Her kim , her nereye gidecek olursa olsun , hiçbir şey bilmiyorsa açar Google'ı , gideceği yeri yazar ve karşısına çıkan ilk sayfaya bakınır. İnternet hakkında minimum bilgisi olanların bile yaptığı şey budur. Biraz daha bilgi sahibiyseniz , özel ilgi alanlarınız varsa , buna yönelik aramalar da yapabilirsiniz. Hatta takip ettiğiniz site ve bloglardan gideceğiniz yer ve diğer ayrıntılar hakkında istediğiniz bilgiye ulaşabilirsiniz.
Ben de Çeşme'ye gitmeden önce aynı şeyi yaptım , ince ince çalıştım , gideceğim yerleri önceden belirledim. Bilen arkadaşlarımdan tavsiyeler aldım , o tarafa gitmiş bloggerların yazılarını okudum. Bu esnada birtakım isimler doğal olarak sık sık karşıma çıktı. Bunlardan bir tanesi de Balıkçı Hasan. Yazılarımı uzun zamandır okuyanlar bilirler , "en iyi 10" listelerini pek sevmesem ve itibar etmesem bile Çeşme , balık vs. hakkında 2-3 tane en iyi 10 listesinde Balıkçı Hasan'ı görünce gidilecekler listesine yazdım.
Bayram tatili için tekrar Çeşme'deyiz. Bir akşam yemeği için Balıkçı Hasan'a gittik. İlk izlenimler önemlidir derler ya , ilk izlenimim şu oldu : Balıkçı Hasan sahilde bir lokanta. Ön tarafı deniz. Arabanızı arkadaki cadde tarafına park etmeniz gerekiyor. Ben park yeri için durmuş , etrafa bakınırken 20 metre ötede otopark tabelasının önünde biri parka girmem konusunda ısrarla bana işaret ediyordu. Ben parka girmeden arabamı lokantanın hemen önündeki boşluğa bıraktım ve içeri doğru hareketlendiğim sırada koşarak bana yetişti ve "abi park ücretini şimdi mi , çıkışta mı ödeyeceksin" şeklinde ödememe ihtimalini kendince sıfırlayan bir soru sordu. Sanırım kendisi otoparkın olduğu kadar kaldırımların da efendisiydi. Ben de "bakarız" anlamına gelecek belli belirsiz bir kafa hareketiyle amiyane tabirle "adamı salladım". Yerimize oturmamızdan 5 dakika sonra aynı otoparkçı bu defa arka masamıza geldi ve "abi biz az sonra gideceğiz , otopark ücretini alsam , 10 TL" diye söze girdi. Saate baktım , daha akşamın 8'i. Bayramda akşam 8'de gitmek ne ola ki? Ona şaşırmakla , Dalyan'ın kenarında bir otoparka 10 TL istenmesine şaşırmak arasında biraz bocaladım. Haliyle arka masadaki beyefendi 10 TL ücrete itiraz etti , burası İstanbul mu falan. Derken otoparkçı 5 TL'ye indi. O da ödemedi , gitti arabayı otoparktan çıkardı , sokağa park etti ve geri geldi. Ama içine kurt düştü , arabaya zarar verirler mi endişesiyle 2-3 kere gidip arabasını kontrol etti. Tüm bunları yakından gören ben içimden düşünüyordum : bir işletme kendi yerinde müşterilerinin göz göre göre kazıklanmasına ve böyle muamele edilmesine nasıl müsade eder? Bu nasıl bir işletme anlayışıdır? Meğer bizim de başımıza gelecek varmış!!!
Diğer konu tabelada aklıma takıldı. Burası Balıkçı Hasan ancak tabela Balıkçı Hasan Ali????
Gelelim yemeklere. Siparişimizi verdik , buranın en meşhur tabağı sütte levrek. O yenecek , şart(mış)!!
Önce Köpoğlu istedik. Kızartmasını ve domates sosunu beğenmedik.
Deniz kıyısında bir dolu seyyar tezgahta satılan midye dolmalar çok küçük. Biraz daha dişe dokunur midye dolma için mutlaka lokantalarda yemeniz lazım. Bu midyeler biraz daha büyük , lezzeti vasat.
Köz patlıcan yanlışlıkla istediğimiz bir mezeydi. Masaya gelmişken geri göndermeyelim dedik. Bildiğiniz , katkısız köz patlıcan işte. Sade halde fazla renksiz. Zeytinyağı , tuz ve karabiber ilavesiyle lezzetini biraz toparlayabildik.
Salata oldukça iyiydi. İçinde taze nane ve reyhan yaprakları zenginlik katmış. Ortalamanın üstüne çıkarmıştı.
Kalamar tava vasattı. Lezzet olarak çok kendini belli edemedi. Sosu ise kötüydü.
Midye dolma mı yesek , yanında midye tava alsak mı diye sesli düşünürken garsonumuz bu tabağı ikram olarak getirdi. Hoş bir jestti ancak görüntüden de anlayacağınız gibi midye tava berbattı. 1'er tane yedik , gerisini bıraktık. Aynı başarısız sos burada da karşımıza çıktı.
Geldik gecenin finaline. Sütte levrekten çok ümitliyiz , buraya gelen herkesin övgüyle bahsettiği meşhur balık. Tabak oldukça yayvan ancak balık ve üstündeki sos tabana ince bir katman halinde yayılmış. Sütte balığı ben tarif edecek olsam balıklı beşamel sos derdim. Altta mikroskobik balık parçaları , üstüne "esirgenmeden" konmuş beşamel sos , en üstte erimiş kaşar peyniri. Buraya gelip bu balığı yemiş ve özene bezene anlatmış herkese buradan selamlarımı yolluyorum!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
Mezelerin vasat olmasını kabul edebilirim ancak sütte levrek hayal kırıklığı oldu. Çay ikramı ile yeme içmeyi noktaladık. Hesabı istedik. Sürprizz!!! Yukarıda görülenlere ilave 1 duble rakı , hesap 125 TL. Otopark parası dahil mi acaba diye detayına baktım , değilmiş :)
1 porsiyon beşamel sosa 40 TL yazmak vicdansızlıktır. O tabaktaki balık miktarı 100 gram bile değildi. 1 duble rakı 15 TL , kalamar 18 TL , kuver 6 TL , garsoniyeyi de %10 kafadan yazmışlar.
Şu kadarını söyleyeyim. Böyle eğer işletmelere denk gelirseniz itiraz ediniz. Nitekim biz yanyana 3 masa hesaba itiraz ettik. En uçtaki beyefendi hesabı düşürmek için nakit ödeme önerdi!!!
Yaptığım araştırmalarda Balıkçı Hasan'ın İstanbul'da şube açarak taşındığını , burayı kendisinin işletmediğini öğrendim. Bir işletme başı boş kalınca bu hale gelmesi doğal tabi. Tabela olayını da şimdi anladık sanırım!!!
Ben kendi adıma dersimi aldım , keyifli bir yemek için Balıkçı Hasan'dan uzak durun derim.
Balıkçı Hasan
Dalyan Mahallesi
Liman Caddesi No:2
Dalyanköy Çeşme İzmir
Telefon : 232 - 724 02 02
http://www.google.com.tr/search?hl=tr&source=hp&q=bal%C4%B1k%C3%A7%C4%B1+hasan&aq=f&aqi=g9g-s1&aql=&oq=&gs_rfai=