29 Haziran 2009 Pazartesi

VİTAMİN PİKNİK - ANKARA

Vitamin Piknik 25 yıllık tarihi ile Ankara klasiklerinden bir başkasıdır. Tunalı Hilmi Caddesi'nin ortasındaki küçücük mekanında , boyundan beklenmeyecek lezzetlere imza atar. Çok itibar etmesem de şu meşhur "En İyi 10" listesinde Türkiye'nin en iyi 10 büfesi arasında yer alır. İstanbul'lu bir arkadaşım Ankara'yı ilk ziyaretinde "piknik" olayını pek anlayamamıştı ama gide gele o da alıştı. İstanbul'lular büfe derler , Ankara'lılar piknik. Ama en sonunda hepsi de aynı yere ulaşır. Ufak mekan , leziz Turkish sandviçler , taze meyve suları. Ankara'da bu ve buna benzer yüzlerce mekan olmasına ve ürünlerinin birbirine tıpatıp benzemesine rağmen Vitamin'in yeri başkadır. Cam dolabın içinde kullandıkları malzemeleri de görseniz , hepsini alıp siz de deneseniz aynı sonuç çıkmıyor işte. Sonuç ; mecburen gelip burada yemeye devam ediyoruz.
Tunalı Hilmi Caddesi'nden geçerken , alışveriş yapanlar yorulup bir soluk almak ve karınlarını doyurmak için , o civarda çalışanlar öğlen yemeklerinde ve hatta haftasonu sabahları , brunch için bir dolu alternatif varken bile insanlar gelip burada ayaküstü sandviç yiyorlarsa , vardır bir hikmeti diye düşünelim ve içeri girelim.
Dediğim gibi Vitamin Türk tarzı sandviçler konusunda aşmış bir mekandır. Menüsünde sucuklu , salamlı , karışık , köfteli , ciğerli , dilli , ton balıklı sandviçler , tostlar ve taze meyve suları bulunur.
Biz haftasonu kahvaltımıza limonata ile başladık. Buz gibi , serinletici ve 2 TL.

İşte lezzet dostlar. Karşınızda Vitamin'in klasik karışık sandviçi. Müsadenizle hemen arkadaşları takdim edeyim ; salam , sucuk , kaşar , turşu , rus salatası ve ketçap. Ellerinizden hürmetle öperler :) Ekmeği tost makinesinde ısıtılmış , dışı çıtır çıtır.



Eşim asla karışıktan şaşmaz ama ben zaman zaman diğerlerine de ilgi gösteririm. Yarım karışıktan sonra sosisli ile devam ediyorum. Bunun ekmeği biraz daha kalın , daha az çıtır. Ama lezzeti harika. Vitamin'in kullandığı turşu ve rus salatası nedir bilmiyorum ama gerçekten çok özel.

Limonata eşliğinde 1,5 sandviç sabah sabah iyi geldi. Fiyat durumu ise şöyle ; sandviçler 4,5 TL , tostlar 3,5 TL , taze meyve suları 3,5 TL. 3 sandviç , 2 limonata 17,5 TL. Hesabımızı ödedik , mutlu ve sadık 2 müşteri olarak mekandan ayrıldık.
Vitamin Piknik
Tunalı Hilmi Caddesi No:84/C
Kavaklıdere Ankara
Telefon : 312 - 468 22 18


26 Haziran 2009 Cuma

KEBAP 49 - ANKARA

Yine Ankara klasiklerinden birisindeyiz. Her Ankara'lının yolu zamanın birinde Kebap 49'dan geçmiştir. Bilhassa üniversitede Ankara'da yaşayanlardan kaçmaz , mutlaka uğramışlar , tekrar tekrar uğramışlardır. Kaliteli , leziz ve temiz yemekleri , makul fiyatlar ve iyi hizmet biraraya gelince zaten gözden kaçırmanız imkansız hale gelir. Kebap 49 zaman içinde Ankara'da değişik yerlerde hizmet verdiyse ve değişik rakamları kullanan birçok taklidi olsa da şaşırmak ve karıştırmak imkansızdır. Bugünlerde Necatibey Caddesi ve Bülten sokakta olmak üzere 2 adet Kebap 49 vardır. Kendinize yakın olanı seçmek size kalmış.
Biz Cuma öğlen yemeği için Bülten sokağı tercih ettik. Vale hizmeti olduğu için araba ile gitmemiz sorun olmadı. Normalde saat 13 civarında yer bulmak zordur ama yaz aylarının gelmesi hemen kendini belli etmişe benziyor , çünkü en yoğun saatte bile 2 masa boştu. Benim için Kebap 49 kıymalı pide ile özdeşleşmiştir. Her ne kadar ızgara çeşitlerinin hepsi lezzetli desem de , klasik kıymalı pidenin yeri başkadır. Ama önce giriş. Daha önce de bahsetmiştim , bir lokantada en sevdiğim şey yemeğiniz gelene kadar masada sizi oyalayacak ufak yiyecekler ikram etmeleridir. Burada bu görevi ufak bir mevsim salata layıkıyla yerine getiriyor. Her ne kadar benim salatam hafiften beklemiş imajı verse de , biraz limon ve zeytinyağı takviyesi ile kendini buldu.

