23 Temmuz 2009 Perşembe

BIG CHEFS - ANKARA

Big Chefs Ankara'nın gururudur. Artık Ankara'dan çıkan en önemli markaların başında gelir diyebiliriz. Cafemiz ve Kuki gibi , Ankara'lıların çok sevdiği mekanların yaratıcısı Gamze Cizreli bu kez yeni bir konsept , yeni bir mekan yaratmış. Elinize sağlık Gamze Hanım demek şart , herkes sıraya girsin , hep birlikte tebrik edelim.
Anladığımız kadarıyla Big Chefs'te amaç kişinin kendisini rahat hissedebileceği bir sıcak , rahat ortam yaratmak. Rahat koltuklar , yüksek tavanlarla sağlanan ferah bir mekan. Açık mutfakta herşey gözünüzün önünde oluyor , hijyen konusunda endişe etmenize gerek yok , evinizde gibisiniz. Yer yer kitaplar. Bu ve bunun gibi birçok detayla amaçlanan rahatlık ve konfor fazlasıyla başarılmış.
Üstüne Ankara’nın en ünlü şefleri bir araya gelerek titizlikle oluşturulmuş bir menü , çok detaylı tasarlanmış tabaklar ve yemek dizaynları... Gördüğünüz , ve eminim göremediğiniz , birçok konu üzerinde çok düşünülmüş ve emek harcanmış , bu belli. Tüm bu faktörler bir araya gelince ortaya çıkan eser gerçekten gurur verici. Zaten Ankara’lılar da bu kadar emeği takdir ettiler ve gereken ilgiyi gösterdiler. Kısa zamanda Ankara’da Big Chefs sayısı 4 oldu. Bildiğim kadarıyla Gaziantep açıldı , İstanbul sırada.
Big Chefs günün her saatinde gidip keyifle karnınızı doyurabileceğiniz , herkesin sevdiği yemekler bulabileceği bir mekan. Sabah kahvaltısında gerek kahvaltı tabağı , gerekse tostlar çok alternatifli. Yanında çeşit çeşit taze meyve suyu karışımları güne sıkı bir başlangıç yapmak isteyenlere birebir. Öğlen ve akşam yemekleri için sandviçler , burgerler , et ve tavuk yemekleri , pizza ve makarnalar ,salatalar ve tatlılar mevcut. Zor olanı fotoğraflarla bezenmiş menünün içinden ne yiyeceğinize karar vermek. Ama benden tavsiye , siz siz olun , ne kadar aç olursanız olun siparişinize dikkat edin. Porsiyonlar oldukça büyük ve doyurucu.Ama oraya kadar gidipte tek çeşit yiyerek ayrılmanızı tavsiye etmem. En iyisi kalabalık gidip çok çeşitli sipariş vermek ve değişik yemeklerin tadına bakmak.
Haftasonunda İtalyan arkadaşımla birlikte yemek sonrası tatlı ve kahve için Çukurambar Big Chefs’e geldik. Yemeklerini de tanıtacağım , merak etmeyin...Yakında.
Seçim yapması biraz zor oldu ama kararımız şöyle oldu;
Nicola ; espresso(italyan işte , başka kahve içmez ki!!) ve Antakya yöresinden bici bici tatlısı. Ben ; Americano ve waffle.

Sunum gerçekten hoş , yanında 1 bardak su ve cookie. Ancak şunu belirtmem lazım ; Nicola kahve işinde çalışıyor ve espresso'yu pek beğenmedi , dikkat!!!

Ben americano'dan memnunum , kokusu , tadı yerinde.

Menüde yapılan değişikliklerden bir tanesini görüyorsunuz. Antakya yöresinden bici bici tatlısı. Bu tatlı güney bölgelerde(Antakya , Adana , Mersin) sıkça tüketilen ve çok beğenilen bir tatlıdır. Kendi adıma şunu söyleyebilirim , en güzel bici bici Mersin'de yapılır. Ama bu da çok lezzetli. Nicola'da çok beğendi.

Bence Ankara'da en iyi waffle Big Chefs'te yapılıyor. Hamuru enfes. Hafif vanilyalı , içi dondurmalı. Üstündeki sosu da tam karar. Dediğim gibi , bu civarda daha iyisi yok.
Aslında Big Chefs'e gidipte sadece tatlı yiyip çıkmak acı veriyor ama dediğim gibi , yemekler başka sefere. Burası günün her saatinde uğrayıp , kaliteli müzik dinleyerek keyifli zaman geçirebileceğiniz , misafirlerinizi gönül rahatlığıyla ağırlayabileceğiniz bir yer. Vakit kaybetmeden deneyin derim.
Filistin Sokak No:21 GOP Ankara
Telefon : 312 - 436 74 54
Hayat Seba Evleri 1425. Cadde No:29/C Çukurambar Ankara
Telefon : 312 - 220 22 01
Minasera AVM Çayyolu Ankara
Telefon : 312 - 242 01 77
Antares AVM No:184 Etlik Ankara
Telefon : 312 - 325 93 33
Sanko Park AVM
Fevzi Çakmak Bulvarı Zemin Kat No:37/38
Şehirkamil Gaziantep
Telefon : 342 - 339 19 00

