başka İskender ve ızgara çeşitleri de mevcut. 1 porsiyon döner 10 TL.

Hacı Bayram Kebapçısı Nazım Usta
Merkez
Hacı Bayram Caddesi No:24
Ulus  Ankara
Telefon : 312 - 310 96 68

Şube
Hacı Bayram Caddesi No:6/C
Ulus  Ankara
Telefon : 312 309 80 60 - 85


DÜNYA NUTELLA GÜNÜ

Dostlar , bugün 5 Şubat , Dünya Nutella Günü , kutlu olsun. Pietro Ferrero'ya da şükranlarımızı sunarız.

Meraklıları evde yapmak isterlerse aşağıdaki link'ten tarif alabilirler , çok yaşa David Baba!!!




4 Şubat 2011 Cuma

CAFE TRAKTIR - MINSK

Minsk'te 2. yerel mutfak denememizi yapmak üzere Cafe Traktir'e geldik. Otelimize ve merkeze yakın oluşu avantajı. Gittiğim gün akşamüstü saatlerinde bile oldukça dolu olması Minsk'liler arasında da tercih edildiğini gösteriyor. Dışarıda hava buz gibi , içerisi idare eder.
Dekorasyon oldukça kötü , kitsch denebilir. Tavanın her yerinde dolaştırılmış yapma olduğunu düşündüğüm sarmaşıkların görüntüsü kelimelerin ötesinde , görmek lazım!!!

Tek siparişim oldu , beğenirsem bir başkası ile devam edeceğim. Tercihim balık Draniki , domuz eti ile yapılan şekli de var. Draniki , patates pancake'lerin genel ismi olmakla birlikte aynı şekilde balıkla ve et ile yapılabiliyor.
Biraz sonra tabak masamda. Öncelikle tabağın renginden başlamak isterim. Koyu renk tabak yemekte hiç iyi sonuç vermiyor. Temiz , beyaz bir tabağın insana verdiği his başkaymış. Resimde gördüğünüz 2 parça da balık. Solda Draniki. Kızartılmış balık köftesi denebilir fakat fazlasıyla yağ çektirilmiş kötü kızartma , lezzetsiz bir balık. Sağdaki sarmal ise füme balık fakat ucundan 1 parça alabildim , gerisi kaldı. Draniki'nin de ancak yarısı boğazımdan geçebildi. Üzgünüm.

2. yerel mutfak denememden de hüsranla ayrılırken bu denemelere son verme kararını alıyorum. Arzu edenler için Minsk'te dünya mutfaklarından örnekler mevcut. Şansınızı onlarda deneyin , ben otelin yemekleriyle devam edeceğim.
Son söz : bazı yabancı gezi sitelerinde restoran önerilerini okurken abartı ihtimalini gözönünde bulundurun. O yorumlara göre Cafe Traktir bambaşka bir yer!!!

Cafe Traktir
vul Karla Marxa 21
Minsk  Belarus
Telefon : +375 17 226 03 41



1 Şubat 2011 Salı

U FRANCISKA - MINSK

Hazır yolumuz Minsk'e düşmüşken yerel mutfak denemeleri yapmadan olmaz değil mi? Hem başka nasıl leziz Rus mutfağını tanıyabiliriz? Bu düşüncelerle , gelmeden önce yaptığım araştırmalar ve rehberlerimizden edindiğim izlenimler sonucu ilk denemeyi şehrin ana caddesi Nezavisimosti üzerinde bulunan U Franciska'da yapmaya karar verdim.
U Franciska , Belarus mutfağından örnekler sunan tipik bir yerel restoran. Dekorasyon hiç etkileyici olmadığı gibi soğuk bir havası var. Dışarıda hava zaten yeterince soğuk , içeride de üstünüzdekileri çıkarmasanız olur ama o zaman dışarıda donarsınız!!!
Menü oldukça geniş. Et , tavuk ve domuz yemekleri çok çeşitli. Ama ben ne yiyeceğim belli olarak gittiğim için kararsızlık yaşamadım.

Bu soğuk havada biraz ısınmak için en iyi yol sıcacık bir çorba. U Franciska tarzı Gulaş çorba istiyorum. Kasenin dibinde az bir miktar gibi görünen çorba başlangıçta hayal kırıklığı yaratsa da öyle olmadığını ilk kaşıkta anlıyorum. Kap çok derin , çorba miktarı inanılmaz bol. Lakin çorbada bilmediğim bir baharat tüm bu malzemenin tadını kaçırmış. Aç ve üşümüş halde sıcak çorbanın ancak yarıya yakınını  içebiliyorum. Gerisini siz düşünün!!!