Dedim ya , klasik kıymalı pide buranın olmazsa olmazıdır. Tabak boyutuna ve pidenin büyüklüğüne bakarak 1,5 porsiyon sanabilirsiniz. Az yemek yiyen bayanlar dikkat etsin lütfen , 1 kişi 1 porsiyonu zor bitirebiliyor.
Pidenin çıtırlığı,lezzeti,malzemesi,kısaca herşeyi tam karar. Ama porsiyon biraz büyük!!
Yemek sonrası çay ikramı yine olmazsa olmaz.
Kebap 49'da pide çeşitleri ( kıymalı , kıymalı yumurtalı , kuşbaşılı , peynirli vb) , İskender(klasik Bursa İskender'i değil tabi , Ankara yaprak dönerinden yapılan kuzeni) , ızgara çeşitleri ( beyti , Adana , köfte , et şiş , tavuk şiş vb) gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz. Tatlı çeşitlerini de unutmayalım. Fiyatlar şöyle ; pideler 7 - 8 TL , ızgaralar 10 TL. Biz 4 kişi 42 TL ödedik ve 2 kişi yemeğini bitiremeden kalktı. Sipariş verirken açlığınıza esir olup fazla fazla söylemeyin , söylerseniz de kalanı paket yaptırıp evde bu keyfi tekrar yaşayın...
Kebap 49

KAVAKLIDERE
Adres : Bülten Sok. No:5 Kavaklıdere /Ankara
Telefon : 312 - 467 49 49

NECATİBEY
Adres : Necatibey Cad. No:20/A Sıhhiye / Ankara
Telefon : 312 - 229 57 67 - 230 22 00

www.kebap49.com.tr

19 Haziran 2009 Cuma

TARİHİ KALKANOĞLU PİLAVI - TRABZON

Madde 1 : Trabzon'da derler ki ;Trabzon'a kadar gelip Kalkanoğlu pilavını yemeden döndüyseniz , Trabzon'u görmüş sayılmazsınız.
Madde 2 : Ülkemizde kaç işletme vardır ki ; 156 yılık bir geçmişe sahip olsun ve 5. kuşak tarafından işletilsin. Kuruluş 1856 !! Dikkatinizi çekerim.
Evet,eşine pek rastlamadığımız bir durumla karşı karşıyayız. Benim bildiğim kadarıyla birkaç tatlıcı ve lokumcu hariç böylesine bir tarihe sahip işletme Türkiye'de yok gibidir. Ama Trabzon'da var ve Oburcan onu sizler için ziyaret etti.
Tarihine bakacak olursak kurucusu Süleyman Ağa , Osmanlı sarayında pilavcıbaşı imiş. 1856'da başlamış ve babadan oğula şeklinde günümüze kadar gelmiş. Trabzon'da Kadınlar pazarının hemen altında Pazarkapı mahallesindeki küçük mekanında müşterilerine başarıyla hizmet vermeye devam ediyor.
Küçük ama sıcak bir mekan. Masalar birbirine yakın. Masaların üstünde müşteriler tarafından yazılan övgü dolu notlar var.
Duvarlar ise basında çıkan haberleriyle dolu ama o gazeteler bile 60'lı yıllardan kalma.
Mekanı dikkatle inceledikten sonra pilav siparişimizi verdik ve mutfağa gözatmak istedik. Pilav hala babadan kalma bakır tencerede pişmekte. Yanına yaklaşınca sizi saran sıcaklık ve pilav kokusu tarifsiz.
Bu pilavın tadı malzemesinde ve pişirme şeklinde gizli. Pirinç yöresel , Terme pirinci. Suda bekletildikten sonra et ve kemik suyu ile pişiriliyor. Ama kemik suyu deyip geçmeyelim. Kemiği 15 saat kaynattıktan sonra elde edilen sudan bahsediyorum. İliğine kadar herşeyi suya geçmiş oluyor. Et ve kemik suyuyla pişen pirince yine o bölgenin tereyağı ilave edilip dinlenmeye alınıyor. Üstüne kavurma et.
Buralarda pilav kilo ile satılıyor. Ama tencere ile bile satsalar yer bitirirsiniz , bana inanın. Pilavın bu kadar lezzetli olduğunu ben şimdiye kadar farkedememişim. Şimdi anlamış oldum. Etle birlikte ağzınızda dağılıyor.
Aynı zamanda kuru fasulye'de var ama bu ilk ziyaretim ve sadece pilav ve etle bu ziyafeti noktalamak istiyorum. Bu kadarı bile yeterli. Gördüğünüz tabaktaki pilav 400 gram , üstü et kaplı ve normal 1 kişi zar zor bitirebiliyor. Yanında içecekle birlikte kişi başı fiyat 10 TL.
Son bir uyarı ; mümkünse öğle yemeği için gidin , saat 16:00 gibi pilav bitiyor. Benim gibi ertesi günü beklemek zorunda kalmayın , çünkü dayanılır eziyet değil!!
Tarihi Kalkanoğlu Pilavcısı
Pazarkapı Mahallesi
Tophane Hamam Sokak No:2
Trabzon
Telefon : 462 - 323 34 10

11 Haziran 2009 Perşembe

NİHAT USTA - TRABZON

Trabzon'un lezzet dünyamıza kattığı müstesna tatlardan birisi de Akçaabat köftedir. Akçaabat artık Trabzon'la birleşmiş olan şirin bir ilçemizdir. Hafif sarımsaklı köftesi ile meşhur olup , bu türün en iyisini yiyebileceğiniz yerlerin başında Nihat Usta gelir. 1974'ten beri Akçaabat'ta köfte yapan Nihat Usta artık yeni trendlere ayak uydurmuş , Trabzon Forum Alışveriş merkezinde şubesini açmıştır. Burası da Akçaabat'ta bulunan merkez gibi denizin hemen kıyısında , harika manzarasıyla sizi büyüleyecektir.
Menüde neler var diye bakacak olursak , Akçaabat köfte , günlük balık çeşitleri , pirzola ve diğer ızgaralar , piyaz , salata ve tatlı. Bu bölgede üstü bol fındıklı fırın sütlaç çok revaçta olmakla beraber laz böreği de olmazsa olmazlar arasındadır.
Nihat Usta'nın Forum'daki şubesindeyiz , akşam yemeği için 3 kişi gittik. Dekorasyonu gayet modern ve şık , tüm malzemeler tertemiz. Hava güzel olduğu için dışarıda oturduk. Deniz kokusunu alıyoruz. Tek sorun hemen yanıbaşında bulunan havaalanına inen ve kalkan uçaklar ama o da çok sık değil , fazla rahatsız etmiyor bizi.
Buradaki serüvenimize turşu ile başladık. Aslında başlamadık , önce turşu geldi ama onu kenara ayırdık , köfteyle yiyeceğiz.

