9 Haziran 2009 Salı

FEVZİ HOCA BALIK VE KÖFTE - TRABZON

Trabzon denince balığın ilk adresi Fevzi Hoca'dır. Yaklaşık 35 yıldır yemek sektöründe faaliyetini sürdüren Fevzi hoca , Akçaabat'ın Söğütlü beldesinde başlayan , daha sonra Maraş caddesi ile devam eden , en son Ankara'da açılan şubesiyle balık ve köfteseverlere hergün ziyafetler sunmaktadır. Karadeniz'de balıktan bol birşey olmadığı için ister istemez menü balık ağırlıklı oluyor ama bunun yanında Akçaabat'ın tadına doyulmaz köftesi de iyi gidiyor yani.

Fevzi Hoca'nın Trabzon'da bulunan 2 restoranından Maraş Caddesi'ndeyiz. Mekan tertemiz ve ferah. Masamıza geçtik,siparişimizi vermemizin hemen ardından bu bölgeye özel kaygana geldi. Esasen kaygana yumurta , süt ve az unun hafif bir karışımı. Açıkçası kayganaya pek fazla iltifat edemeyeceğim çünkü bir türlü çok sevemedim. Ama gelmiş bir kere , geri çevirmek olmaz!!


Ardından masamıza turşu servisi yapıldı. Turşu güzel ama kesmiyor çünkü gözümüz balıkta.

Hala balığa sıra gelmedi. Salata ve fasulye pilaki karışımı geldi. Bunu da geri çeviremedik , açlığımız devam ediyor ama hala gözümüz balıkta!!!

Ve nihayet beklenen an geldi. Resimde gördüğünüz tabak 2 porsiyon. Karadeniz mezgiti ve barbun karışık. Bence Trabzon işte budur. Balıklar mısır unuyla nar gibi kızarmış. Her ne kadar buralarda balığa limon sıkana pek hoş gözle bakmasalar da hiç aldırış etmiyorum. Limon ve tuz desteğiyle balığın bana düşen kısmına gereken özeni göstererek mideye indiriyorum.

İtiraf etmem lazım ki aşağıdaki tepsi bizim masanın değil ama bu kadar şanlı bir yemeği görüp te fotoğraflamadan bırakamazdım. Karadeniz mezgitini aynı zamanda tepside buğulama da yapıyorlar. Görünüşü mükemmel , eminim tadı da bir o kadar iyidir.

Aslında buralarda yemeğin üstüne tatlı olarak laz böreği alınır ancak öğle yemeği limitimi doldurduğum için onu akşama saklıyorum. Ama buraya kadar gelip te size laz böreğini göstermeden dönmeyeceğim , merak etmeyin.
Gelelim sonuç kısmına; buğulama bizim değildi , kaygana , turşu , piyaz-salata , 2 porsiyon balık ve su 35 TL. Buralar için bir miktar pahalı diye düşünebilirsiniz ama burası Fevzi Hoca , değer yani.
Bu güzel ve taze balığı yemek için ta Trabzon'a kadar gitmemiz şart mı diye soran sayın başkent sakinlerine bir müjdem var ; geçen yıl Fevzi Hoca Ankara şubesini faaliyete geçirdi. Aynı balıklar , aynı tazelikte(balıklar Trabzon'dan günlük olarak geliyor ve prensip olarak asla ertesi gün kullanılmıyor,buraya dikkat!!!) Ankara'lıları bekliyor. Fevzi Hoca Ankara'da Söğütözü'nde. Telefonu altta , tarifi biraz uzun , en iyisi arayıp detaylı tarifi almak.Afiyet olsun.
Fevzi Hoca Et ve Balık Restoran
Söğütlü Beldesi
Fatih Eğitim Fakültesi Karşısı
Akçaabat Trabzon
Telefon : 462 - 248 80 81
İpekyolu İş Merkezi
Maraş Caddesi
Trabzon
Telefon : 462 - 326 54 44
Ankara
Telefon : 312 - 215 45 61

6 Haziran 2009 Cumartesi

MÜZE ÇAY BAHÇESİ - TRABZON

Bu hafta Trabzon'dayız. Trabzon denince akla hemen balık ve Akçaabat köfte gelir , biliyorum ama sabırlı olun,onlara da sıra gelecek. Önce kahvaltıdan başlamak istedim.
Efendim Tranzon'un yeni yapılan sahil yolundan değil de , şimdi iç tarafta kalan önceki sahil yolundan devam ederken bordo mavi renkli horon tepen 2 figür gördüğünüz kavşaktan yukarı doğru bakarsanız tarihi Ayasofya müzesinin heybetli görüntüsü karşınıza gelir. Müzeyi de gez Oburcan diyebilirsiniz ama saat sabah 9 ve çok açım,önce karnımızı doyuralım. Kavşaktan yukarı döndünüz , kıvrılarak yukarı çıkan yolda 100 metre ileride sağda müzenin tabelalarını görürsünüz , işte geldiniz.
Burayı görünce insanın burası Türkiye'mi , ben neredeyim diyesi geliyor çünkü Ayasofya müzesi inanılmaz bir yer. 11 yüzyılda yapılmış eski bir Bizans kilisesiymiş ve içi de görülmeye değer.
Müzenin arka kapısından girdik , arka taraf çay bahçesi haline getirilmiş. Yaz ayları için ideal ancak 1 sorun var,kapalı alanı yok,kışın kapalı.


