18 Mayıs 2010 Salı

BİZİM OLTU KEBAP - ANKARA

Eşsiz lezzetlerimizden Oltu (Cağ) kebabın Ankara temsilcilerinden birini daha ziyaret ettik. Ben ve güzel insan Güven. Zaman zaman kendisinden bahsetmişimdir. Eskiden aynı şirkette çalışırdık kendisiyle , derken yollarımız ayrıldı. Lakin mühim değil , çünkü gönüllerimiz bir. Blog'umuzun sıkı takipçisi , hatta bazen danışmanı ve yol göstericisidir. En son Mantıcı isimli efsaneyi Güven keşfetmiş ve bizlere armağan etmiştir(merak edenler eski cüzlerimize bakabilir :)
Bizim Oltu Kebap , Balgat'ın üst kısmında yer alır. Civarında özel şirket , bakanlık , parti merkezi vs. gibi insanların yoğun olduğu birimler olduğu için öğle saatlerinde gidilmesi çok tavsiye edilmez.
Söylemeye gerek olmasa da söyleyelim , adı üstünde , Oltu kebap. Başka bir şey yok yani. Sipariş alırken sadece ne içeceğiniz soruluyor. Hemen salatamız geldi. Salata güzel.
Bizim Oltu'ya gelmeyeli uzuuun zaman olmuştu. Bu arada ilk şiş masada. Ben biraz yağlı buldum. Bu kebabın yapımında en önemli aşama etin 1 gece öncesinden terbiye edilmesidir. Terbiyesi de biraz az geldi. Ama yine de lezzetli denebilir.

Oltu kebap yendiği zaman adettendir , tatlı olarak kadayıf dolma gelir. Kadayıf dolma gayet güzel , tadı yerinde.
Oltu kebap , yurdumuzun diğer yörelerinin kebaplarına(İskender,Adana) göre daha az yaygındır ve daha az bilinir. Ancak bence lezzet olarak onlardan eksiği yoktur. Bu yüzden herkese bu tarifsiz lezzeti denemesini öneririm. Ancak Ankara'da daha iyi örnekleri var , blog'da da mevcut. Fiyatlara gelince , 1 şiş 7,5 TL , doymak için en az 2 şiş yersiniz.Salata , ayran , tatlı derken kişi başı 25 TL'yi bulur. Afiyet olsun.
Bizim Oltu Kebap
Ehlibeyt Mahallesi
5. Cadde No:22/B
Balgat Ankara
Telefon : 312 - 472 98 37

15 Mayıs 2010 Cumartesi

MEZZALUNA - ANKARA

Yıllardır Ankara'da İtalyan yemeğinin ilk adresidir Mezzaluna. Kişisel düşüncem Mezzaluna'nın "sözde değil , özde İtalyan" olduğu şeklindeydi. Bu yazıyı yazmak için bilgisayar başına oturup biraz araştırma yapınca gerçekten "özde İtalyan" olduğunu gördüm. Her ne kadar Amerika'da kurulmuş olsa da , yemek kalitesinde sahiplerinin ve Türkiye şef kadrosunun İtalyan genlerini hissediyorsunuz.

Mezzaluna'da menü İtalyanca ve Türkçe. Başlangıçlar , salatalar , ana yemekler , risotto , pasta(makarna çeşitleri) , pizza , tatlı ve içecek olarak gruplandırılmış. Bu kadar seçenek arasında kararsız kalma şansınız yüksek , garsonunuzdan yardım almanız en iyisi. Zira garsonlar gayet bilgili , ilgili ve güleryüzlü. Menüde yanında * işaretlilere dikkat ediniz , domuz eti içeriyorlar.