Yemeğimiz gelene kadar oyalamak için domates ezme geldi. Hafif baharatlı ve çok lezzetli. Başlangıç için ideal.

Yine buraların vazgeçilmezi , piyaz. Ama salata mı piyaz mı biraz karışabilir. İnce kıyılmış marul yapraklarının arasında az fasulye taneleri. Siz nasıl kabul ederseniz öyle olsun. Ama lezzeti iyidir , yememezlik etmeyin.

Nihayet yemeğimiz geldi , doğal olarak köfte yiyoruz. Resimde gördüğünüz tabak 3 kişilik olup , daha önce yediklerimizle birlikte iştahlı ve aç olan 3 adamı yeterince doyurmuştur. Akçaabat köftenin özelliği içinde sarımsak harici baharat olmaması. Ve tabi etin kalitesi. Sarımsaklı ve hafif sulu köfte kömür ateşinde pişince ortaya tadına doyulmaz bir sonuç çıkıyor. Yanında kızarmış ekmek ve ızgara biberle beraber ziyafete dönüşüyor.

Son düzlükte tatlı aşamasına geldik. Daha önce de dediğim gibi , her ne kadar buraların fırın sütlacı çok meşhur ise de bu akşam için benim tercihim laz böreği. Böyle bir lezzet neden diğer yöresel yemekler gibi tüm ülkeye yayılmaz anlamam. Laz böreği temelde baklavaya benzemekle birlikte , içinde muhallebi vardır. Evet yanlış okumadınız , bildiğiniz muhallebi.Üstüne de şerbet dökülünce , gerisini siz düşünün artık.

Böyle bir yemeğin üstüne çay içmek kaçınılmaz oldu. Çayımızın ardından hesaba geldik. Tüm yazılanlar , 3 kişilik et , 2 laz böreği , toplamda 45 TL. Bu lezzet , bu manzara , bu ortam için bence az bile sayılır. Ellerine sağlık Nihat Usta , yine görüşeceğiz...
Nihat Usta
Liman Mevkii
Akçaabat / TRABZON
Telefonlar : 462 - 228 00 50
462 - 228 20 50
Forum AVM
Devlet Sahil Yolu Cad. 100.Yıl Parkı Yanı
Değirmendere/Trabzon
Telefon : 462 - 330 09 09

9 Haziran 2009 Salı

FEVZİ HOCA BALIK VE KÖFTE - TRABZON

Trabzon denince balığın ilk adresi Fevzi Hoca'dır. Yaklaşık 35 yıldır yemek sektöründe faaliyetini sürdüren Fevzi hoca , Akçaabat'ın Söğütlü beldesinde başlayan , daha sonra Maraş caddesi ile devam eden , en son Ankara'da açılan şubesiyle balık ve köfteseverlere hergün ziyafetler sunmaktadır. Karadeniz'de balıktan bol birşey olmadığı için ister istemez menü balık ağırlıklı oluyor ama bunun yanında Akçaabat'ın tadına doyulmaz köftesi de iyi gidiyor yani.

Fevzi Hoca'nın Trabzon'da bulunan 2 restoranından Maraş Caddesi'ndeyiz. Mekan tertemiz ve ferah. Masamıza geçtik,siparişimizi vermemizin hemen ardından bu bölgeye özel kaygana geldi. Esasen kaygana yumurta , süt ve az unun hafif bir karışımı. Açıkçası kayganaya pek fazla iltifat edemeyeceğim çünkü bir türlü çok sevemedim. Ama gelmiş bir kere , geri çevirmek olmaz!!


Ardından masamıza turşu servisi yapıldı. Turşu güzel ama kesmiyor çünkü gözümüz balıkta.

Hala balığa sıra gelmedi. Salata ve fasulye pilaki karışımı geldi. Bunu da geri çeviremedik , açlığımız devam ediyor ama hala gözümüz balıkta!!!

Ve nihayet beklenen an geldi. Resimde gördüğünüz tabak 2 porsiyon. Karadeniz mezgiti ve barbun karışık. Bence Trabzon işte budur. Balıklar mısır unuyla nar gibi kızarmış. Her ne kadar buralarda balığa limon sıkana pek hoş gözle bakmasalar da hiç aldırış etmiyorum. Limon ve tuz desteğiyle balığın bana düşen kısmına gereken özeni göstererek mideye indiriyorum.

İtiraf etmem lazım ki aşağıdaki tepsi bizim masanın değil ama bu kadar şanlı bir yemeği görüp te fotoğraflamadan bırakamazdım. Karadeniz mezgitini aynı zamanda tepside buğulama da yapıyorlar. Görünüşü mükemmel , eminim tadı da bir o kadar iyidir.