Manzarası da çok etkileyici , arka taraftan göz alabildiğine denizi görüyorsunuz. Benim gibi denize hasret bir Ankara'lı için bunun ne anlama geldiğini ifade edemem.
Masamıza oturduk,kahvaltımızı söyledik. Etrafta turistlerin ağırlığı farkedilmeyecek gibi değil. Bizim millet ya daha uyanamamış ya da burayı keşfedememiş,yazık!!!
Kahvaltımız geldi,yöresel ekmek buranın olmazsa olmazı,Vakfıkebir ekmeği.Yanında yöresel beyaz ve kaşar peynir,bal(müthiş lezzetli,bunu sakın ıskalamayın),reçel,zeytin vs. Yanında Rize çayı. Karadeniz'de çay servisinde süzgeç kullanmazlar,bardağınızın üstünde çay taneleri yüzer,dibinde de gemi batığı gibi çay tanesi vardır. Buralardan olmayanlar bundan pek hoşlanmaz,siz de hoşlanmazsanız baştan süzgeç kullanmalarını söylemeniz gerek.
Peynir,zeytinden sonra bu yörenin geleneksel yemeği,meşhur kuymak geldi. Burada biraz durup bunu anlatmak istiyorum çünkü bu lezzet adından bahsedilip geçilecek gibi değil.
Karadeniz mutfağı dendiğinde akla ilk gelen lezzetler kuymak ve kaygana'dır. Kaygana'yı yarın anlatacağım. Kuymak kısaca tereyağı,mısır unu,az su ve Trabzon'un kendine has peyniri olan eritme peynirin bir karışımıdır. Günün her saatinde yenebilir ama bence en yakışanı kahvaltıdır.
Bakır kapta servis edilir ve çatal kullanmadan,ekmeği bandıra bandıra yenir. Eritme peynirden dolayı uzayıp durur,biraz zor kopar ama birkaç denemeden sonra alışırsınız. Buraya gelip bu lezzeti tatmadan sakın ola ki dönmeyin,sakın!!!
Sonuçta,2 kişilik kahvaltı,kuymak,2 büyük,2 küçük çayla birlikte fazlasıyla doyduk. Hesabımız 15,5 TL. Nasıl yani demeyin,buralar böyle. Yanında aldığınız temiz hava,manzara,keyif ve huzur bedava!!
Dedim ya kötü tarafı burası yazlık bir mekan,kapalı alanı yok. O zaman ne yapmalı,havalar iyiyken tadını çıkarmalı.
Müze Çay Bahçesi
Ayasofya Mah.
Ayasofya Müzesi Yanı
Trabzon
Telefon : 462 - 230 40 82

26 Mayıs 2009 Salı

KITIR - ANKARA

Kıtır başlığını okuyan birçok Ankara'lının kalbinde ve beyninde kıpırtılar olduğuna bahse girerim!!! Ankara'lı olupta Kıtır'da anısı olmayan birisine rastlamak zordur. Ankara'lılar bir yana , hayatının bir döneminde Ankara'da yaşamış çoğu kişinin de mutlaka Kıtır'da anısı , bira içmişliği vardır. Burası mekandır dostlar , tüm duygularımızın mekanıdır.

Tunalı Hilmi Caddesi'nin girişinde sol tarafta yer alan Kıtır'ı ben 20 yıldır bilirim de , öncesi ne kadardır onu bilemem. 20 yıldır aynı dekor , gelişen ama benzer müzikler , değişmeyen lezzetleriyle tam bir Ankara klasiğidir. İnternette zaman zaman dolaşan "Ankara'lı olmak" konulu mail'lerde mutlaka Kıtır'ın adı geçer. Sözün özü bira , kokoreç , midye , kumpir ve dahası Kıtır'da bizi bekler.

Dedik ya Ankara klasiğidir diye , Kıtır'a gidince adettendir , hemen kulplu bardakta buz gibi bira alınır , illa ki Efes , başka bira mı var memlekette!!!


Zaten hafiften aç gidilir , midye dolmalar cazip , kendi üretimleri. Tadına doyum olmaz.


Midyelerin ardından gelelim Kıtır klasiğine , kokoreç... İstanbul'da Şampiyon ne ise Ankara'da Kıtır odur. Kokoreçin zirvesi burasıdır. Bira ve acılı kokoreç birbirini tamamlar , mideniz bayram eder , zihniniz açılır.
Burada gördüğünüz resimler Kıtır'ın spesiyalleridir Bunların haricinde tadına kesinlikle kefil olabileceğim kumpir çeşitleri ve tavuk yemekleri de mevcut. Gündüz saatlerinde kısmen daha sakin olan Kıtır , akşamları müziğin artan sesiyle pub havasına bürünür. İçerisinin fazla büyük olmaması nedeniyle benim gibi sigara içmeyenler sıkıntı yaşarlar. Yan tarafında ufak bir balkonu ve tek sıra halinde dizilmiş 5 masası bulunmakta , üşümezseniz ve dar mekandan sıkılmazsanız iyi bir alternatiftir. Fiyatlar uygun diyeceğim ama detaylı fiyat veremeyeceğim çünkü dün akşamın faturasını arkadaşım Barış benden önce ödemiş ve tüm ısrarlarıma rağmen rakamı öğrenemedim. Bu arada Kıtır'ın ilk şubesi Çayyolu Park Caddesi'nde geçen yıl açıldı. Orası biraz daha modern dekore edilmiş ve menü daha zengin. Daha fazla balık , sandviç ve yabancı mutfaklardan seçmeler mevcut. Doğal olarak fiyatları da daha yüksek. Ama eğer Kıtır'a ilk defa gidecekseniz illa ki Tunalı 'ya gidin. 1. ders için bu şart. Gitmeden de Ankara'lıyım falan demeyin sakın!!!
Kıtır
Tunalı Hilmi Caddesi No:114
Kuğulu Park yanı
Kavaklıdere Ankara
Telefon : 312 - 426 01 37
Kıtır Çayyolu
Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi
Park Caddesi Adalararası Sokak No:1/B
Çayyolu Ankara
Telefon : 312 - 240 92 66