Siparişin ardından masaya sızma zeytinyağı ve ekmek geliyor. Zeytinli ekmek favorim. Bildiğim ve gördüğüm kadarıyla Ankara'da en iyi Caesar salata Mezzaluna'dadır. Arzuya göre piliç veya bonfile ilaveli gelebilir. Tercihimiz etsiz olması. Bu salatanın en kritik yeri olan sosu yine gayet başarılı. Ancak sıkı bir Mezzaluna'cı olarak Bilkent şubesinin Caesar sosunun daha iyi olduğu söyleyebilirim. Salatanın üstündeki tıraşlanmış parmesan peyniri ise 1. kalite. Eşim karides , kalamar ve güneşte kurutulmuş domatesli ev yapımı linguine aldı. Yemek miktarı gayet bol . Deniz mahsulleri ve kurutulmuş domatesli sos kıvamlı ve deniz tadını verecek kadar lezzetli. Alerjik bir durumunuz yoksa mutlaka üstüne taze karabiber ilave ediniz. Mezzaluna'da değişmez pizzam Pizza Rossa'dır. Karamelize soğan , kuru domates , kapari ve siyah zeytin. Mezzaluna'ya özel formüllü incecik pizza hamuru üstünde karamelize soğanın hafif tatlımsı lezzeti , kuru domates ve keskin kapari ile hoş bir tezat oluşturuyor. Pizzaseverlere diğer tavsiye 4 peynirli pizza. Üstüne baharatlı zeytinyağı ilavesi lezzeti artırıyor.

Tatlı tercihimiz Tiramisu. Benim için iyi bir Tiramisu'nun olmazsa olmazı içindeki alkoldür. Hadi ülkemizde mascarpone peynirini bulmak zor , ki artık değil , yerine labne ve kaymak karışımı konarak idare ediliyor. Bu durum evde yaparken anlaşılabilir ancak brendi veya likör konmaması ona ruhunu kaybettirecektir. Yapmayın daha iyi , başka bir tatlı deneyin. İtalyan genlerinden bahsettim ya , işte burada anlıyorsunuz. Mezzaluna'da Tiramisu yiyiniz dostlar , olması gereken budur. Resimde gördüğünüz yarım porsiyondur. 2 kişi için 1 Tiramisu isteyince bölerek getirmeleri de hoş bir fikir. Nefis bir yemekti. Biz Ankara'lılar İtalyan restoranları açısından İstanbul'lular kadar şanslı değiliz , fazla seçeneğimiz yok. Ancak elimizde Mezzaluna var , olan şansımız bu. İran Caddesi şubesinin bahçesi tamamen dolu. Yan masalardan 2 tanesinde İtalyan gruplar olduğunu görmek buranın kalitesini göstermesi açısından da önemli diye düşünüyorum. Fakat yemeğin sonunda 2 noktadan bahsetmeden geçemeyeceğim. Yemek sonrası çay içmek istedik. Biliyorum , buraya kadar gelip , İtalyan mutfağına methiyeler düzüp , neden espresso içmedin diye soranlar olacaktır. Onu da benim Türk genlerime verin artık :) Yemek sonrası çay ; demleme çay olduğu söylendi , harika. Hesapta 1 bardak çay için 3,5 TL ücret. Tamam iyi bir İtalyan restoranındayız ancak eninde sonunda Türkiye'deyiz. Bugün köşe başındaki kebapçıya gitseniz 7 liraya kebap yedikten sonra 3 bardak çayı ikram ederler. Espresso ücretli olacak , doğaldır. Ama 1 bardak çaya 3,5 TL almak işletmecilik anlayışı açısından kabul edilemez. Veya demleme çay servisi olmasın , İtalyan restoranında demleme çay içilir mi diyelim , espresso içelim , kabul. Diğer nokta şu ; yemek sonrası kolonyalı mendil istediğimizde garsonumuz hafif çekinerek olmadığını söyledi. Günümüzde hayatın her anına girmiş , en temel hijyen malzemelerin başında gelen kolonyalı mendil Mezzaluna'da yok!! Aynı örnekten gidersek , bizim kebapçılarda isteyene avuç dolusu veriliyor. Yorumu size bırakıyorum. Yine de garsonumuzun yaklaşımı çok olumlu , bu minik krizi limoncello ikramı ile hafifletmeye çalışıyor , teşekkür ettik , yapacak bir şey yok. Umarım mesajımız yönetime ulaşır. Mezzaluna'da fiyatlar 13-35 TL arasında. Yemeğimiz için 95 TL ödüyoruz. Fiyatlar kaliteye göre makul.