Aslında buralarda yemeğin üstüne tatlı olarak laz böreği alınır ancak öğle yemeği limitimi doldurduğum için onu akşama saklıyorum. Ama buraya kadar gelip te size laz böreğini göstermeden dönmeyeceğim , merak etmeyin.
Gelelim sonuç kısmına; buğulama bizim değildi , kaygana , turşu , piyaz-salata , 2 porsiyon balık ve su 35 TL. Buralar için bir miktar pahalı diye düşünebilirsiniz ama burası Fevzi Hoca , değer yani.
Bu güzel ve taze balığı yemek için ta Trabzon'a kadar gitmemiz şart mı diye soran sayın başkent sakinlerine bir müjdem var ; geçen yıl Fevzi Hoca Ankara şubesini faaliyete geçirdi. Aynı balıklar , aynı tazelikte(balıklar Trabzon'dan günlük olarak geliyor ve prensip olarak asla ertesi gün kullanılmıyor,buraya dikkat!!!) Ankara'lıları bekliyor. Fevzi Hoca Ankara'da Söğütözü'nde. Telefonu altta , tarifi biraz uzun , en iyisi arayıp detaylı tarifi almak.Afiyet olsun.
Fevzi Hoca Et ve Balık Restoran
Söğütlü Beldesi
Fatih Eğitim Fakültesi Karşısı
Akçaabat Trabzon
Telefon : 462 - 248 80 81
İpekyolu İş Merkezi
Maraş Caddesi
Trabzon
Telefon : 462 - 326 54 44
Ankara
Telefon : 312 - 215 45 61

6 Haziran 2009 Cumartesi

MÜZE ÇAY BAHÇESİ - TRABZON

Bu hafta Trabzon'dayız. Trabzon denince akla hemen balık ve Akçaabat köfte gelir , biliyorum ama sabırlı olun,onlara da sıra gelecek. Önce kahvaltıdan başlamak istedim.
Efendim Tranzon'un yeni yapılan sahil yolundan değil de , şimdi iç tarafta kalan önceki sahil yolundan devam ederken bordo mavi renkli horon tepen 2 figür gördüğünüz kavşaktan yukarı doğru bakarsanız tarihi Ayasofya müzesinin heybetli görüntüsü karşınıza gelir. Müzeyi de gez Oburcan diyebilirsiniz ama saat sabah 9 ve çok açım,önce karnımızı doyuralım. Kavşaktan yukarı döndünüz , kıvrılarak yukarı çıkan yolda 100 metre ileride sağda müzenin tabelalarını görürsünüz , işte geldiniz.
Burayı görünce insanın burası Türkiye'mi , ben neredeyim diyesi geliyor çünkü Ayasofya müzesi inanılmaz bir yer. 11 yüzyılda yapılmış eski bir Bizans kilisesiymiş ve içi de görülmeye değer.
Müzenin arka kapısından girdik , arka taraf çay bahçesi haline getirilmiş. Yaz ayları için ideal ancak 1 sorun var,kapalı alanı yok,kışın kapalı.


Manzarası da çok etkileyici , arka taraftan göz alabildiğine denizi görüyorsunuz. Benim gibi denize hasret bir Ankara'lı için bunun ne anlama geldiğini ifade edemem.
Masamıza oturduk,kahvaltımızı söyledik. Etrafta turistlerin ağırlığı farkedilmeyecek gibi değil. Bizim millet ya daha uyanamamış ya da burayı keşfedememiş,yazık!!!
Kahvaltımız geldi,yöresel ekmek buranın olmazsa olmazı,Vakfıkebir ekmeği.Yanında yöresel beyaz ve kaşar peynir,bal(müthiş lezzetli,bunu sakın ıskalamayın),reçel,zeytin vs. Yanında Rize çayı. Karadeniz'de çay servisinde süzgeç kullanmazlar,bardağınızın üstünde çay taneleri yüzer,dibinde de gemi batığı gibi çay tanesi vardır. Buralardan olmayanlar bundan pek hoşlanmaz,siz de hoşlanmazsanız baştan süzgeç kullanmalarını söylemeniz gerek.
Peynir,zeytinden sonra bu yörenin geleneksel yemeği,meşhur kuymak geldi. Burada biraz durup bunu anlatmak istiyorum çünkü bu lezzet adından bahsedilip geçilecek gibi değil.
Karadeniz mutfağı dendiğinde akla ilk gelen lezzetler kuymak ve kaygana'dır. Kaygana'yı yarın anlatacağım. Kuymak kısaca tereyağı,mısır unu,az su ve Trabzon'un kendine has peyniri olan eritme peynirin bir karışımıdır. Günün her saatinde yenebilir ama bence en yakışanı kahvaltıdır.
Bakır kapta servis edilir ve çatal kullanmadan,ekmeği bandıra bandıra yenir. Eritme peynirden dolayı uzayıp durur,biraz zor kopar ama birkaç denemeden sonra alışırsınız. Buraya gelip bu lezzeti tatmadan sakın ola ki dönmeyin,sakın!!!
Sonuçta,2 kişilik kahvaltı,kuymak,2 büyük,2 küçük çayla birlikte fazlasıyla doyduk. Hesabımız 15,5 TL. Nasıl yani demeyin,buralar böyle. Yanında aldığınız temiz hava,manzara,keyif ve huzur bedava!!
Dedim ya kötü tarafı burası yazlık bir mekan,kapalı alanı yok. O zaman ne yapmalı,havalar iyiyken tadını çıkarmalı.
Müze Çay Bahçesi
Ayasofya Mah.
Ayasofya Müzesi Yanı
Trabzon
Telefon : 462 - 230 40 82

26 Mayıs 2009 Salı

KITIR - ANKARA

Kıtır başlığını okuyan birçok Ankara'lının kalbinde ve beyninde kıpırtılar olduğuna bahse girerim!!! Ankara'lı olupta Kıtır'da anısı olmayan birisine rastlamak zordur. Ankara'lılar bir yana , hayatının bir döneminde Ankara'da yaşamış çoğu kişinin de mutlaka Kıtır'da anısı , bira içmişliği vardır. Burası mekandır dostlar , tüm duygularımızın mekanıdır.