17 Mayıs 2009 Pazar

ANTAKYA SOFRASI - ANKARA

Gidip te yazmak istediğim ama malesef henüz yolumun düşmediği yerler listesinin en başında Antakya vardır dostlar. Antakya diyince hemen bazılarının karnında hafif kıpırdanmalar olacağından eminim.Güzel yurdumuzun her köşesinde ayrı lezzetler ayrı hazineler olsa da Antakya hakikaten bir başkadır. En son 2008'in 19 Mayıs'ını fırsat bilerek kısa ama etkili :) bir Antakya seyahati yapmıştım , hala tadı damağımdadır. Gitmeyi düşünenlere tavsiye , Antakya'nın 5-6 km dışında Harbiye'de (mesela Kule restoranda) yemek yemeden dönmek olmaz , sonra Antakya'ya gittim falan demeyin hiç kimseye , benden söylemesi!!!
Madem biz Antakya'ya gidemedik , Ankara'da yeni açılan Antakya Sofrası onu bize getirmiş mi acaba diyerek yola çıktık ve Bilkent köpsünü geçer geçmez sağdan girerek Barış Sitesi'nin bitişiğindeki lokantaya ulaştık. Doğal olarak sahibesi Antakya'lı ve tüm ürünler o bölgeden geliyormuş.
Benim acıyla aram iyi olduğu için muhammara ile başlamayı uygun gördüm ama sizi uyarmam lazım , muhammara iyi acı!! Her ne kadar bu muhamara annemin yaptıklarından farklı olsa da benim o bölgede yediklerimle aynı lezzette ve denemeye değer.


Ardından Abu Gannuç yani patlıcan salatası. Bakın bu süper işte. Közlenmiş patlıcanın ve kırmızı biberin o isli tadını alıyorsunuz , zeytinyağı zaten oralardan gelme , herşeye lezzet katıyor. Abu Gannuç benden tam puan aldı.

Patlıcanla da aram iyidir , 2. patlıcan mezesi Baba Gannuç , yani patlıcan yoğurtlama. Bunu da çok sevdik (her zamanki gibi sevgili eşim yanımda , aslında ben sedece onun yorumlarını yazan bir aracıyım , o ne derse doğrudur :))) Neyse , Baba Gannuç'a bayıldık.

Tüm mezeler aşağıda gördüğünüz lavaşlar ile birlikte servis yapılıyor ama buranın en zayıf yeri , restoranın sahibesine de söylediğimiz gibi , lavaşları olmamış. Lavaşlar sınıfı geçemedi , dikkat!!!

Güney yemeği olurda içli köfte olmaz mı!! İçli köfte kızartma. Bazı yerlerde haşlama da yaparlar ama ona bir türlü ısınamadım , bana tuhaf geliyor. Bu içli köftenin iç harcı çok başarılı , kıyması ve baharatı leziz. Sadece dış kısmı biraz kalın ama denemeye değer. Yeri gelmişken Harbiye'de yediğim içli köfteden bahsetmek isterim. İçli köfte orada tabağın içinde tüm tabağı kaplayacak şekilde yayvan olarak geliyor , pizza gibi. Çok ilginçti.

Benim ana yemeğim Harbiye usulü tavuk. Harbiye'de tavuk yiyenlere aşağıdaki tavuk miktarı az gelebilir ama bu tavuğun fiyatı 5 TL. Dolayısıyla aslında fiyat fazla değil. Ama Harbiye'nin o tabağın tamamını kaplayan nar renkli tavuğunu da burada anmadan geçemeyeceğim. Tavuk aslında Harbiye usulü adında olmasa güzel bir tavuk ama Harbiye usulü başka bir boyut ve bu tavuk o tavuk değil.

Eşim mantı istedi. Mantı güzel bir mantı ancak sadece tereyağı sosu bence biraz yavan oluyor. Bol domatesli sos yakışır diye düşünüyorum. Ancak mantı kriziniz geldiyse bu mantı denenir. Yoksa diğer yemeklerden tadın derim.

Daha bitmedi mi diyorsanız sonuna geldik, zaten biz de bittik. Tüm bunlar 2 kişi tarafından zor yeniyor. Biberli ekmekte güney bölgelerimize özgü bir ekmektir. Hafif acılıdır ve aslında başlangıçta yenmesi gerekir. Biz sonradan deneme amacıyla söyledik , zaten yiyemedik ve paket yaptırdık.

Gelelim menüde başka neler var ve fiyatlar kısmına ; çorbalar mevcut , 4 TL , biberli ekmek 2 TL. Mezeler , zeytin salatası , abu gannuç ve baba gannuç 3,5 TL , zahter (kekik salatası) , humus ve cevizli biber 4 TL . Ana yemekler , lahmi sini(2 kişilik tepsi kebabı ) 20 TL , tuzda bütün tavuk 20 TL , ıspanak borani , kabak borani , yoğurt aşı , ekşi aşı , mantı , Harbiye usulü tavuk , aşşur (keşkek) , kuru dolma 5 TL . Tatlılardan künefe ve kabak tatlısı 5 TL. Yani fiyatlar makul.
Antakya mutfağını tatmak isteyenler başlangıç olarak buradan başlayabilirler. Antakyalılar da hafif bir Antakya esintisi hissedeceklerdir. Başarılar diliyoruz.
Antakya Sofrası
Mustafa Kemal Mahallesi
Barış Sitesi No: 61/2
Bilkent Ankara
Telefon : 312 - 287 97 96
Son not : Antakya'ya giderseniz şehrin içinde bulunan butik otel Savon'u görmeden gelmeyin. Bambaşka bir dünyaya giriyorsunuz. Kalmasanız da oturup birşeyler için , zaman tüneline girmiş gibi oluyor insan.

8 Mayıs 2009 Cuma

KAŞIK-LA - KAYSERİ

Burası Kayseri dostlar , yani mantının anavatanındaydım bugün. Öğle yemeğinde az sonra şahit olacağınız görüntüler eşliğinde bir ziyafet çektim kendime , ama ne ziyafet. Akşamüstü yola çıktım ve Ankara'ya döndüm. Eve ulaşır ulaşmaz keyifle açtım bilgisayarımı , başladım yazmaya. Bu yemekleri yemesi ayrı keyif , anlatması ayrı . Tabi anlatma kısmını tok karnına yapmanız gerek :)

Kayseri'ye en bilindik yerden başlamak istedim. Zaman içinde daha az bilinen ve henüz keşfedilmemiş lezzet mekanlarını da yazacağım ama başlangıcı sıkı yapalım.