20 Temmuz 2009 Pazartesi

ÜSTÜNEL KÖFTECİSİ - ANKARA

Üstünel köftecisi Ankara'da bir çığır açmıştır. Yaptığı servis , masalara kağıtlar serilmesi , yeşilliklerin boca edilmesi , üstüne limon , yanında közde pişmiş sarımsak , ardından ekmekarası köfte. Hatta sonrasında birkaç tane benzerinin açıldığına bile şahit oldum. Demek ki yurdum insanı bu formatı sevmiş. Buraya yıllar önce gelmiştim ve tadını unutmuştum. Haftasonu bir misafirimle birlikte gezerken aklıma geldi ve birlikte köfte yemeye geldik. Bakalım neler bulduk...
Burayı daha salaş ve küçücük bir kulübe olarak hatırlıyorum ama basbayağı şık bir yer olmuş. Cumartesi öğleden sonra ailelerin çoğunlukta olduğu bir müşteri kitlesi vardı. Arka tarafta köfte ızgarası ve hemen yanında yeşilliklerin sergilendiği manav misali tezgah...
Masamıza geçtik. Sipariş 1 porsiyon , 1,5 porsiyon , 2 porsiyon şeklinde alınıyor. Tek seçenek köfte. Ardından masamız yeşilliklerle donandı. Kiraz domates , iceberg , marul , tere , turp , taze soğan , taze nane yaprakları ,pişmiş sarımsak. Hepsi taptaze , insanın içi açılıyor.

Köftemiz geldi ancak köfte biraz hayal kırıklığı yarattı. Tek ürünü köfte olan bir restoran için fazlasıyla sıradan. Hani neredeyse hazır alınmış , ızgarada pişirilmiş diyeceğim. Burası esasen bir köfteci. Köftenin tadının insanı vurması gerekir ama bu köfte oraya çok uzak.
Sonuç olarak ortam güzel , yeşillikler etkileyici ama köfte tatmin etmiyor. Midenizi doldursa da açlığınızı kesmiyor. 2 kişilik salata , 2 porsiyon köfte , 2 ayrana 25 TL gibi hiç azımsanmayacak bir rakam ödeyerek ayrılıyoruz. Açıkçası haketmiyor , benden söylemesi. Ama takdir sizin...
Üstünel Köftecisi
Yeni Sanayi Tunç Caddesi No:86 İskitler
Telefon : 312 - 324 26 24

19 Temmuz 2009 Pazar

PROFESÖR - ANKARA

Kokoreç denince benim aklıma ilk önce Şampiyon gelir. İstanbul'da Taksim'de bir zamanlar her gittiğimde aksatmadan kokoreç , midye tava , midye dolma , zümküfül , kısaca ne varsa sektirmeden yerdim. Sonrasında Ankara'da Sakarya Caddesi'nde de Şampiyon açıldı da bir nebze hızımız kesildi. Ankara'da kokoreç denince ise akla 2 isim gelir , Kıtır(ki yazmıştım) ve Profesör. Gençlik Caddesi'nde başladıktan sonra zaman içinde Kızılay ve Çayyolu şubeleri ile başarısını kanıtlamıştır. Ama Gençlik Caddesi'nin yeri başkadır. Gece geç saatlerde önünde kokoreç için bekleyen bir kuyruk görürseniz şaşırmayın , kızmayın ; kuyruğa girip sakin sakin bekleyin , buna değer.
Sizi girişte karşılayan görüntü zaten hipnotize edici.
Ekmek arası kokoreçimizi aldık ,düzgün paketlenmiş , akma kokma derdi yok.
İşte budur. Hafif soslu , domatesli ve baharatlı mis gibi leziz kokoreç.
Profesör'de köfte ve midye dolma alternatifleriniz de mevcut ve köftesini de tavsiye ederim. Bu akşam 2 tane midye dolma yedim ama dolmalar pek başarılı değildi. Bunun geçici bir arıza olduğunu düşünüyorum , bir dahaki sefere tekrar deneme hakkı veriyorum.
Yarım ekmek kokoreç , 2 tane midye dolma ve ayran. 8 TL. Gecenin bu saatinde bu lezzet fazlasını bile hakediyor doğrusu.
Profesör
Gençlik Caddesi No:103/B Anıttepe
Telefon : 312 - 231 60 74
Bayındır Sokak No:11 Kızılay
Telefon : 312 - 430 70 10
Marmara Sokak No:20/D Sıhhiye
Telefon : 312 - 433 43 23
Çayyolu Köyü Girişi 8. Cadde No:116 Çayyolu
Telefon : 312 - 235 60 10

ANANIN YERİ - KAYSERİ

Uzun zamandır Kayseri'ye gider gelirim ve bir sürü yerde yemek yemişimdir. Ana'nın Yeri'ni hep duymuşumdur ama bir türlü gitmek kısmet olmamıştı. Nihayet fırsat bulabildim ve bir akşam yemeğinde Ana'nın Yeri'ndeyim. Burası geleneksel Kayseri yemeklerinin bulunduğu bir restoran. Mantı , yaprak dolma , içli köfte , yağlama , kağıtta pastırma , çeşitli sucuklar , vs.Dışarıdan daha salaş bir yer olarak görünüyor ama sanırım içerisi yeni dekore edilmiş , herşey yeni görünüyor. Ülkemizde yemek müziği adı altında çalınan anlamsız enstrumantal müzikler burada da fazlasıyla mevcut. Şu anda ne olduğunu hatırlamadığım ama her duyduğum yerde beni rahatsız eden bu müzik bana hiçbir şey ifade etmez.
Siparişin ardından masaya bir tarator geldi,tadı güzel,açlığı bastırır.
Yanında domates ezme. Lezzeti fena değil gibiydi ancak o kadar acıydı ki fazlasını anlayamadım.
Başlangıç olarak istediğim Ananın tabağı da tarator ve ezme ile aynı anda geldi , hata!! Ama asıl hata lezzetlerinde. Börek ince , kuru ve tatsız. Yaprak dolmalar idare eder. Çiğ köfte böyle bir tabakta alakasız ama içli köfte hayal kırıklığı. Hem kuru , hem lezzetsiz hem de eti kokuyor. Uzun zamandır bu kadar kokan bir et yememiştim , zaten yiyemedim!
Gelelim gecenin yıldızına. Burası esas olarak mantısıyla ünlü olmuş bir yer ancak mantı da çok başarılı değil. Öncelikle hamuru fazla , eti az , hatta yok denecek kadar az. Tamam biliyoruz , Kayseri'de domates sosu mantı suyunun içine karıştırılıyor ancak bunun sosu biraz fazla kaçmış , sadece sos tadı alınıyor.
Sonuç olarak benim için Ana'nın Yeri gerçekten hayal kırıklığı oldu. Restoranın doluluğuna bakılırsa Kayseri halkı benimle aynı görüşü paylaşmıyor sanırım ancak bu düşüncelerimi etkilemez. Benden sınıfı geçemedi. Yine de karar sizin...
Ananın Yeri
Alpaslan Mah. Eşref Bitlis Bulvarı No:13/A Kayseri
Telefon : 352 - 223 31 83