Mezzaluna

İran Cad.

Turan Emeksiz Sok. No:1

GOP Ankara
Tel: 312 - 467 58 19


Ankuva Alışveriş Merkezi No:2

Bilkent Ankara
Tel: 312 - 266 13 59
Paket Servis : 312 - 266 11 62
www.mezzaluna.com.tr

WINE HOUSE - ANKARA

Wine House 20 yıla yakındır Ankara'nın keyifli mekanları arasındadır. Boğaz sokakta olan eski yerini hatırlayanlarınız olacaktır. Orası da ayrı güzeldi ancak Oran'da bu yeni binası şehrin köşesinde daha dingin , daha özel bir mekan sunuyor bizlere. Havaların ısınmasını fırsat bilerek arka taraftaki bahçede oturmaya karar veriyoruz. Zamanlamamız çok iyi , güneş batıyor.
Güneş batadursun , siparişimizi veriyoruz. Ardından masaya ilk tabak geliyor. Baharatlı zeytinyağı , kepekli ekmek ve şarap. Wine House'un yerli ağırlıklı şarap menüsünden özel testi şarabını deniyoruz ve memnun kalıyoruz. Ancak zeytin , özel ilgi ve sevgi alanıma girdiği için bahsetmeden geçemeyeceğim , bu zeytin çok iyi değil. Wine House'a daha iyisi yakışır.

Başlangıç olarak Raclette alıyoruz. Geleneksel bir İsviçre yemeğidir. Özel Raclette peyniri ızgarasında eritilir , arzuya göre ızgaranın alt tarafında et parçaları da pişirilir. Eriyen peynir , minik patateslerin üstüne sürülür ve afiyetle yenir. Beklentimiz ızgarasıyla birlikte masaya teşrif etmesiydi ancak erimiş halde tabakta geldi. O kadarı ancak anavatanında olur diyerek fazla takılmıyoruz. Ne de önemli olan o tadı alabilmek. Aldık mı? Evet oldukça aldık.
Benim tercihim Viyana usulü tavuk schnitzel. Görüntüsü harika , göz doyurucu. İyi de kızartılmış. Ancak tavuk tadı zayıf. Daha kaliteli bir tavuk daha iyi sonuç verecektir. Üstündeki baharatlı tereyağı yavaş yavaş eridikçe lezzeti artırıyor. Yanında gelen elma dilimli patates ve sebze sote gayet lezzetli.
Eşimin tercihi Bodrum Çökertme Kebabı. Kibrit patates üstünde naneli ve az sarımsaklı yoğurt ve bonfile et. Et lezzetli ve iyi pişmiş. Patates , yoğurt ve baharatlarla bizi memnun ediyor.
Gecenin sonuna ve en önemli anına geldik. Eskiler bilir , Wine House'da çikolatalı sufle yenir. Başka bir ifadeyle çikolatalı sufle Ankara'da Wine House'da yenir. Bu nedenle yemeğin başında sufle siparişimizi veriyoruz. Çünkü hazırlanması ve pişmesi için 30 dakikaya ihtiyaç var. Uzun zamandır Wine House'a gelmemiş olmamızdan dolayı sufleyi heyecanla bekliyoruz. Görünümü çok güzel. Tadı daha da güzel. Geçen yıllarla değişen bir şey olmamış , Wine House'un harika suflesi hala yerinde. Yanında çikolata sosu ve kremasıyla birlikte yemek sonrası bir tatlı nasıl olmalı dersi verircesine lezzetli. Buraya sadece kahve eşliğinde çikolatalı sufle yemeye bile gelinir. Fanatiklerine duyurulur.
Muhteşem tatlı sonrası çay ikramı ile birlikte batan güneşle serinleyen havanın etkisini azaltmaya ve içimizi ısıtmaya çalışıyoruz. Ama sufle tadı hala damaklarda ve bir süre unutulmayacak gibi. Bu sırada yan masaya gelen mermerde pişmiş bonfile hem görüntüsü hem de kokusuyla aklmıza düşüyor , bir sonraki sefer için not ediyoruz. Ana yemeklerde yine geleneksel İsviçre lezzeti olan Fondü'yü gözardı etmeyiniz lütfen. Fiyatlar kendi kategorisinde ortalamada. Başlangıçlar 10-15 TL , ana yemekler 20-30 TL. Şarapla birlikte bu yemeğe 100 TL ödüyoruz ve tekrar geleceğimizi belirterek ayrılıyoruz.
Wine House
Arif Nihat Asya Sokak No:37
Oran Ankara
Telefon : 312 - 490 8674