Kayseri'ye geldiyseniz doğal olarak mantının peşine düşeceksiniz , bu şart. İnternette kısa bir araştırma yapan herkesin karşısına çıkacak ilk mekan Kaşık-la'dır. Burası 2002 yılında faaliyete geçmekle beraber zaman içinde hızlı ilerlemiş , hatta son zamanlarda işi İstanbul ve İzmir'de franchise verecek kadar büyütmüştür. İşin aslı İstinye Park Kaşık-la'da da mantı yedim ama havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez , Kayseri'deki lezzeti bulamadım.

Kayseri'de mantıyı biraz değişik yapıyorlar. Buranın mantısının domates sosu suyuna karıştırılıyor. Aslında prensip olarak çok hoşuma gitmese de sonuçta lezzete bakarım ve burada sonuç olumlu. Kaşık-la'da mantı en geleneksel şekilde ama tamamen hijyen kurallarına uygun olarak üretiliyor. Kendi tesisinde özel koşullarda bu mantıları büken bayanların emeklerine sağlık , onlara haklarını teslim etmeden geçemeyeceğim. Domates soslu mantının yanında yoğurt ve ayrı olarakta sarımsaklı sos geliyor. İsteyen sarımsağı gönlünce kullanabilir , aman dikkat!! Üzerine nane ve pul biberle yakılmış tereyağı gezdirilince tadına doyum olacak gibi değil. Hani klasik laf vardır ya , mantıda standart 1 kaşığa 40 adet gelecek diye , bunları saymadım ama rakam yakın sanırım , her bir parça itinayla bükülmüş. Bu arada unutmadan ekleyeyim , resimde gördüğünüz mantı yarım porsiyon. Porsiyon fiyatı ise 8 TL. Bu lezzete bu para az bile...Tekrar ellerine sağlık.


Mantının ardından buranın özel yemeklerinden Kaşık-la tabağı aldım. Tabakta yaprak sarma , içli köfte , börek ve yağlama var. Hangi birinden başlasam bilemiyorum. En iyisi alfabetik sıra yapalım , kimse gücenmesin :) Börek... içi peynirli ve maydanozlu , yumuşacık , katmanları incecik. İçli köfte... yurdun her yerinde herkes içli köfte yapar ama inanın böylesini zor yapar. Dış bulgur katmanı ince. İçinde kıymanın baharatı enfes , ufak ceviz parçaları da cabası. Yağlama... Kayseri'nin yerel lezzetlerinden. Kat kat ince hamurlar arasında soslu kıyma. Üzerine hafiften yoğurt gezdirilip yavaş yavaş yenmeli. Yaprak sarma... içi kıymalı ve ilginç bir baharatı var. Domates sosuyla birlikte lezzeti patlıyor. Bu tabakta değişik lezzetleri azar azar tattıysak ta , her bir lezzet ayrı ayrı alınıyor genelde. Ben Kayseri'de yaşasam hergün birini yerdim. Ama bu sefer biraz acelem var , o kadar bekleyemeyeceğim. Kaşık-la tabağı 12 TL.

Kaşık-la'nın değişik başlıklar altında çok geniş bir menüsü var. Yöresel yemeklerden pastırmalı kurufasulye , sucukiçi , kiremitte sucuk ve daha bir çok yemek mevcut. Izgaralarda et ve tavuk çeşitleri var. Tatlılar ise yöresel ve uluslararası lezzetler birlikte ama ben size Nevzine'nin biraz değişmiş hali olan Necmiye Hanım tatlısını önereceğim.
Son söz ; İstanbul ve İzmir'deyseniz eğer , Kaşık-la'nın şubeleri size gerçek mantıyı tattıracaktır. Ama yolunuz Kayseri'ye düşerse , nasıl desem , mantının hası burada sizi bekler.


Toyota kaşık-la Mantı Restaurant
Adres : Anbar Mh. Zafer Caddesi No: 4 Kayseri
Telefon : 352 - 326 30 75
kaşık-la Cafe & Restaurant
Adres : Alparslan Mah. Bahar Caddesi No:49 Kayseri
Telefon : 352 - 223 99 66

Cevahir Alışveriş Merkezi kaşık-la Restaurant
Adres : Büyükdere Cd. Cevahir Alışveriş Merkezi Kat :3 Şişli - İstanbul
Telefon : 212 - 3800333

Çiğli Kipa Alışveriş Merkezi kaşık-la Fast-Food Restaurant
Adres :Aşağı İstasyon mah. kat 2 Dükkan no :222Küçük Çiğli - İZMİR
Telefon : 232 - 376 9090

Balçova Kipa Alışveriş Merkezi kaşık-la Fast-Food Restaurant
Adres : Balçova Kipa A.V.M Kat:1 No:112 Balçova - İZMİR
Telefon : 232 - 278 97 88

İstinye Park Alışveriş Merkezi kaşık-la Fast-Food Restaurant
Adres : İstinye park A.V.M. Pınar Mah.no:261 İstinye/istanbul
Telefon : 212 - 345 60 50