16 Temmuz 2009 Perşembe

LEZZETÇİ - SİVAS

Anadolu'da gezmek her zaman keyifli olmuştur. Her şehrin kendine has mutfağı ve yemekleri vardır. Hangisini saymalı ki , Eskişehir , Kayseri , Tokat , Yozgat , Konya... İsmini saymadığım şehirler kusura bakmasınlar lütfen , bu rasgele bir liste. Bu listede yer alan şehirlerden bir tanesi de Sivas'tır. Şehrin ismiyle anılan köftesi ve kebabı ile meşhurdur. Peki ama bunlar nasıldır? Hep birlikte inceleyeceğiz.

Sivas'ta yemek dendiği zaman , yöresel olsun olmasın , akla ilk gelen yerlerden bir tanesi Lezzetçi'dir. Değişik yöresel yemekler , kebaplar , pideler ve tencere yemekleri ile her daim doludur. Sivas'a gelen misafirlerin bir çoğunun burada ağırlanmışlığı vardır.

Şehrin merkezinde yer alan Lezzetçi büyük ve tertemiz bir mekan. Ben 4 kat saydım , daha üstünü bilemem. Dekorasyonu çok başarılı değilse bile temizliği ve ferahlığı ile durumu kurtarıyor.

Siparişin ardından masaya domates ezme ve yoğurt geliyor.
Yoğurt belli ki kaliteli , sanırım süzme yoğurt , içinde buğday , üstünde az dereotu. Başlangıç olarak hafif ve kıvamında.

İlk siparişim meşhur Sivas köftesi. İşin aslı bu yazıyı yazmadan önce internette biraz araştırma yaptım , bulduğum tarifi aşağıda yazıyorum. Yorumu sonra;
" Sivas köftesi şu şekilde hazırlanıyor:“Yaylalarda doğal ortamda yetiştirilmiş, en az iki yaşındaki dana, etinin kaburga, but, kürek kısmı ile koyunun but kısmından elde edilen karkas et sinir, damar ve zarlarından ayıklanır. Ayıklanan danaeti karıştırılarak kilo başına 20 gram tuz eklenip, kıyma makinesinde orta kalınlıkta 1 defa çekilir. Çekilen et karışım için herhangi bir katkı maddesi kullanılmaksızın bir defa yoğrulur. En az 12 saat dinlendirilir. Dinlendirilmiş et orta kalınlıkta kıyma makinesinde tekrar çekilir. Homojen hale gelmiş karışım 25 gram ağırlığında dilimlenir. Avuç içerisinde şekil verilerek 0.5 santimetre kalınlığında, 6-7 santimetre çapında oval bir görüntü oluşturulur."
Kısacası şu ; özel ve lezzetli bir et alınır , hiç baharat olmaksızın az tuzla birlikte yoğurulur ve dinlendirilir. Ardından şekil verilir. Gelelim tabağımıza. Resimde gördüğünüz tabak yarım porsiyon , 4 adet köfte var ve fiyatı 7 TL.
Kolay kesiliyor ve sulu. Ancak nasıl anlatsam , Sivas'lıların affına sığınarak yazıyorum ama biraz hayal kırıklığına uğradım. Hiç baharatsız et ancak bu kadar olur işte. Akılda kalıcı bir lezzet bırakmıyor.

Köfteyi iyisiyle kötüsüyle bitirdikten sonra şehrin diğer geleneksel yemeği olan Sebzeli Sivas kebabına geçiyoruz. Tabak önüme gelince anlıyorum ki bu kebap aynı Tokat kebabına benziyor. Daha sonra yaptığım araştırmada anladım ki 2 şehir arasında zaten öteden beri bu kebabın nereye ait olduğuna dair anlaşmazlık varmış. Haklılar çünkü hiç farkı yok. Bunu Tokat'ta da Tokat kebabı yiyen biri olarak yazıyorum.
Resimde görülen tabak ta yarım porsiyon!!! ve bu haliyle bile fazlasıyla doyurucu. 1 porsiyon Sebzeli Sivas kebabı 17,5 TL ve 25 dakikada hazırlanıyor.
Gördüğünüz gibi malzeme süper. Izgarada pişmiş et , patlıcan , domates , biber ve sarımsak. Hepsini bir araya getirince ortaya tatsız birşey çıkması zaten imkansız. Ancak et biraz yağlı , aman dikkat!!!
Yemeğin sonunda genelde olduğu gibi tatlıya geçemeden sınıra geldim ve 1 bardak demli çayla yemeği noktaladım. Hesap 12 TL. Fiyat zaten bahsetmeye değmeyecek kadar ucuz , yemek miktarı çok fazla. Genel toplamda ise sebzeli kebap durumu kurtardı ve sınıfı geçti.

