18 Aralık 2010 Cumartesi

BARCELONA-I by NİLAY GİRAY

Barcelona hakkında:

Uçuş süresi: 3.5 saat
Para birimi : Euro
Yüzölçümü : 487 kilometrekare
Saat farkı : 1 saat geri
Resmi dil : İspanyolca, Katalanca, Fransızca ve İngilizce
Sıcaklık : Ülkenin genelinde kışlar soğuk, yazlar sıcak ve kuru geçiyor.
Nüfus : Yaklaşık 1.6 milyon
Vize : İspanya Türk vatandaşlarına vize uyguluyor.

Barcelona tam anlamıyla açık hava müzesi konumunda bir şehir. Müzeleri, sanata ve sanatçıya verdiği değer, yaşam tarzları, yemek kültürleri, futbola ve spora olan düşkünlükleri ile İspanya’da adından oldukça söz edilir. Şehir tüm ihtişamını Antoni Gaudi'ye borçlu.Sagrada Familia Kilisesi,Casa Mila, Casa Battlo,Guell Park Antoni Gaudi’nin görmeye değer yapıtları. Montjuic tepesi,Poble Espanyol (İspanyol köyü) Old Town(eski şehir),Barri Gothic (Gothic Mahallesi) keşfetmeniz gereken diğer önemli yerler. Camp Nou 'yu atlamak da olmaz tabii,futbolseverlere haksızlık olur.


Dehayla deliliğin ince sınırlarında dolaşan Gaudi’nin en önemli eserlerinden biri olan bu ilginç apartman, tek bir düz çizgi barındırmaması ile oldukça dikkat çekici. Bütün cephenin ve çatının kavisten oluşuyor olması binanın en önemli özelliği. La Pedrera’nın içinde şanslı ve zengin insanların oturduğu dairelerin bulunduğunu da söylemeliyim. Aslında bunun şans olduğu söylenilebilir mi bu konuda pek emin değilim. Daimi olarak yoğun olan bir apartmanda yaşamak oldukça garip bir his olsa gerek. La Pedrera’nın oldukça güzel dekore edilmiş dairesi ve en üst katında Gaudi’nin tasarımlarını inceleyebileceğiniz müzesi Barselona’da kesinlikle görülmesi gereken yerlerden.
La Pedrera’nın ardından yeni durağımız ise Casa Battlo oldu. Gaudi bir kez daha ne kadar önemli bir sanatçı olduğunu gözler önüne seriyor bu yapıyla. Bütün odaları gün ışığı alan Casa Battlo’un yapısal anlamda en önemli özelliği de içerideki havalandırma sistemi. Masallardan çıkıp gelmiş bu renkli bina da tıpkı La Pedrera gibi düz çizgi barındırmıyor. Ön cephesi altın renginden maviye doğru kayan renklerde mozaiklerle kaplanmış Casa Battlo, çocukken hayalini kurduğumuz ancak bir türlü sahip olamadığımız, Hansel ve Gretel masalında anlatılan eve benziyor kesinlikle.
Gaudi’nin iki önemli eserini gördükten sonra sırada bir diğer önemli eseri Park Guell var. Devasa bir park olan Park Guell 1900-1924 yılları arasında yapılmış. Aslında başlangıçta site olarak planlanmış bu parkta sadece iki ev bulunuyor. Barselona’yı ayaklarınızın altında hissettiğiniz bu parkın her köşesinde klasikleşmiş Gaudi eserleri görmek mümkün. Parkın bir diğer ilginç özelliği de Picasso ile olan ilişkisi. Picasso gençlik yıllarında sürekli bu parkı ziyaret edermiş. Bu parktan, özellikle mozaik süslemelerdeki renklerin kusursuzluğundan etkilendiği ve bunu kübizmin başlangıcı sayılan kolaj çalışmalarında sıklıkla sergilediği söylenilebilir.


Montjuic Tepesi: 213 metre yüksekliğinde olan bu tepeye ulaşmak için teleferikleri kullanabilirsiniz. Barcelona’nın dar sokaklarını, sivri kulelerini görmek isterseniz, bu tepeye mutlaka çıkmalısınız. Her ülkeyi, her şehri tüm ihtişamıyla izlemek için hep yüksek bir yerler vardır ya, işte Barcelona’yı ayaklar altına alan tepede Montjuic tepesidir. Yukarıdaki resimde Montjuic tepesinden Barselona manzarasını görüyorsunuz.