2 Mayıs 2009 Cumartesi

GALGA - ANKARA

Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm bir yer vardı Ankara'da , nihayet 1 Mayıs tatilinde gitme fırsatı buldum. Efendim konumuz Moğol barbeküsü adıyla 7 düvele nam salmış bir yemek çeşidi. Önce biraz detay verelim , ardından sizi mutfağa alacağım , söz!!
Dünyada Moğol barbeküsü fırtınası Amerika ve Avrupa'da başlamışmış ta bizim haberimiz sonradan olmuşmuş. Tarihçesine bakarsak şöyle efsaneler var ; Cengiz Han ve askerleri avladıkları hayvanları kılıçlarına dizer , çeşitli ot ve baharatlarla karıştırarak , ateşin üstüne koydukları kalkanlarında pişirirlermiş. Galga'nın anlamı da kalkanmış. Söylenen bu. Bu tarif hoşuma gittiği için doğru olduğuna inanmak istiyorum. Ama doğru olmasa da iyi bir pazarlama söylemi olduğunu itiraf etmem gerek.
Benim Moğol barbeküsüyle tanışmam birkaç yıl önce İstanbul'da oldu. Bu lezzeti tadıp ta sevmemek elde olmadığı için bir süre İstanbul seyahatlerinde idare ederek , Ankara'da açılmasını bekleyip durduk. Bir ara yaz aylarında Hilton otelinde yapıldığını hatırlıyorum ama net değil.
Neyse , geçelim buraları da sadede gelelim yavaştan. Moğol barbeküsü , et çeşitlerinin (dana , kuzu , tavuk , hindi veya deniz mahsulleri) sebzelerle ve noodle'la birleştirilip çeşitli sos ve baharatlarla sac üzerinde pişirilmesiyle ortaya çıkan şaheserdir , kısa yoldan anlatımı bu. Galga'ya geldik , sizi karşılayan eleman zaten bu konsepti bilip bilmediğinizi soruyor ve eğer bilmiyorsanız bilgi veriyor. Önce yiyeceğinizin ete karar verip söylüyorsunuz ki hemen pişmeye başlıyor. Sonra 1. ahşap kabınızı alıp sebzelerinizi seçiyorsunuz. Sebzelerde neler var , patlıcan , kabak , havuç , kereviz , meksika fasulyesi , soğan , mantar , domates , biber. Mevsimsel olarak bu listeye giren ve çıkan sebzeler olabiliyor. Yemekler karışmasın diye sizin kabınıza isminizin yazıldığı küçük bir de bayrak dikiyorlar. Sebzelerimizi de pişmesi için verdik. 2. kabımızı aldık ve bizim eriştenin bir modeli olan noodle ve/veya pirinç noodle'ı da seçip kabımıza koyduk. Son seçim baharat ve sos seçimi. Burada çok seçenek var ve ilk başlarda görevliden yardım almanız daha iyi olacaktır çünkü hangi tür etle neyin iyi gideceğini onlar biliyor. 1-2 seferden sonra kendi zevkinize göre seçim yapmanız daha kolay olacaktır. Baharatlar çeşit çeşit , kimyon , köri , karabiber , yenibahar , sarımsak tozu , kuş üzümü ve daha hatırlamadığım bir sürü. Soslar da çok çeşitli , soya sosu , istiridye sosu , krema , özel et ve deniz ürünleri sosları. Bunları da seçtik ve teslim ettikten sonra yemeğimizin pişmesini beklemeye başlıyoruz.
Yukarıda gördüğünüz sac tavada etlerin pişirilmesi ile başlanıyor. Daha sonra sebzeler ve noodle'lar ilave ediliyor ve işte sonuç;
Benim Moğol barbeküde sevdiğim şey tüm malzemenin yağ ilave edilmeden pişirilmesi. Bu nedenle hiç rahatsız etmiyor. Ve kendi damak zevkinize göre istediğiniz kadar çeşitleme yapabiliyorsunuz.
Moğol barbekü , yeme içme konusuna meraklı herkes için değişik bir alternatif lezzet sunuyor. Bildiğimiz malzemelerden hiç bilmediğimiz ama kesinlikle bize hitap eden bir yemek ortaya çıkıyor. 1 kere denedikten sonra anlayacaksınız.
Gelelim fiyatlara ,
Galga'nın girişindeki fiyatları görüyorsunuz , bu değişik yemek için son derece makul. Şunu da İstanbul'lu dostların hoşgörüsüne sığınarak söylemem lazım ki , İstanbul'da İstinye Park'ta Go Mongo'ya giderseniz bunun 2 misli fiyatlara aynı lezzeti yiyeceksiniz , bu da Ankara'nın şansı olsa gerek. Galga'nın ilk şubesi İstanbul Yolu'nun başında bulunan A City AVM'de açılmıştı. Ancak dün gördük ki Eryaman KC Göksu AVM'de de 2. şubeyi açmışlar. İşler iyi demektir , maşallah Galga , nazar değmesin sana...
A City Outlet AVM , Food Court
İstanbul Yolu 5. km. Ankara
Telefon : 312 - 387 37 81
KC Göksu AVM
Eryaman , Ankara
Telefon : 312 - 280 07 74

26 Nisan 2009 Pazar

KÖFTECİ KOCA USTA - ESKİŞEHİR

Eskişehir turumuza devam ediyoruz. Eskişehir'in köftecilerinin en eski ve ünlülerinden bir tanesi olan Koca Usta'dayız. Koca Usta , tren garı bölgesinde yer almakta olup , 1955'te İlyas Kök tarafından kurulmuş ve günümüze kadar başarıyla gelmiş. Artık 3. kuşak olan Erol Kök tarafından işletilmekte. Köfteleri tamamen kendi üretimleri ve formülü sır gibi saklanmakta. İşlerinde ne kadar konsantre ve başarılı olduklarını anlamak için dükkana girmeniz yeterli. Bu minik dükkanda sadece köfteyle bu kadar yıl ayakta kalabilmek ve ününü korumak her babayiğidin harcı olmasa gerek.

Girişte sizi az sonra köftenizin pişeceği kömür ızgarası karşılamakta.

Köftemizi söyledik , ustamız ızgaraya attı , köftelere ekmekler de eşlik ediyor. Hiç aç olmasam bile bu manzara karşısında dayanmam zor!!

Masamıza geçtik. Masada bizi hafif acı biber turşusu bekliyor. Ama tüm iştahımı köfteye saklıyorum.
Ve köftelerim geldi. İtiraf etmek gerekirse tabak son derece sade ama kokusu dayanılmaz.