Lezzetçi
PTT Arkası
Ali Ağa Camii Sokak Sivas
Telefon : 346 - 224 27 47
346 - 223 54 47

11 Temmuz 2009 Cumartesi

BEKİROĞLU - RİZE

Yine Anadolu turundayız dostlar , bu aralar Ankara'da pek duramadım ve bir süre daha duramayacak gibiyim. Bu nedenle Ankara dışından mekanlara devam... Ama bu durumdan çok şikayetçi gibi değilim doğrusu. Anadolu'nun her neresine giderseniz gidin , karşınıza ayrı bir hazine çıkıyor. Gerçi buralarda (Rize) daha önce de yazdığım yerler var ama öyle bitecek gibi değil. Yeri gelmişken şunu da belirtmekte fayda var. Blog'uma yazdığım yerler gittiklerimin yarısından azı. Prensip olarak çok beğenmediğim yerleri yazmak istemiyorum çünkü bilgisayarın başına oturduğumda kelime bulamıyorum. Bundan dolayı çok seçici davranıyorum. Ve buradan şu sonuca da ulaşılabilir; eğer Oburcan blog'una bir restoran yazmışsa kesinlikle gitmeye değerdir.
Gelelim bugünün konusuna. Daha önce Rize'de bir balıkçı tanıtmıştım,ki Rize deyince balık olması son derece doğal. Ancak bu ziyaretimde gördüm ki Rize'de Bekiroğlu sulu yemekleriyle , Karadeniz usülü pideleriyle ve tatlılarıyla çok ünlü. Fırsat bu fırsat deyip içeri attım kendimi ama o da ne? Girişte sizi karşılayan odun ateşinde döner aklınızı başınızdan almaya yetiyor!!
Ama maalesef bugünkü niyetimiz döner değil. Bu sebeple dönerden özür dileyerek yerimize geçiyoruz , onu gelecek sefer için saklıyoruz.

Bekiroğlu Rize'nin tam merkezinde yer alıyor ve 3 katlı , çok ferah bir mekan. İnternette yer alan bazı yorumlarda hizmette sıkıntı yaşayanlar olduğunu okuduysam da böyledir diyemem çünkü öğle saatinde orada olmama rağmen servis gayet hızlı ve sorunsuzdu.

Girişte sizi karşılayan dönerin yanında tencerelerde o günün yemekleri yer almakta. Genelde etli yemekler. Köfte , dana rosto , tas kebabı , çiftlik kebabı , vs. Ama benim gözüm en başta duran güvece takıldı. Büyük,eski usül bir güveç içinde görüntü enfesti , tabağa gelince daha da enfes olduğunu anladım. Birkaç çeşit denemek istediğim için gördüğünüz resim "az güveç" resmidir. Eti gayet bol , sebzesi , suyu tam kıvamında , işte kusursuz güveç.

Rize'nin Çayeli ilçesinden çıkıp tüm yurtta meşhur olan kurufasulyeci Hüsrev'in başlattığı Çayeli kurufasulyesi akımı burada da sürmekte. İşin aslı şu ; her ne kadar adına Çayeli kurufasulyesi dense de , fasulye aslen Erzurum'un İspir ilçesinden gelmekte. Bazı yerlerde şeker fasulye diye de satılan bu fasulyenin tadı gerçekten hafif şekerli. Bir sır vereyim ; rivayete göre fasulyeyi akşamdan su yerine süte yatırırlarmış , o tatlı lezzetinin bir kısmı da buradan gelirmiş.Denir ki ; Hüsrev gibi bazı büyük restoranlar İspir'de üreticiye yıllık ödeme yapar ve sene başından tüm yılın fasulyesini alır. Ama ben onu bunu bilmem , yediğime bakarım,lezzete bakarım.
Bu kurufasulye gerçekten şeker gibi. Suyu az ve hafif kıvamlı. Resme bakıp porsiyonun az olduğunu düşünmeyin , resimdeki "az kuru , az pilav"dır.
Arkadaşımın da benim gibi birkaç yemek denemek istediği için "aşçı tabağı" istedi. İçinde kuru fasulye , türlü , dolma , köfte vardır ve hepsi birbirinden lezzetliydi. Diyeceksiniz ki o kadar yemeğin üstüne bir de bu tabağın tadına baktın mı Oburcan? Hayır , hepsinin değil , sadece köftenin. Neden ?

Çünkü sırada tatlı var , hem de buraların meşhur fırın sütlacı!!!
Doğal olarak üstü bu bölgede bol bol yetişen fındıkla bol bol kaplı :) Dikkat edin tam bir enerji bombası ama lezzeti olağanüstü. Buralara kadar gelip sakın bunu ıskalamayın,sakın!!!
Tatlı üstüne çayla yemeğimizi tamamladık. Fiyat aşamasına gelelim. Fiyatlar oldukça makul , pideler 5 TL , et yemekleri 6-7 TL , kebaplar 7 TL , tatlılar 3-4 TL civarından. Bu bu kadar yemekle 25 TL hesap ödedik ve helal ettik.
Bekiroğlu
Cumhuriyet Caddesi No:161 Rize
Telefon : 464 - 217 26 62