Ve buraya geliş nedenim : Machanka. Machanka bir Doğu Avrupa , Rusya yemeği. Belarus'un geleneksel tatlarından. Bir çeşit türlü. Et ve/veya sosisle yapılıyor , çorba kıvamında da olabiliyor ama genellikle daha kıvamlı. Yanında da patates pancake'ler servis ediliyor. U Franciska'da Machanka oldukça büyük bir porsiyon olarak geliyor. Bende iz bırakacak karakteristik bir kokusu ve tadı yoktu. Soğanlı yahniyi anımsattı ancak lezzeti çok zayıftı. Patates pancake ise ilginç ama tamamen tatsızdı , 1. lokmadan sonra "bu kadar da tatsız olamaz" diyerek 2. lokmayı denedim ama gerçekten tatsızdı , devam etmedim.

İlk yerel mutfak denememden hiç memnun kalmadım. Üstüne üstlük gelen hesap Minsk standartlarının çok üstünde. Machanka 50.000 ruble(25 TL) , çorba 15.000 ruble(7,5 TL). Şehrin en gözde restoranlarından biri olarak adı geçen U Franciska maceramı burada sonlandırmaktan mutlu oluyorum. Gideceklere Allah sabır versin.

U Franciska
Nezavisimosti (Skoriny) 19,
Minsk  Belarus
Telefon : +375 17  222 48 02

31 Ocak 2011 Pazartesi

DUDUTKİ - MİNSK

Dudutki , Minsk yakınlarında bir açık hava müzesi. Aynı zamanda Belarus'un ilk özel müzesi. Belarus'ta 19. yüzyıl köy hayatını gösteriyor. Mevsimsel etkiden dolayı kısıtlı bir kısmını gezebileceğiz!!
Turumuza ahşap evlerle başlıyoruz.

Mekan Belarus olunca votka üretimi şart!! Aşağıda da votka üretim aletleri görülüyor. Burada üretilen ev yapımı votkaya samagon deniyor. Oldukça sert bir içecek!!!



Dışarıda bu kadar gezdikten sonra içeride ısınma molası veriyoruz , tabi samagon eşliğinde!!!

Eski zamanlarda sarhoş olmamak için aşağıdaki malzemeler kullanılırmış. Köy ekmeğinin üstüne önce bal sürülüyor , üstüne 1 dilim turşu konuyor ve hemen ağza atılmıyor. Önce koklanıyor , sonra yeniyor. Burada amaç beyni uyarmak. Balın tatlı , turşunun ekşi tatlarını karıştırmak! Sonrasında bardağınızdaki votkayı 1 seferde bitirmeniz gerekiyor. Ben 2 votkadan sonra dışarının eksi bilmem kaç derece soğuğunu daha az hissetmenin keyfiyle yola daha bir güzel devam ettim :)


Seramik atölyesinde sanatçının yaptığı çalışmaları izliyoruz.

Şu anda düdük yapmakta. Hatta bu küçücük aletteki 2-3 delikten gayet anlamlı melodiler çıkarmayı başardı. Helal olsun!!

Dudutki'de aynı zamanda bir araba galerisi var. Galeri dediysek bu Rus usulü galeri. Eski arabalardan oluşuyor. Tarihi Volga , Moskvic , Volkswagen ve diğerleri.  



Ve 1930'larda üretilmiş bir traktör. Minsk'te halen dünyanın en büyük traktör fabrikalarından bir tanesinin olduğunu da ekleyelim.

Ve demir atölyesi.


Üşümeden donma sınırlarına yaklaştığımız noktada yine bir mola veriyoruz. Çay ve yerel peynir ikramı. Peynirler muhteşem değil ama sıcakcık bir çay gibisi yok.

19. yüzyıl köyevi. İçeride bir fırın var. Fırın bir evin en önemli bölümü ve ekmek yapımı da en önemli konu. Ekmek yapımında inanılmaz kuralar ve ritüeller var ama hepsini anlatsam çok uzun , sıkılanlar olacak. Merak edenlere anlatırım.

Köyün girişindeki kilise.


Ve bir başka köyevi.

İkramlar 19. yüzyılda en çok kullanılan yiyecekler. Ekmek , turşu , soğan , patates ve domuz eti.

Ve köylerin olmazsa olmazı değirmen ile Dudutki turumuzu bitiriyoruz.


Böylesine soğuk bir günde Dudutki turu bizi biraz zorladıysa da ilginç bir tur oldu. Gezilebilecek daha bir sürü alan olduğunu belirtmem gerekiyor. Minsk'te gündüz vakti sıkılanlar için iyi bir alternatif. Değerlendirin derim.

ShareThis

Related Posts with Thumbnails