Köftelerin yanında domates ve soğan da geldi. Hafif kızarmış ekmek eşliğinde hepsini midemde birleştirdim!!
Şu anda bu sade ve küçük dükkanın nasıl olup ta 1955'ten beri süregeldiğini anlamış durumdayım dostlar. Bu konudaki düşüncem daha da kuvvetlendi. Siz iyi birşey yapıyorsanız , iyi bir lezzetiniz varsa , hizmetinizden ödün vermiyorsanız , insanlar mutlaka sizi buluyor ve bu noktada dükkanınızın yerinin , büyüklüğünün önemi kalmıyor.
Uzun lafın kısası ; Eskişehir'deyseniz sorun yok , dükkan sizin. Ama yolunuz Eskişehir'den geçerse , bence ufak bir mola verin ve bu lezzeti tadın. Pişman olmazsınız.
Köfteci Koca Usta
İstasyon Caddesi No:25 Eskişehir
Telefon : 222 - 231 25 26

19 Nisan 2009 Pazar

ÇİBÖREK EVİ - ESKİŞEHİR

Eskişehir benim için hep şaşırtıcı bir kent olmuştur. Burayı hiç bilmeyen birisi bile şehirde 1 saat dolaşsa size söyleyeceği ilk şey üniversitenin etkisi ve öğrenci nüfusu olacaktır. Benim kastettiğim şey tam olarak bu değil. Eskişehir'in aynı zamanda çok geniş bir yemek kültürü ve buna paralel olarak çok kaliteli restoranları var. Burada , bir çok şehrimizde göremeyeceğiniz kadar hayat var , enerji var , lezzet var. E doğal olarak lezzet neredeyse , Oburcan orada!! İçeri girin de keyfini beraberce sürelim...

Efendim Eskişehir dendiğinde ilk aklımıza gelen şeyin çiğ börek olacağından hareketle , Eskişehir turumuza güzel bir çiğ börekle başlamayı uygun buldum. Mekanımız Eskişehir Çibörek Evi , yazım hatası yok , çibörek. Eskişehir'in Bursa yolu çıkışında sol tarafta 7. kilometrede yer almakta.
Burası tatar mutfağı ile ünlüdür. Menüyü incelediğinizde neler varmış size söyleyeyim , çorbalardan sorpa ve kaşık börek. Etlerden et savutu , kol sarma , kökrek dolma , tatar tandır. Bunlara ilave olarak ızgara çeşitleri. Hamur işlerinde tabiki çibörek , sar burma , kavurma börek , göbete. Tatlı olarak Kırım baklavası ve katlama. Takdir edersiniz ki sıska!! Oburcan'ın bunların alayını tek seferde tatmasına ve siz sevgili dostlarına anlatmasına imkan yok. Bu nedenle lisedeki sınavlarda olduğu gibi bildiğimiz sorudan başlayalım , ben de bildiğim yemeklerden başlayacağım. Mekana geldik , bugün hava güzel , kapalı alan da ferah ama bahçe harika. Siparişimizi verdik , başladık beklemeye. Az sonra dilimlenmiş ekmekle beraber biber turşusu ve özel bir salça geldi. Bunlara dalıp kendinizi tıkamayın , aman!!
Önce meşhur çibörek. Tabakta 2 tane olduğuna bakmayın siz. Ben köfte de söylediğim için bunu az aldım. Normalde 1 porsiyonda 5 tane çibörek var ve fiyatı 5 TL. Bu fiyat Eskişehir için çibörekte biraz yüksek bir fiyat olmasına rağmen kalite sizi memnun edecektir. Çibörek rengi açık , kızartma olmasına rağmen hiç yağ çekmemiş , ağır gelmiyor.

Eskişehir'de çibörekten sonra çok rastlayacağınız 2. tür köftedir. Burada 50-60 yıllık köfteciler bulabilirsiniz. Sırada köfte var ama yalnız olmaz. Önce piyaz. Piyaz da sınıfı geçer. Malzemeler taze ve lezzetli.

Ve son nokta,köfte... Köfteler tombul köfte boyutunda , oldukça kalın ama tam kararında pişmiş. Lezzet ise tarif edilemez. Hafif bir İnegöl köfte tadı alınıyorsa da tam olarak İnegöl denemez. Yumuşacık ve içi çok sulu. Yanında ızgarada ısıtılmış ekmek dilimleriyle iyi gitti. Önce ekmeği bastırın köfteye , suyunun tadına bakın derim. Sadece bu köfte bile doyurucu , fiyatı 10 TL.


Tatlılardan bahsettik ama yine tatlıya yerimiz kalmadı. Onu da gelecek sefere tadacağız. Bu yemeklerin tamamı , yanında 1 kola ile birlikte 20 TL hesap geldi. Hak etti mi , hem de her kuruşunu. Ustaların ellerine sağlık.
Eskişehir Çibörek evi burada başladı ve şu anda 3. şubesini de açtı. Kalite ve lezzet her zaman halkımızdan takdir görüyor , işte kanıtı. Çok şanslısın Eskişehir , afiyet olsun.
Eskişehir Çibörek Evi
Bursa Yolu 7. km
Telefon : 222 - 315 03 76
Hasan Polatkan Bulvarı No:97
Telefon : 222 - 233 16 16
Kanatlı Alışveriş Merkezi
Kat:3 No:21
Telefon : 222 - 231 94 94