29 Haziran 2009 Pazartesi

VİTAMİN PİKNİK - ANKARA

Vitamin Piknik 25 yıllık tarihi ile Ankara klasiklerinden bir başkasıdır. Tunalı Hilmi Caddesi'nin ortasındaki küçücük mekanında , boyundan beklenmeyecek lezzetlere imza atar. Çok itibar etmesem de şu meşhur "En İyi 10" listesinde Türkiye'nin en iyi 10 büfesi arasında yer alır. İstanbul'lu bir arkadaşım Ankara'yı ilk ziyaretinde "piknik" olayını pek anlayamamıştı ama gide gele o da alıştı. İstanbul'lular büfe derler , Ankara'lılar piknik. Ama en sonunda hepsi de aynı yere ulaşır. Ufak mekan , leziz Turkish sandviçler , taze meyve suları. Ankara'da bu ve buna benzer yüzlerce mekan olmasına ve ürünlerinin birbirine tıpatıp benzemesine rağmen Vitamin'in yeri başkadır. Cam dolabın içinde kullandıkları malzemeleri de görseniz , hepsini alıp siz de deneseniz aynı sonuç çıkmıyor işte. Sonuç ; mecburen gelip burada yemeye devam ediyoruz.
Tunalı Hilmi Caddesi'nden geçerken , alışveriş yapanlar yorulup bir soluk almak ve karınlarını doyurmak için , o civarda çalışanlar öğlen yemeklerinde ve hatta haftasonu sabahları , brunch için bir dolu alternatif varken bile insanlar gelip burada ayaküstü sandviç yiyorlarsa , vardır bir hikmeti diye düşünelim ve içeri girelim.
Dediğim gibi Vitamin Türk tarzı sandviçler konusunda aşmış bir mekandır. Menüsünde sucuklu , salamlı , karışık , köfteli , ciğerli , dilli , ton balıklı sandviçler , tostlar ve taze meyve suları bulunur.
Biz haftasonu kahvaltımıza limonata ile başladık. Buz gibi , serinletici ve 2 TL.

İşte lezzet dostlar. Karşınızda Vitamin'in klasik karışık sandviçi. Müsadenizle hemen arkadaşları takdim edeyim ; salam , sucuk , kaşar , turşu , rus salatası ve ketçap. Ellerinizden hürmetle öperler :) Ekmeği tost makinesinde ısıtılmış , dışı çıtır çıtır.



Eşim asla karışıktan şaşmaz ama ben zaman zaman diğerlerine de ilgi gösteririm. Yarım karışıktan sonra sosisli ile devam ediyorum. Bunun ekmeği biraz daha kalın , daha az çıtır. Ama lezzeti harika. Vitamin'in kullandığı turşu ve rus salatası nedir bilmiyorum ama gerçekten çok özel.

Limonata eşliğinde 1,5 sandviç sabah sabah iyi geldi. Fiyat durumu ise şöyle ; sandviçler 4,5 TL , tostlar 3,5 TL , taze meyve suları 3,5 TL. 3 sandviç , 2 limonata 17,5 TL. Hesabımızı ödedik , mutlu ve sadık 2 müşteri olarak mekandan ayrıldık.
Vitamin Piknik
Tunalı Hilmi Caddesi No:84/C
Kavaklıdere Ankara
Telefon : 312 - 468 22 18


26 Haziran 2009 Cuma

KEBAP 49 - ANKARA

Yine Ankara klasiklerinden birisindeyiz. Her Ankara'lının yolu zamanın birinde Kebap 49'dan geçmiştir. Bilhassa üniversitede Ankara'da yaşayanlardan kaçmaz , mutlaka uğramışlar , tekrar tekrar uğramışlardır. Kaliteli , leziz ve temiz yemekleri , makul fiyatlar ve iyi hizmet biraraya gelince zaten gözden kaçırmanız imkansız hale gelir. Kebap 49 zaman içinde Ankara'da değişik yerlerde hizmet verdiyse ve değişik rakamları kullanan birçok taklidi olsa da şaşırmak ve karıştırmak imkansızdır. Bugünlerde Necatibey Caddesi ve Bülten sokakta olmak üzere 2 adet Kebap 49 vardır. Kendinize yakın olanı seçmek size kalmış.
Biz Cuma öğlen yemeği için Bülten sokağı tercih ettik. Vale hizmeti olduğu için araba ile gitmemiz sorun olmadı. Normalde saat 13 civarında yer bulmak zordur ama yaz aylarının gelmesi hemen kendini belli etmişe benziyor , çünkü en yoğun saatte bile 2 masa boştu. Benim için Kebap 49 kıymalı pide ile özdeşleşmiştir. Her ne kadar ızgara çeşitlerinin hepsi lezzetli desem de , klasik kıymalı pidenin yeri başkadır. Ama önce giriş. Daha önce de bahsetmiştim , bir lokantada en sevdiğim şey yemeğiniz gelene kadar masada sizi oyalayacak ufak yiyecekler ikram etmeleridir. Burada bu görevi ufak bir mevsim salata layıkıyla yerine getiriyor. Her ne kadar benim salatam hafiften beklemiş imajı verse de , biraz limon ve zeytinyağı takviyesi ile kendini buldu.