Tunalı Hilmi Caddesi'nin girişinde sol tarafta yer alan Kıtır'ı ben 20 yıldır bilirim de , öncesi ne kadardır onu bilemem. 20 yıldır aynı dekor , gelişen ama benzer müzikler , değişmeyen lezzetleriyle tam bir Ankara klasiğidir. İnternette zaman zaman dolaşan "Ankara'lı olmak" konulu mail'lerde mutlaka Kıtır'ın adı geçer. Sözün özü bira , kokoreç , midye , kumpir ve dahası Kıtır'da bizi bekler.

Dedik ya Ankara klasiğidir diye , Kıtır'a gidince adettendir , hemen kulplu bardakta buz gibi bira alınır , illa ki Efes , başka bira mı var memlekette!!!


Zaten hafiften aç gidilir , midye dolmalar cazip , kendi üretimleri. Tadına doyum olmaz.


Midyelerin ardından gelelim Kıtır klasiğine , kokoreç... İstanbul'da Şampiyon ne ise Ankara'da Kıtır odur. Kokoreçin zirvesi burasıdır. Bira ve acılı kokoreç birbirini tamamlar , mideniz bayram eder , zihniniz açılır.
Burada gördüğünüz resimler Kıtır'ın spesiyalleridir Bunların haricinde tadına kesinlikle kefil olabileceğim kumpir çeşitleri ve tavuk yemekleri de mevcut. Gündüz saatlerinde kısmen daha sakin olan Kıtır , akşamları müziğin artan sesiyle pub havasına bürünür. İçerisinin fazla büyük olmaması nedeniyle benim gibi sigara içmeyenler sıkıntı yaşarlar. Yan tarafında ufak bir balkonu ve tek sıra halinde dizilmiş 5 masası bulunmakta , üşümezseniz ve dar mekandan sıkılmazsanız iyi bir alternatiftir. Fiyatlar uygun diyeceğim ama detaylı fiyat veremeyeceğim çünkü dün akşamın faturasını arkadaşım Barış benden önce ödemiş ve tüm ısrarlarıma rağmen rakamı öğrenemedim. Bu arada Kıtır'ın ilk şubesi Çayyolu Park Caddesi'nde geçen yıl açıldı. Orası biraz daha modern dekore edilmiş ve menü daha zengin. Daha fazla balık , sandviç ve yabancı mutfaklardan seçmeler mevcut. Doğal olarak fiyatları da daha yüksek. Ama eğer Kıtır'a ilk defa gidecekseniz illa ki Tunalı 'ya gidin. 1. ders için bu şart. Gitmeden de Ankara'lıyım falan demeyin sakın!!!
Kıtır
Tunalı Hilmi Caddesi No:114
Kuğulu Park yanı
Kavaklıdere Ankara
Telefon : 312 - 426 01 37
Kıtır Çayyolu
Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi
Park Caddesi Adalararası Sokak No:1/B
Çayyolu Ankara
Telefon : 312 - 240 92 66

17 Mayıs 2009 Pazar

ANTAKYA SOFRASI - ANKARA

Gidip te yazmak istediğim ama malesef henüz yolumun düşmediği yerler listesinin en başında Antakya vardır dostlar. Antakya diyince hemen bazılarının karnında hafif kıpırdanmalar olacağından eminim.Güzel yurdumuzun her köşesinde ayrı lezzetler ayrı hazineler olsa da Antakya hakikaten bir başkadır. En son 2008'in 19 Mayıs'ını fırsat bilerek kısa ama etkili :) bir Antakya seyahati yapmıştım , hala tadı damağımdadır. Gitmeyi düşünenlere tavsiye , Antakya'nın 5-6 km dışında Harbiye'de (mesela Kule restoranda) yemek yemeden dönmek olmaz , sonra Antakya'ya gittim falan demeyin hiç kimseye , benden söylemesi!!!
Madem biz Antakya'ya gidemedik , Ankara'da yeni açılan Antakya Sofrası onu bize getirmiş mi acaba diyerek yola çıktık ve Bilkent köpsünü geçer geçmez sağdan girerek Barış Sitesi'nin bitişiğindeki lokantaya ulaştık. Doğal olarak sahibesi Antakya'lı ve tüm ürünler o bölgeden geliyormuş.
Benim acıyla aram iyi olduğu için muhammara ile başlamayı uygun gördüm ama sizi uyarmam lazım , muhammara iyi acı!! Her ne kadar bu muhamara annemin yaptıklarından farklı olsa da benim o bölgede yediklerimle aynı lezzette ve denemeye değer.


Ardından Abu Gannuç yani patlıcan salatası. Bakın bu süper işte. Közlenmiş patlıcanın ve kırmızı biberin o isli tadını alıyorsunuz , zeytinyağı zaten oralardan gelme , herşeye lezzet katıyor. Abu Gannuç benden tam puan aldı.

Patlıcanla da aram iyidir , 2. patlıcan mezesi Baba Gannuç , yani patlıcan yoğurtlama. Bunu da çok sevdik (her zamanki gibi sevgili eşim yanımda , aslında ben sedece onun yorumlarını yazan bir aracıyım , o ne derse doğrudur :))) Neyse , Baba Gannuç'a bayıldık.