Poble Espanyol:Poble Espanyol kelime anlamı olarak İspanyol köyü anlamına gelmekte.1929`daki inşaat fuarı için yapılmış.İçerisinde İspanya`nın değişik bölgelerine has 116 ev var ve dolayısıyla hepsinin mimarisi birbirinden farklı.Montjuic tepesine giderken yol üzerinde Poble Espanyol'a uğramadan geçmeyin lütfen.Cafelerinde sangria ve cava içebilir, meydandaki insanları seyredebilir, el yapımı ve orijinal hediyelik eşyalar alabilirsiniz. Poble Espanyol`a gitmişken lütfen burada tapaslı veya yemekli bir flamenco showu seyretmeden ayrılmayın. Andaluzlar Flamenco'nun piri. Barcelona'da seyrettiğim gösterinin tadına doyamadım. Lezzetli tapaslar ve sahnede dansçılar unutulmaz bir gece yaşattılar bize.
                                     

La Sagrada Familia Kilisesi:Katalan hükümet konağına bakan bulvarda yer alan bu kilise Barcelona nın sembolü.Yapımına 1882 yılında Villar tarafından Neo-gotik üslupta tasarlanarak başlanmış,fakat Villar`ın gözden düşmesi üzerine 1883 yılında bu işle henüz 31 yaşındaki Antoni Gaudi görevlendirilmiştir.Ölümüne dek bu binanın yapımına devam etmişse de Gaudi kilisenin sadece ön cephesini bitirebilmiştir.Yapının inşası hala devam etmektedir ve 2022 yılında tamamlanması beklenmektedir.Modernist üsluplu yapı diğer aynı üsluplu yapılardan Barcelona`nın kültür zenginliğinin de etkisiyle farklılıklar gösterir.Bu farklılığın sebebi kentin Gotik,İslam,Rönesans,Romanesk ve Bizans üsluplarını bir arada taşıyor olmasındandır.

NE YEMELİ?
Barcelona’da İspanyol yemeklerinin yanında, Katalan mutfağından da bahsetmek gerekir. Katalan mutfağı, bol zeytinyağlı yemeklerden oluşur. Acı tatlı ve tuzlunun karışımından oluşan yemekler bulunur.

Barcelona’nın güzel bir liman şehri olmasından dolayı, bir çok yerde balık restoranları bulabilirsiniz. Özellikle Ramblas caddesinden aşağıya doğru yürüdüğünüzde Barcelona Limanı'na ulaşırsınız (Port Olympic). Bu limanda fazlasıyla güzel balık restoranlarına rastlayabilirsiniz. Ancak burada eğer deniz manzaralı bir restoranda yemek isterseniz, biraz parayı gözden çıkartmanız gerekebilir,daha sevimli ve daha uygun fiyatlı bir yerler arıyorsanız, bunun için limanın karşısındaki ara sokaklarda küçük sevimli balık restoranlarında keyifli bir yemek yiyebilirsiniz.

Barcelona’ya özel bir şeyler yemek isterseniz, Paella'yı deneyebilirsiniz. Paella; tavuk, pirinç, safran, kalamar, midye gibi bir çok deniz ürününün çeşitli karışımlardan elde edilen bir yemek.Sebzeli,etli,siyah ve tavuklu olanları da mevcut.Bunun için istikametiniz Port Olympic bölgesindeki Barca Del Salamanca olmalı.Deniz ürünleri ve cavası enfes.Sıcak ambiyansı ve güleryüzlü garsonlarıyla kendinizi evinizde gibi hissedebileceğiniz bir mekan. İspanya’da ayrıca patatesli omleti de denemelisiniz. İspanyanın tadına doyulmaz lezzetlerinden biri olan soğuk bir çorba çeşidi Gazpacho; kırmızı biber, domates, salatalık, sarımsak ve soğan gibi sebzelerden yapılıyor.Genellikle yaz aylarında yapıldığı için biz hiçbir yerde tadına bakma fırsatı bulamadık.

İspanya’da yemek yemeden önce bilmeniz gereken ilk şey bu ülkeden dönüşte biraz kilo alabilecek olmanızdır. İspanyollar yemek yemeye aşırı derecede düşkün insanlardır. Günde üç dört kere yemek yiyen İspanyollar, akşam yemeğinin arkasından, 23:00’den sonra bir de gece yemeği yerler. Sizde Barcelona’da İspanyolların yemek tarzına ayak uydurmak ancak kilo almak istemezseniz, geceleri Barcelona’da bulabileceğiniz kadar meyve ve sebze yemelisiniz. Bunun için istikametimiz El Mercat Boqeria. Rambla Caddesi üzerinde eşsiz bir sebze meyve pazarı. Meyve ve sebzeler günlük olarak getiriliyor ve satılıyor.Sadece meyve,sebze değil aynı zamanda et ve tavuk şarküterilerinin bulunduğu,deniz mahsüllerinin en taze biçimde temizlenip size sunulduğu harika bir yer. 08:00-20:00 saatleri arasında açık.Taze sıkılmış meyve suları,karışık kokteyller her an içime hazır, tezgahlarda sizi bekliyor.El Pinotxo ve El Quim buranın bilinen 2 tapas barı. Günün her saati kalabalık,en keyifli sohbetler en güzel muhabbetler hep salaş yerlerde ve dostlarla zevklidir ya hani, biz de akşamüstü uğradığımız El Quim'de katalanların coşkusuna böylece ortak olmuş olduk :)
                                               