Dedim ya , klasik kıymalı pide buranın olmazsa olmazıdır. Tabak boyutuna ve pidenin büyüklüğüne bakarak 1,5 porsiyon sanabilirsiniz. Az yemek yiyen bayanlar dikkat etsin lütfen , 1 kişi 1 porsiyonu zor bitirebiliyor.
Pidenin çıtırlığı,lezzeti,malzemesi,kısaca herşeyi tam karar. Ama porsiyon biraz büyük!!
Yemek sonrası çay ikramı yine olmazsa olmaz.
Kebap 49'da pide çeşitleri ( kıymalı , kıymalı yumurtalı , kuşbaşılı , peynirli vb) , İskender(klasik Bursa İskender'i değil tabi , Ankara yaprak dönerinden yapılan kuzeni) , ızgara çeşitleri ( beyti , Adana , köfte , et şiş , tavuk şiş vb) gönül rahatlığıyla yiyebilirsiniz. Tatlı çeşitlerini de unutmayalım. Fiyatlar şöyle ; pideler 7 - 8 TL , ızgaralar 10 TL. Biz 4 kişi 42 TL ödedik ve 2 kişi yemeğini bitiremeden kalktı. Sipariş verirken açlığınıza esir olup fazla fazla söylemeyin , söylerseniz de kalanı paket yaptırıp evde bu keyfi tekrar yaşayın...
Kebap 49

KAVAKLIDERE
Adres : Bülten Sok. No:5 Kavaklıdere /Ankara
Telefon : 312 - 467 49 49

NECATİBEY
Adres : Necatibey Cad. No:20/A Sıhhiye / Ankara
Telefon : 312 - 229 57 67 - 230 22 00

www.kebap49.com.tr

19 Haziran 2009 Cuma

TARİHİ KALKANOĞLU PİLAVI - TRABZON

Madde 1 : Trabzon'da derler ki ;Trabzon'a kadar gelip Kalkanoğlu pilavını yemeden döndüyseniz , Trabzon'u görmüş sayılmazsınız.
Madde 2 : Ülkemizde kaç işletme vardır ki ; 156 yılık bir geçmişe sahip olsun ve 5. kuşak tarafından işletilsin. Kuruluş 1856 !! Dikkatinizi çekerim.
Evet,eşine pek rastlamadığımız bir durumla karşı karşıyayız. Benim bildiğim kadarıyla birkaç tatlıcı ve lokumcu hariç böylesine bir tarihe sahip işletme Türkiye'de yok gibidir. Ama Trabzon'da var ve Oburcan onu sizler için ziyaret etti.
Tarihine bakacak olursak kurucusu Süleyman Ağa , Osmanlı sarayında pilavcıbaşı imiş. 1856'da başlamış ve babadan oğula şeklinde günümüze kadar gelmiş. Trabzon'da Kadınlar pazarının hemen altında Pazarkapı mahallesindeki küçük mekanında müşterilerine başarıyla hizmet vermeye devam ediyor.
Küçük ama sıcak bir mekan. Masalar birbirine yakın. Masaların üstünde müşteriler tarafından yazılan övgü dolu notlar var.
Duvarlar ise basında çıkan haberleriyle dolu ama o gazeteler bile 60'lı yıllardan kalma.
Mekanı dikkatle inceledikten sonra pilav siparişimizi verdik ve mutfağa gözatmak istedik. Pilav hala babadan kalma bakır tencerede pişmekte. Yanına yaklaşınca sizi saran sıcaklık ve pilav kokusu tarifsiz.
Bu pilavın tadı malzemesinde ve pişirme şeklinde gizli. Pirinç yöresel , Terme pirinci. Suda bekletildikten sonra et ve kemik suyu ile pişiriliyor. Ama kemik suyu deyip geçmeyelim. Kemiği 15 saat kaynattıktan sonra elde edilen sudan bahsediyorum. İliğine kadar herşeyi suya geçmiş oluyor. Et ve kemik suyuyla pişen pirince yine o bölgenin tereyağı ilave edilip dinlenmeye alınıyor. Üstüne kavurma et.
Buralarda pilav kilo ile satılıyor. Ama tencere ile bile satsalar yer bitirirsiniz , bana inanın. Pilavın bu kadar lezzetli olduğunu ben şimdiye kadar farkedememişim. Şimdi anlamış oldum. Etle birlikte ağzınızda dağılıyor.
Aynı zamanda kuru fasulye'de var ama bu ilk ziyaretim ve sadece pilav ve etle bu ziyafeti noktalamak istiyorum. Bu kadarı bile yeterli. Gördüğünüz tabaktaki pilav 400 gram , üstü et kaplı ve normal 1 kişi zar zor bitirebiliyor. Yanında içecekle birlikte kişi başı fiyat 10 TL.
Son bir uyarı ; mümkünse öğle yemeği için gidin , saat 16:00 gibi pilav bitiyor. Benim gibi ertesi günü beklemek zorunda kalmayın , çünkü dayanılır eziyet değil!!
Tarihi Kalkanoğlu Pilavcısı
Pazarkapı Mahallesi
Tophane Hamam Sokak No:2
Trabzon
Telefon : 462 - 323 34 10

11 Haziran 2009 Perşembe

NİHAT USTA - TRABZON

Trabzon'un lezzet dünyamıza kattığı müstesna tatlardan birisi de Akçaabat köftedir. Akçaabat artık Trabzon'la birleşmiş olan şirin bir ilçemizdir. Hafif sarımsaklı köftesi ile meşhur olup , bu türün en iyisini yiyebileceğiniz yerlerin başında Nihat Usta gelir. 1974'ten beri Akçaabat'ta köfte yapan Nihat Usta artık yeni trendlere ayak uydurmuş , Trabzon Forum Alışveriş merkezinde şubesini açmıştır. Burası da Akçaabat'ta bulunan merkez gibi denizin hemen kıyısında , harika manzarasıyla sizi büyüleyecektir.
Menüde neler var diye bakacak olursak , Akçaabat köfte , günlük balık çeşitleri , pirzola ve diğer ızgaralar , piyaz , salata ve tatlı. Bu bölgede üstü bol fındıklı fırın sütlaç çok revaçta olmakla beraber laz böreği de olmazsa olmazlar arasındadır.
Nihat Usta'nın Forum'daki şubesindeyiz , akşam yemeği için 3 kişi gittik. Dekorasyonu gayet modern ve şık , tüm malzemeler tertemiz. Hava güzel olduğu için dışarıda oturduk. Deniz kokusunu alıyoruz. Tek sorun hemen yanıbaşında bulunan havaalanına inen ve kalkan uçaklar ama o da çok sık değil , fazla rahatsız etmiyor bizi.
Buradaki serüvenimize turşu ile başladık. Aslında başlamadık , önce turşu geldi ama onu kenara ayırdık , köfteyle yiyeceğiz.