13 Nisan 2009 Pazartesi

ÇEŞNİ KONAĞI - 2. BÖLÜM

Az sonra göreceğiniz resimler %100 orijinaldir dostlar,sakın monitörünüzün ayarlarıyla oynamayınız. Veya photoshop hilesi falan gibi düşüncelere de kapılmayınız lütfen. Ankara'da mekanlar bitti , Oburcan 2. tura başladı diye düşünenleriniz olursa da teessüf ederim , alakası yok. Geçtiğimiz Cuma akşamı kalabalık bir aile yemeğimiz vardı ve Çeşni Konağı'nda yapalım dedik. İyi de etmişiz. Gördüğünüz resim tam 2 metre 75 santimetre boyunda bir Adana kebabına aittir ve Adanalı dostlar kusura bakmasın ama Adana'da yediğim kebapların alayına fark atar. Abartım mı? Hiç sanmıyorum.
Adana kebabını sevmeyenimiz yoktur ve heryerde kolayca bulunur. Ama herşeyde olduğu gibi kebabı da yerinde yemenin tadı başkadır. Geçtiğimiz yıllarda sık sık yaptığım Adana seyahatlerinde , Adana kazan Oburcan kepçe , şehrin her köşenindeki kebapçıları adım adım dolaştım. Ve de vardığım sonuç beni çok mutlu etmedi. Adana'da kebaplar fazla yağlı oluyor ve benim için etin tadını bile gölgeliyor. Her ne kadar da "yağsız yerinden olsun" deseniz de sonuç istenen ve beklenen seviyeye ulaşamıyor. Bu söylediklerimi yağlı yemeyi sevenler üzerine almayabilirler. Ama bence iyi bir kebapta sadece etin tadını almak gibisi yoktur , başka hiçbir malzeme bu tadın önüne geçmemeli , özellikle yağ.
Çeşni Konağı'nın kıymetli ustaları bence ideal ölçüyü ve lezzeti yakalamışlar. Klasik Adana kebabının lezzetini alırken , yağdan içiniz bayılmıyor. Eti yumuşacık ve leziz. Tabi burada sorun 2.75 metrelik kebabı bu ölçüdeki ocakta pişirdikten sonra , masada şişten çıkarmakta. Endişeye mahal yok , bunun da kolayı var. Etin üstü sıcak lavaşlarla kaplanır ve herkes önündeki parçayı tutar. Bu sırada ustamız da şişi etten çeker ve başarıyla çıkarır. Gerisi , gerisini anlatamayacağım , mis gibi et önümde , müsadenizle ...

5 Nisan 2009 Pazar

BUTCHA STEAK HOUSE - ANKARA

En sonunda Ankara beklediği ete kavuştu dostlar , hepimizin gözü aydın. Efendim sözünü ettiğimiz bu et kuru yaşlandırılmış sığır etidir(dry aged beef). Bu lezzeti tattığımız restorana girmeden önce kuru yaşlandırma olayına biraz değinmek istiyorum , çünkü bu kadar parayı neden verdiğini haklı olarak herkes merak.

Tahmin edebileceğiniz gibi Amerika'dan dünyaya yayılan bu teknik aslında oldukça maliyetli olduğu için kullanımı hep sınırlı kalmış. Temeli şu ; Et 2°C ısıda ve %86 nem oranı olan çok temiz, iyi havalandırılan ve kokusuz bir odada asılı olarak gözlem altında tutulur. Daha sıcak olursa et bozulabilir , 0ºC nin altında ise donar ve yaşlandırma durur. Yaşlandırma işlemiyle ette şöyle değişiklikler olur ; etin dışında enzimlerin oluşturduğu kahverengi bir tabaka oluşur. İçeride ise enzimler işine devam eder ve et bir miktar nem kaybeder ve hafifler. Bu etin tadının daha yoğunlaşmasını sağlar. Ayrıca geçen zamanla birlikte enzimler kasların içindeki bağ dokularını parçalar , ki bu da etin daha yumuşak hale gelmesini sağlar. Şimdi , et bekledi , biraz hafifledi. Dışındaki kahverengi kısmı kesince içeriden yine kıpkırmızı eti gördük. İşte bu et daha lezzetli ve yumuşak olan dinlendirilmiş ettir. Ve etin makbulu budur. Bu işi Türkiye ile tanıştıran ve yılın girişimcisi ödülünü alan sevgili Emre Mermer henüz Oburcan ile malesef tanışamadı ancak en kısa zamanda bu büyük buluşmayı gerçekleştireceğiz :) Emre Mermer'in İstanbul'da , Küçükarmutlu'da başlayan yolculuğu hızlanarak devam ediyor ve bu işi Türkiye'ye getiren adam olarak her türlü övgüyü hakediyor. Teşekkürler Emre Bey , tebrikler. ( Meraklıları için web adresini de verelim ; http://www.dukkanistanbul.com/ )

Bu lezzeti Ankara ile tanıştıran Osman Sungur , Ayhan Sevilir ve Şehmuz Acar'a da yeri gelmişken teşekkürlerimizi sunuyoruz. Butcha , Ankara'nın bu sıralar en gözde mekanı olan Çayyolu Park Caddesi'nde , Alımcı villalarından birinde açılmış. Girişte sizi uzun zamandır sessizce bekleyen etler karşılıyor.


Etlerin üzerinde tarihleri var , ne kadar zamandır beklediklerini görebiliyorsunuz. Etinizi buradan seçerek hazırlatabileceğiniz gibi , hazır olanları da mevcut. Bu dolapların yanında kasap kısmı yer alıyor. Burada evde tüketmek üzere de et alabiliyorsunuz.

Burada sucuk sosisten , kuru yaşlandırılmış etlere ve köftelere kadar her türlü et ve peynir çeşitleri mevcut. Kuru yaşlandırılmış etler deniz tuzu haricinde terbiye edilmiyor ancak arzu edene terbiyelenmiş kuzu sırtı da var.

Etimizi de seçtik , masamıza oturduk. Masada taze ekmek ve zeytinyağı ile yemeğe başladık. Ardından tulum peynirli yeşil salata aldık.

Malzemeler taze ve zengin. Yağı , sosu yerinde. Peyniri lezzetli. Salata sınıfı geçer ancak gözümüz yolda , heyecanla etlerimizi bekliyoruz!!!