Tüm mezeler aşağıda gördüğünüz lavaşlar ile birlikte servis yapılıyor ama buranın en zayıf yeri , restoranın sahibesine de söylediğimiz gibi , lavaşları olmamış. Lavaşlar sınıfı geçemedi , dikkat!!!

Güney yemeği olurda içli köfte olmaz mı!! İçli köfte kızartma. Bazı yerlerde haşlama da yaparlar ama ona bir türlü ısınamadım , bana tuhaf geliyor. Bu içli köftenin iç harcı çok başarılı , kıyması ve baharatı leziz. Sadece dış kısmı biraz kalın ama denemeye değer. Yeri gelmişken Harbiye'de yediğim içli köfteden bahsetmek isterim. İçli köfte orada tabağın içinde tüm tabağı kaplayacak şekilde yayvan olarak geliyor , pizza gibi. Çok ilginçti.

Benim ana yemeğim Harbiye usulü tavuk. Harbiye'de tavuk yiyenlere aşağıdaki tavuk miktarı az gelebilir ama bu tavuğun fiyatı 5 TL. Dolayısıyla aslında fiyat fazla değil. Ama Harbiye'nin o tabağın tamamını kaplayan nar renkli tavuğunu da burada anmadan geçemeyeceğim. Tavuk aslında Harbiye usulü adında olmasa güzel bir tavuk ama Harbiye usulü başka bir boyut ve bu tavuk o tavuk değil.

Eşim mantı istedi. Mantı güzel bir mantı ancak sadece tereyağı sosu bence biraz yavan oluyor. Bol domatesli sos yakışır diye düşünüyorum. Ancak mantı kriziniz geldiyse bu mantı denenir. Yoksa diğer yemeklerden tadın derim.

Daha bitmedi mi diyorsanız sonuna geldik, zaten biz de bittik. Tüm bunlar 2 kişi tarafından zor yeniyor. Biberli ekmekte güney bölgelerimize özgü bir ekmektir. Hafif acılıdır ve aslında başlangıçta yenmesi gerekir. Biz sonradan deneme amacıyla söyledik , zaten yiyemedik ve paket yaptırdık.

Gelelim menüde başka neler var ve fiyatlar kısmına ; çorbalar mevcut , 4 TL , biberli ekmek 2 TL. Mezeler , zeytin salatası , abu gannuç ve baba gannuç 3,5 TL , zahter (kekik salatası) , humus ve cevizli biber 4 TL . Ana yemekler , lahmi sini(2 kişilik tepsi kebabı ) 20 TL , tuzda bütün tavuk 20 TL , ıspanak borani , kabak borani , yoğurt aşı , ekşi aşı , mantı , Harbiye usulü tavuk , aşşur (keşkek) , kuru dolma 5 TL . Tatlılardan künefe ve kabak tatlısı 5 TL. Yani fiyatlar makul.
Antakya mutfağını tatmak isteyenler başlangıç olarak buradan başlayabilirler. Antakyalılar da hafif bir Antakya esintisi hissedeceklerdir. Başarılar diliyoruz.
Antakya Sofrası
Mustafa Kemal Mahallesi
Barış Sitesi No: 61/2
Bilkent Ankara
Telefon : 312 - 287 97 96
Son not : Antakya'ya giderseniz şehrin içinde bulunan butik otel Savon'u görmeden gelmeyin. Bambaşka bir dünyaya giriyorsunuz. Kalmasanız da oturup birşeyler için , zaman tüneline girmiş gibi oluyor insan.

8 Mayıs 2009 Cuma

KAŞIK-LA - KAYSERİ

Burası Kayseri dostlar , yani mantının anavatanındaydım bugün. Öğle yemeğinde az sonra şahit olacağınız görüntüler eşliğinde bir ziyafet çektim kendime , ama ne ziyafet. Akşamüstü yola çıktım ve Ankara'ya döndüm. Eve ulaşır ulaşmaz keyifle açtım bilgisayarımı , başladım yazmaya. Bu yemekleri yemesi ayrı keyif , anlatması ayrı . Tabi anlatma kısmını tok karnına yapmanız gerek :)

Kayseri'ye en bilindik yerden başlamak istedim. Zaman içinde daha az bilinen ve henüz keşfedilmemiş lezzet mekanlarını da yazacağım ama başlangıcı sıkı yapalım.

Kayseri'ye geldiyseniz doğal olarak mantının peşine düşeceksiniz , bu şart. İnternette kısa bir araştırma yapan herkesin karşısına çıkacak ilk mekan Kaşık-la'dır. Burası 2002 yılında faaliyete geçmekle beraber zaman içinde hızlı ilerlemiş , hatta son zamanlarda işi İstanbul ve İzmir'de franchise verecek kadar büyütmüştür. İşin aslı İstinye Park Kaşık-la'da da mantı yedim ama havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez , Kayseri'deki lezzeti bulamadım.

Kayseri'de mantıyı biraz değişik yapıyorlar. Buranın mantısının domates sosu suyuna karıştırılıyor. Aslında prensip olarak çok hoşuma gitmese de sonuçta lezzete bakarım ve burada sonuç olumlu. Kaşık-la'da mantı en geleneksel şekilde ama tamamen hijyen kurallarına uygun olarak üretiliyor. Kendi tesisinde özel koşullarda bu mantıları büken bayanların emeklerine sağlık , onlara haklarını teslim etmeden geçemeyeceğim. Domates soslu mantının yanında yoğurt ve ayrı olarakta sarımsaklı sos geliyor. İsteyen sarımsağı gönlünce kullanabilir , aman dikkat!! Üzerine nane ve pul biberle yakılmış tereyağı gezdirilince tadına doyum olacak gibi değil. Hani klasik laf vardır ya , mantıda standart 1 kaşığa 40 adet gelecek diye , bunları saymadım ama rakam yakın sanırım , her bir parça itinayla bükülmüş. Bu arada unutmadan ekleyeyim , resimde gördüğünüz mantı yarım porsiyon. Porsiyon fiyatı ise 8 TL. Bu lezzete bu para az bile...Tekrar ellerine sağlık.