Yemeğimiz gelene kadar oyalamak için domates ezme geldi. Hafif baharatlı ve çok lezzetli. Başlangıç için ideal.

Yine buraların vazgeçilmezi , piyaz. Ama salata mı piyaz mı biraz karışabilir. İnce kıyılmış marul yapraklarının arasında az fasulye taneleri. Siz nasıl kabul ederseniz öyle olsun. Ama lezzeti iyidir , yememezlik etmeyin.

Nihayet yemeğimiz geldi , doğal olarak köfte yiyoruz. Resimde gördüğünüz tabak 3 kişilik olup , daha önce yediklerimizle birlikte iştahlı ve aç olan 3 adamı yeterince doyurmuştur. Akçaabat köftenin özelliği içinde sarımsak harici baharat olmaması. Ve tabi etin kalitesi. Sarımsaklı ve hafif sulu köfte kömür ateşinde pişince ortaya tadına doyulmaz bir sonuç çıkıyor. Yanında kızarmış ekmek ve ızgara biberle beraber ziyafete dönüşüyor.

Son düzlükte tatlı aşamasına geldik. Daha önce de dediğim gibi , her ne kadar buraların fırın sütlacı çok meşhur ise de bu akşam için benim tercihim laz böreği. Böyle bir lezzet neden diğer yöresel yemekler gibi tüm ülkeye yayılmaz anlamam. Laz böreği temelde baklavaya benzemekle birlikte , içinde muhallebi vardır. Evet yanlış okumadınız , bildiğiniz muhallebi.Üstüne de şerbet dökülünce , gerisini siz düşünün artık.

Böyle bir yemeğin üstüne çay içmek kaçınılmaz oldu. Çayımızın ardından hesaba geldik. Tüm yazılanlar , 3 kişilik et , 2 laz böreği , toplamda 45 TL. Bu lezzet , bu manzara , bu ortam için bence az bile sayılır. Ellerine sağlık Nihat Usta , yine görüşeceğiz...
Nihat Usta
Liman Mevkii
Akçaabat / TRABZON
Telefonlar : 462 - 228 00 50
462 - 228 20 50
Forum AVM
Devlet Sahil Yolu Cad. 100.Yıl Parkı Yanı
Değirmendere/Trabzon
Telefon : 462 - 330 09 09

9 Haziran 2009 Salı

FEVZİ HOCA BALIK VE KÖFTE - TRABZON

Trabzon denince balığın ilk adresi Fevzi Hoca'dır. Yaklaşık 35 yıldır yemek sektöründe faaliyetini sürdüren Fevzi hoca , Akçaabat'ın Söğütlü beldesinde başlayan , daha sonra Maraş caddesi ile devam eden , en son Ankara'da açılan şubesiyle balık ve köfteseverlere hergün ziyafetler sunmaktadır. Karadeniz'de balıktan bol birşey olmadığı için ister istemez menü balık ağırlıklı oluyor ama bunun yanında Akçaabat'ın tadına doyulmaz köftesi de iyi gidiyor yani.

Fevzi Hoca'nın Trabzon'da bulunan 2 restoranından Maraş Caddesi'ndeyiz. Mekan tertemiz ve ferah. Masamıza geçtik,siparişimizi vermemizin hemen ardından bu bölgeye özel kaygana geldi. Esasen kaygana yumurta , süt ve az unun hafif bir karışımı. Açıkçası kayganaya pek fazla iltifat edemeyeceğim çünkü bir türlü çok sevemedim. Ama gelmiş bir kere , geri çevirmek olmaz!!


Ardından masamıza turşu servisi yapıldı. Turşu güzel ama kesmiyor çünkü gözümüz balıkta.

Hala balığa sıra gelmedi. Salata ve fasulye pilaki karışımı geldi. Bunu da geri çeviremedik , açlığımız devam ediyor ama hala gözümüz balıkta!!!

Ve nihayet beklenen an geldi. Resimde gördüğünüz tabak 2 porsiyon. Karadeniz mezgiti ve barbun karışık. Bence Trabzon işte budur. Balıklar mısır unuyla nar gibi kızarmış. Her ne kadar buralarda balığa limon sıkana pek hoş gözle bakmasalar da hiç aldırış etmiyorum. Limon ve tuz desteğiyle balığın bana düşen kısmına gereken özeni göstererek mideye indiriyorum.

İtiraf etmem lazım ki aşağıdaki tepsi bizim masanın değil ama bu kadar şanlı bir yemeği görüp te fotoğraflamadan bırakamazdım. Karadeniz mezgitini aynı zamanda tepside buğulama da yapıyorlar. Görünüşü mükemmel , eminim tadı da bir o kadar iyidir.