Önce benim etim; ben pirzola istedim. Oldukça kilolu geldi , yaklaşık 400 gram kadar ,ızgara sebzeler ve kararbiber sosu eşliğinde. Şunu belirteyim , kömür ızgarasında pişmiş etin tadını çok yoğun hissediyorsunuz. Bu etlere neden terbiye yapılmıyor , şimdi daha net anlaşılıyor. Etin tadı o kadar baskın ki. Bir o kadar da sulu. Pirzolamın kalınlığı yaklaşık 2 cm olduğu için iyi pişmiş istedik , yurtdışında genelde bu kadar pişirilmez ama içinin de pişmesi için iyi pişirilmesini söylemenizde fayda var. Aksi halde içi kırmızı gelebilir!!

Sevgili eşim bonfileyi tercih etti, o da iyi pişmiş. Yanında Cafe de Paris sosu var ama bu eti sosla yemek haksızlık,yapmayın bunu.
Tatlıya geldik ancak Oburcan limiti doldurdu , yer kalmadığı için onu da başka zamana bıraktık ancak tatlı çeşitlerinin de zengin olduğunu söyleyebilirim. Şarap listesine gereken ilgiyi gösteremediğim için de kusura bakmayın lütfen. Gelecek sefer bunlar da kontrol listesinde olacak.

Dekorasyon çok başarılı. Restoranın sıcak bir havası var. Garsonlar kibar , ilgili ve bilgili. Ön tarafta bahçesi var, yaz aylarında bu bahçede yenecek akşam yemekleri çok keyifli olacak , bu kesin. Otopark sorunu da yok , vale hizmeti mevcut , arabanızla rahat rahat gelebilirsiniz.


Geldik hesap kısmına. Bu tür etlerde su kaybından ve etin dış kısmının kesilmesinden dolayı %30 civarında fire olduğu için fiyatlar da aynı oranda yüksek. Pirzola 35 TL , bonfile 28 TL. Meraklısına T-bone steak'te mevcut. Biz 2 biranın da katılımıyla toplamda 84 TL ödedik ve verdiğimiz parayı helal ederek çıktık.
Dediğim gibi , fiyatlar biraz yüksek olsa da etleri tadınca buna değdiğini göreceksiniz dostlar. Burayı ıskalamayın , etler yeterince beklemiş , daha fazla bekletmeyin!!!

Butcha Steak House
Dr.Ahmet Taner Kislali Cad.Alimci Park Villalari 15/2
Çayyolu - Ankara
Tel :312 - 241 45 43
http://www.butcha.com.tr/

31 Mart 2009 Salı

Şaban Usta'nın Kuzu Sırık Kebabı - Ankara

Bir blog oluşturma fikri aklıma ilk defa Şaban Usta'da yemek yerken gelmişti. Ankara'da ve başka illerde böyle yöresel olarak ünlü ve henüz keşfedilmemiş bir sürü yer var bildiğim. Neden bu yerleri başkalarıyla paylaşmayayım dedim kendi kendime.
Şaban Usta Çorum'un Osmancık ilçesinden. Zaten sırık kebabı da Osmancık'ın bir lezzetiymiş. Biraz da Sinop'un Boyabat ilçesinde bilinirmiş. Sırık kebabı kuzudan yapılıyor. Şaban ustamız kuzuları Adana'nın Tekir yaylasından getirtip , Ankara'da kendi çiftliğinde bir süre daha özel olarak besliyormuş. Kuzular da illaki kıvırcık kuzu cinsinden olurmuş.


Yerinin tarifi bile zor. Gitmek isteyenler için telefon numaralarını da veriyorum ki tarif alabilsinler. Çünkü tarifsiz bulunması oldukça zor. Ama gittiğinizde kapıdaki araba kalabalığından burasının bayağı ünlü bir yer olduğunu anlıyorsunuz.


Giriş kısmında ocak var. Zaten ocağı görünce insanın orada kalası geliyor , manzara o kadar müthiş ki ayrılamıyorsunuz. Sırığa takılmış kuzular odun ateşinde yavaş yavaş pişiyor. Bir kuzu yaklaşık 5 saatte pişiyor. Odun mutlaka çam ağacı olacak , bu şart.


Ocağın başından ayrılabildik , masamıza oturduk. 1 tabak çoban salata ve dilimlenmiş ekmek , etlerimiz gelene kadar bizi meşgul ediyor , ve...

Et dediğimiz şey işte budur dostlar. Bazılarınızdan duyar gibiyim , kuzu eti kokar , sevmem gibi lafları. Öyle demeden önce Şaban Usta'da bu tabağın tadına bakmanızı tavsiye ederim. Ağır odun ateşinde uzun süre pişince ette ne koku , ne lif , hiçbir şey kalmıyor. Sadece tadına varın. Afiyet olsun. Serviste bıçak gelmiyor ama isterseniz getiriyorlar. Yine de benim tavsiyem 1 parça ekmeği bıçak niyetine kullanmanız , sonunda etin suyuyla ıslanan ekmeği de etlerin yanına göndermeniz. Eğer öğleden sonra kalabalıklar arasında işiniz olmayacaksa soğan da isteyebilirsiniz. Yemeğin ardından masaya seramik semaver içinde çayınız geliyor. Böyle bir yemeğin ardından çay çok iyi gidiyor. Geldik hesap kısmına. Etin kilosu 34 TL. Söylemedi demeyin , öyle 100 gram falan kesmiyor. 250-300 gram civarı rahat gidiyor , iddialı arkadaşlar 500 grama kadar çıkabiliyor. Şaban Usta tatil yapmıyor , Pazar günleri dahil hergün 11'den 21'e kadar açık. Ama akşam gidecekseniz rezervasyon şart. Et kalmamış olabiliyor. Burada etler ertesi güne bırakılmıyor , tamamen günlük olarak tüketiliyor.
Birçoğunuz burayı ilk defa duydunuz biliyorum ama eğer kuzu etini seviyorsanız Şaban Usta'yı ıskalamayın derim. Teşekkürlerinizi bildirirseniz sevinirim.

Şaban Sarı
Şehit Kubilay Mahallesi Selim Caddesi No:70 Yükseltepe
Telefon : 535-452 92 81 312-330 45 53

ShareThis

Related Posts with Thumbnails