Mantının ardından buranın özel yemeklerinden Kaşık-la tabağı aldım. Tabakta yaprak sarma , içli köfte , börek ve yağlama var. Hangi birinden başlasam bilemiyorum. En iyisi alfabetik sıra yapalım , kimse gücenmesin :) Börek... içi peynirli ve maydanozlu , yumuşacık , katmanları incecik. İçli köfte... yurdun her yerinde herkes içli köfte yapar ama inanın böylesini zor yapar. Dış bulgur katmanı ince. İçinde kıymanın baharatı enfes , ufak ceviz parçaları da cabası. Yağlama... Kayseri'nin yerel lezzetlerinden. Kat kat ince hamurlar arasında soslu kıyma. Üzerine hafiften yoğurt gezdirilip yavaş yavaş yenmeli. Yaprak sarma... içi kıymalı ve ilginç bir baharatı var. Domates sosuyla birlikte lezzeti patlıyor. Bu tabakta değişik lezzetleri azar azar tattıysak ta , her bir lezzet ayrı ayrı alınıyor genelde. Ben Kayseri'de yaşasam hergün birini yerdim. Ama bu sefer biraz acelem var , o kadar bekleyemeyeceğim. Kaşık-la tabağı 12 TL.

Kaşık-la'nın değişik başlıklar altında çok geniş bir menüsü var. Yöresel yemeklerden pastırmalı kurufasulye , sucukiçi , kiremitte sucuk ve daha bir çok yemek mevcut. Izgaralarda et ve tavuk çeşitleri var. Tatlılar ise yöresel ve uluslararası lezzetler birlikte ama ben size Nevzine'nin biraz değişmiş hali olan Necmiye Hanım tatlısını önereceğim.
Son söz ; İstanbul ve İzmir'deyseniz eğer , Kaşık-la'nın şubeleri size gerçek mantıyı tattıracaktır. Ama yolunuz Kayseri'ye düşerse , nasıl desem , mantının hası burada sizi bekler.


Toyota kaşık-la Mantı Restaurant
Adres : Anbar Mh. Zafer Caddesi No: 4 Kayseri
Telefon : 352 - 326 30 75
kaşık-la Cafe & Restaurant
Adres : Alparslan Mah. Bahar Caddesi No:49 Kayseri
Telefon : 352 - 223 99 66

Cevahir Alışveriş Merkezi kaşık-la Restaurant
Adres : Büyükdere Cd. Cevahir Alışveriş Merkezi Kat :3 Şişli - İstanbul
Telefon : 212 - 3800333

Çiğli Kipa Alışveriş Merkezi kaşık-la Fast-Food Restaurant
Adres :Aşağı İstasyon mah. kat 2 Dükkan no :222Küçük Çiğli - İZMİR
Telefon : 232 - 376 9090

Balçova Kipa Alışveriş Merkezi kaşık-la Fast-Food Restaurant
Adres : Balçova Kipa A.V.M Kat:1 No:112 Balçova - İZMİR
Telefon : 232 - 278 97 88

İstinye Park Alışveriş Merkezi kaşık-la Fast-Food Restaurant
Adres : İstinye park A.V.M. Pınar Mah.no:261 İstinye/istanbul
Telefon : 212 - 345 60 50