Aslında buralarda yemeğin üstüne tatlı olarak laz böreği alınır ancak öğle yemeği limitimi doldurduğum için onu akşama saklıyorum. Ama buraya kadar gelip te size laz böreğini göstermeden dönmeyeceğim , merak etmeyin.
Gelelim sonuç kısmına; buğulama bizim değildi , kaygana , turşu , piyaz-salata , 2 porsiyon balık ve su 35 TL. Buralar için bir miktar pahalı diye düşünebilirsiniz ama burası Fevzi Hoca , değer yani.
Bu güzel ve taze balığı yemek için ta Trabzon'a kadar gitmemiz şart mı diye soran sayın başkent sakinlerine bir müjdem var ; geçen yıl Fevzi Hoca Ankara şubesini faaliyete geçirdi. Aynı balıklar , aynı tazelikte(balıklar Trabzon'dan günlük olarak geliyor ve prensip olarak asla ertesi gün kullanılmıyor,buraya dikkat!!!) Ankara'lıları bekliyor. Fevzi Hoca Ankara'da Söğütözü'nde. Telefonu altta , tarifi biraz uzun , en iyisi arayıp detaylı tarifi almak.Afiyet olsun.
Fevzi Hoca Et ve Balık Restoran
Söğütlü Beldesi
Fatih Eğitim Fakültesi Karşısı
Akçaabat Trabzon
Telefon : 462 - 248 80 81
İpekyolu İş Merkezi
Maraş Caddesi
Trabzon
Telefon : 462 - 326 54 44
Ankara
Telefon : 312 - 215 45 61

6 Haziran 2009 Cumartesi

MÜZE ÇAY BAHÇESİ - TRABZON

Bu hafta Trabzon'dayız. Trabzon denince akla hemen balık ve Akçaabat köfte gelir , biliyorum ama sabırlı olun,onlara da sıra gelecek. Önce kahvaltıdan başlamak istedim.
Efendim Tranzon'un yeni yapılan sahil yolundan değil de , şimdi iç tarafta kalan önceki sahil yolundan devam ederken bordo mavi renkli horon tepen 2 figür gördüğünüz kavşaktan yukarı doğru bakarsanız tarihi Ayasofya müzesinin heybetli görüntüsü karşınıza gelir. Müzeyi de gez Oburcan diyebilirsiniz ama saat sabah 9 ve çok açım,önce karnımızı doyuralım. Kavşaktan yukarı döndünüz , kıvrılarak yukarı çıkan yolda 100 metre ileride sağda müzenin tabelalarını görürsünüz , işte geldiniz.
Burayı görünce insanın burası Türkiye'mi , ben neredeyim diyesi geliyor çünkü Ayasofya müzesi inanılmaz bir yer. 11 yüzyılda yapılmış eski bir Bizans kilisesiymiş ve içi de görülmeye değer.
Müzenin arka kapısından girdik , arka taraf çay bahçesi haline getirilmiş. Yaz ayları için ideal ancak 1 sorun var,kapalı alanı yok,kışın kapalı.


Manzarası da çok etkileyici , arka taraftan göz alabildiğine denizi görüyorsunuz. Benim gibi denize hasret bir Ankara'lı için bunun ne anlama geldiğini ifade edemem.
Masamıza oturduk,kahvaltımızı söyledik. Etrafta turistlerin ağırlığı farkedilmeyecek gibi değil. Bizim millet ya daha uyanamamış ya da burayı keşfedememiş,yazık!!!
Kahvaltımız geldi,yöresel ekmek buranın olmazsa olmazı,Vakfıkebir ekmeği.Yanında yöresel beyaz ve kaşar peynir,bal(müthiş lezzetli,bunu sakın ıskalamayın),reçel,zeytin vs. Yanında Rize çayı. Karadeniz'de çay servisinde süzgeç kullanmazlar,bardağınızın üstünde çay taneleri yüzer,dibinde de gemi batığı gibi çay tanesi vardır. Buralardan olmayanlar bundan pek hoşlanmaz,siz de hoşlanmazsanız baştan süzgeç kullanmalarını söylemeniz gerek.
Peynir,zeytinden sonra bu yörenin geleneksel yemeği,meşhur kuymak geldi. Burada biraz durup bunu anlatmak istiyorum çünkü bu lezzet adından bahsedilip geçilecek gibi değil.
Karadeniz mutfağı dendiğinde akla ilk gelen lezzetler kuymak ve kaygana'dır. Kaygana'yı yarın anlatacağım. Kuymak kısaca tereyağı,mısır unu,az su ve Trabzon'un kendine has peyniri olan eritme peynirin bir karışımıdır. Günün her saatinde yenebilir ama bence en yakışanı kahvaltıdır.
Bakır kapta servis edilir ve çatal kullanmadan,ekmeği bandıra bandıra yenir. Eritme peynirden dolayı uzayıp durur,biraz zor kopar ama birkaç denemeden sonra alışırsınız. Buraya gelip bu lezzeti tatmadan sakın ola ki dönmeyin,sakın!!!
Sonuçta,2 kişilik kahvaltı,kuymak,2 büyük,2 küçük çayla birlikte fazlasıyla doyduk. Hesabımız 15,5 TL. Nasıl yani demeyin,buralar böyle. Yanında aldığınız temiz hava,manzara,keyif ve huzur bedava!!
Dedim ya kötü tarafı burası yazlık bir mekan,kapalı alanı yok. O zaman ne yapmalı,havalar iyiyken tadını çıkarmalı.
Müze Çay Bahçesi
Ayasofya Mah.
Ayasofya Müzesi Yanı
Trabzon
Telefon : 462 - 230 40 82

ShareThis

Related Posts with Thumbnails