Barcelona diyince tapaslarını, köpüklü şarapları cava ve portakallı,şekerli şarapları Sangria'yı es geçmek olmaz! Katalanlar öğle yemeklerini saat 15:00 civarında tapasla geçiştiriyorlar.Biz de modaya uyduk ve şehrin en bilinen 3 5 tapas barında yerlerimizi aldık.Size önereceğim tapas barların en tercih edilenlerinin başında Tapas 24 adlı mekan geliyor.

Patatas braves Katalanların en lezzetli tapaslarının başında geliyor.Tapas 24'te yediğimiz patatas braves'in tadına doyamadık.
Elbette yanında cava olmadan olmazdı.İçimi kolay,şampanya tadında bir içki olan cava gazoz gibi içiliyor ama dikkat edin sonradan çok fena çarpıyor.


                                                       
Patatas Braves in ardından benim tercihim Mc Foie Burger oldu. Kaz etinden yapılmış olan bu tapas`ın tadına doyamadım. Ardından istediğim black paella yani Katalan ismiyle arros negre de sipia benim için değişik bir deneyim oldu.Mürekkep balığının boyasıyla saf safrandan yapılmış ve çok lezzetliydi.
Eşim benim kadar denemeye hevesli değildi tapas çeşitlerini.Ona sadece Bikini Comerç 24 ısmarladık.Ham severler için sade ham ve cheddar peynirden yapılmış çok lezzetli bir tost Bikini.
Ah unutmadan bu da Tapas 24 ün menüsü.Biz çatal ve bıçaklar nerede diye aranırken menünün içinde bulduk :)

Tapas 24 ten mutlu ve gülen yüzlerle ayrılırken son kez mekanın güleryüzlü garsonlarını ve sevimli barını resimlemeyi de unutmadım ve oradan ayrıldık.

15 yorum:

N.G dedi ki...

:-)) Enteresan geldi yazdıklarımı okumak şimdi.Eline sağlık Oburcan.

Oburcan dedi ki...

Ben birşey yapmadım,esas senin eline sağlık :)
teşekkürler

Adsız dedi ki...

Nilay Güray a teşekkür ederizde, Nilay Hanım da kim acaba?
Müptela.

Adsız dedi ki...

Nilay hanım ing.öğretmenimi ? eğer öyleyse bi ara benim hocamdı :) burdan selam ediyorum ona.

Oburcan dedi ki...

Müptela,
Nilay tatilini bizimle paylaşma nezaketini gösteren okurlarımızdan biri. Kendisine tekrar teşekkür ediyorum.
Selamlar

Oburcan dedi ki...

Adsız okurum ,

:)))))

N.G dedi ki...

Ben de hepinize teşekkür ederim,barca 2 de çok yakında gelicek,adsız öğrencim benden de sana sevgiler:-)

Oburcan dedi ki...

Muhterem okuyucular,
yorumlara isim yazalım lütfen :)))

N.G dedi ki...

Eh bence de Oburcan, veya herkes kendine bir rumuz seçsin:-)

Elşin dedi ki...

Merhaba,
Yazınızın başındaki bir hatayı sekiz yıldır bölgeye dair yaptığım çalışmalarımın verdiği cesaretle ve izninizle düzeltmek isterim. Barselona ve Katalan Bölgesinde resmi dil Katalanca, İspanyolca ve Aranca'dır. İngilizce ve Fransızca resmi dil değildir.

Oburcan dedi ki...

Duzeltme icin tesekkurler Elsin

N.G dedi ki...

İspanyolca ve katalancanın yanısıra yedek diller diyelim o halde.2. dil olarak bir seçenek yazmak istemediğimden ekledim.Teşekkürler Elşin hanım.

todor dedi ki...

oo bro
eline sağlık, isviçre yazısının üstüne iyi geldi :))
oburcan kusura bakma .)

Oburcan dedi ki...

Todor ,
biliyorum sen İsviçre'yi sevemedin.Ama iyi haber;bitti :)
Türkiye ile devam...

Oburcan dedi ki...

İspanya'dan bir dost bildirdi. Sevenler wikitapas'a baksınlar!!!

ShareThis

Related Posts with Thumbnails