2 Mayıs 2009 Cumartesi

GALGA - ANKARA

Uzun zamandır yazmayı düşündüğüm bir yer vardı Ankara'da , nihayet 1 Mayıs tatilinde gitme fırsatı buldum. Efendim konumuz Moğol barbeküsü adıyla 7 düvele nam salmış bir yemek çeşidi. Önce biraz detay verelim , ardından sizi mutfağa alacağım , söz!!
Dünyada Moğol barbeküsü fırtınası Amerika ve Avrupa'da başlamışmış ta bizim haberimiz sonradan olmuşmuş. Tarihçesine bakarsak şöyle efsaneler var ; Cengiz Han ve askerleri avladıkları hayvanları kılıçlarına dizer , çeşitli ot ve baharatlarla karıştırarak , ateşin üstüne koydukları kalkanlarında pişirirlermiş. Galga'nın anlamı da kalkanmış. Söylenen bu. Bu tarif hoşuma gittiği için doğru olduğuna inanmak istiyorum. Ama doğru olmasa da iyi bir pazarlama söylemi olduğunu itiraf etmem gerek.
Benim Moğol barbeküsüyle tanışmam birkaç yıl önce İstanbul'da oldu. Bu lezzeti tadıp ta sevmemek elde olmadığı için bir süre İstanbul seyahatlerinde idare ederek , Ankara'da açılmasını bekleyip durduk. Bir ara yaz aylarında Hilton otelinde yapıldığını hatırlıyorum ama net değil.
Neyse , geçelim buraları da sadede gelelim yavaştan. Moğol barbeküsü , et çeşitlerinin (dana , kuzu , tavuk , hindi veya deniz mahsulleri) sebzelerle ve noodle'la birleştirilip çeşitli sos ve baharatlarla sac üzerinde pişirilmesiyle ortaya çıkan şaheserdir , kısa yoldan anlatımı bu. Galga'ya geldik , sizi karşılayan eleman zaten bu konsepti bilip bilmediğinizi soruyor ve eğer bilmiyorsanız bilgi veriyor. Önce yiyeceğinizin ete karar verip söylüyorsunuz ki hemen pişmeye başlıyor. Sonra 1. ahşap kabınızı alıp sebzelerinizi seçiyorsunuz. Sebzelerde neler var , patlıcan , kabak , havuç , kereviz , meksika fasulyesi , soğan , mantar , domates , biber. Mevsimsel olarak bu listeye giren ve çıkan sebzeler olabiliyor. Yemekler karışmasın diye sizin kabınıza isminizin yazıldığı küçük bir de bayrak dikiyorlar. Sebzelerimizi de pişmesi için verdik. 2. kabımızı aldık ve bizim eriştenin bir modeli olan noodle ve/veya pirinç noodle'ı da seçip kabımıza koyduk. Son seçim baharat ve sos seçimi. Burada çok seçenek var ve ilk başlarda görevliden yardım almanız daha iyi olacaktır çünkü hangi tür etle neyin iyi gideceğini onlar biliyor. 1-2 seferden sonra kendi zevkinize göre seçim yapmanız daha kolay olacaktır. Baharatlar çeşit çeşit , kimyon , köri , karabiber , yenibahar , sarımsak tozu , kuş üzümü ve daha hatırlamadığım bir sürü. Soslar da çok çeşitli , soya sosu , istiridye sosu , krema , özel et ve deniz ürünleri sosları. Bunları da seçtik ve teslim ettikten sonra yemeğimizin pişmesini beklemeye başlıyoruz.
Yukarıda gördüğünüz sac tavada etlerin pişirilmesi ile başlanıyor. Daha sonra sebzeler ve noodle'lar ilave ediliyor ve işte sonuç;
Benim Moğol barbeküde sevdiğim şey tüm malzemenin yağ ilave edilmeden pişirilmesi. Bu nedenle hiç rahatsız etmiyor. Ve kendi damak zevkinize göre istediğiniz kadar çeşitleme yapabiliyorsunuz.
Moğol barbekü , yeme içme konusuna meraklı herkes için değişik bir alternatif lezzet sunuyor. Bildiğimiz malzemelerden hiç bilmediğimiz ama kesinlikle bize hitap eden bir yemek ortaya çıkıyor. 1 kere denedikten sonra anlayacaksınız.
Gelelim fiyatlara ,
Galga'nın girişindeki fiyatları görüyorsunuz , bu değişik yemek için son derece makul. Şunu da İstanbul'lu dostların hoşgörüsüne sığınarak söylemem lazım ki , İstanbul'da İstinye Park'ta Go Mongo'ya giderseniz bunun 2 misli fiyatlara aynı lezzeti yiyeceksiniz , bu da Ankara'nın şansı olsa gerek. Galga'nın ilk şubesi İstanbul Yolu'nun başında bulunan A City AVM'de açılmıştı. Ancak dün gördük ki Eryaman KC Göksu AVM'de de 2. şubeyi açmışlar. İşler iyi demektir , maşallah Galga , nazar değmesin sana...
A City Outlet AVM , Food Court
İstanbul Yolu 5. km. Ankara
Telefon : 312 - 387 37 81
KC Göksu AVM
Eryaman , Ankara
Telefon : 312 - 280 07 74

26 Nisan 2009 Pazar

KÖFTECİ KOCA USTA - ESKİŞEHİR

Eskişehir turumuza devam ediyoruz. Eskişehir'in köftecilerinin en eski ve ünlülerinden bir tanesi olan Koca Usta'dayız. Koca Usta , tren garı bölgesinde yer almakta olup , 1955'te İlyas Kök tarafından kurulmuş ve günümüze kadar başarıyla gelmiş. Artık 3. kuşak olan Erol Kök tarafından işletilmekte. Köfteleri tamamen kendi üretimleri ve formülü sır gibi saklanmakta. İşlerinde ne kadar konsantre ve başarılı olduklarını anlamak için dükkana girmeniz yeterli. Bu minik dükkanda sadece köfteyle bu kadar yıl ayakta kalabilmek ve ününü korumak her babayiğidin harcı olmasa gerek.

Girişte sizi az sonra köftenizin pişeceği kömür ızgarası karşılamakta.

Köftemizi söyledik , ustamız ızgaraya attı , köftelere ekmekler de eşlik ediyor. Hiç aç olmasam bile bu manzara karşısında dayanmam zor!!

Masamıza geçtik. Masada bizi hafif acı biber turşusu bekliyor. Ama tüm iştahımı köfteye saklıyorum.
Ve köftelerim geldi. İtiraf etmek gerekirse tabak son derece sade ama kokusu dayanılmaz.

Köftelerin yanında domates ve soğan da geldi. Hafif kızarmış ekmek eşliğinde hepsini midemde birleştirdim!!
Şu anda bu sade ve küçük dükkanın nasıl olup ta 1955'ten beri süregeldiğini anlamış durumdayım dostlar. Bu konudaki düşüncem daha da kuvvetlendi. Siz iyi birşey yapıyorsanız , iyi bir lezzetiniz varsa , hizmetinizden ödün vermiyorsanız , insanlar mutlaka sizi buluyor ve bu noktada dükkanınızın yerinin , büyüklüğünün önemi kalmıyor.
Uzun lafın kısası ; Eskişehir'deyseniz sorun yok , dükkan sizin. Ama yolunuz Eskişehir'den geçerse , bence ufak bir mola verin ve bu lezzeti tadın. Pişman olmazsınız.
Köfteci Koca Usta
İstasyon Caddesi No:25 Eskişehir
Telefon : 222 - 231 25 26

ShareThis

Related Posts with Thumbnails