13 Mayıs 2010 Perşembe

KIZ KULESİ - İSTANBUL

İstanbul'dayız dostlar , güzeller güzeli Kız Kulesi'ndeyiz. Bu muhteşem ortamı dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım ama önce biraz tarih dersi ;
Üsküdar açıklarında yer alan Kız Kulesi'nin tarihi M.Ö. 400'lü yıllara kadar dayanır. Bugün görülen kulenin temelleri ve alt katın önemli kısımları Fatih devri yapısıdır. Üstündeki madalyon halindeki bir mermer levhada, kuleye şimdiki şeklini veren Sultan II Mahmut’un , Hattat Rasim’in kaleminden çıkmış 1832 tarihli bir tuğrası vardır. Kulenin Eminönü tarafı daha genişçe olup burada bir de sarnıç vardır.
İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada , Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan , savunma kalesine , sürgün istasyonundan , karantina odasına kadar bir çok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara , geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir. 1995 yılında Hamoğlu grubu tarafından 49 yıllığına kiralanan kule bugünkü haline getirilmiştir.
İsminin nereden geldiği konusu ise şöyle rivayet edilir ;
İlk hikaye; Ovidius'un kaydettiği bir aşk hikayesi. Zamanında Üsküdar sırtlarında Tanrıça Afrodit adına bir tapınak vardır. Hero'da genç kızların görev yaptığı bu tapınağın rahibelerindendir. Kulede kumrulara bakmakla görevlidir. Aşka yasaklıdır. Her ilkbaharda doğanın uyanışı adına tapınak çevresinde törenler yapılır, çevre şehirlerden insanlar akın akın tapınağın çevresine gelir, yenilir içilir, aşkı bulamayanlar Afrodit'e ma­bedinde yakararak aşkı yaşayabilmek için yakarırlar. Bo­ğazın karşı kıyısında oturan Leandros'ta bu törene katılmak için tapınağa geldiğinde Hero'yla karşılaşır. Birbirine aşık olan iki genç, Leandros'un gece kuleye gelmesi ile aşklarını kutsarlar. Kızkulesi her gece iki gencin gizli aşkına tanıklık eder. Leandros'un yüzerek kuleye geldiği fırtınalı bir günde kıskanç bir rahip feneri söndürür. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularına gömülür. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini Kızkulesi'nden Boğazın sularına bırakır.
Diğeri ise Kleopatra'nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı yılan hikayesidir. Kehanete göre kralın birine, çok sevdiği kızı onsekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir.Bunun üzerine kral denizin ortasındaki bu kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesi zehirler. Kral, kızına demirden bir tabut yaptırarak Ayasofya'nın giriş kapısının üstüne yerleştirir. Bugün bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın ölümünden sonra da onu rahat bırakmadığına dair hikayeler anlatılır. Buna benzer bir hikayeyi Mersin açıklarındaki Kız Kalesi'nde de dinlemiştim , karar sizin.
Bu kadar tarihin ardından günümüze dönelim. Restoranı ve Kuledebar'ıyla , burası özel saatler geçirmek isteyenler için en iyi alternatif. Boğazın ortasında , bir adada , tarihle iç içe , harika bir birliktelik.
Salacak ve Kabataş iskelelerinden servisle ulaşılabiliyor. Yaklaşırken bile insanın tüyleri ürperiyor. Kuleye ulaştıktan sonra hemen içeri giremiyorsunuz çünkü manzara sizi olduğunuz yere mıhlıyor.
Restoran saat 20:00'da açılıyor. Seçenekli menüler mevcut. Bu menüler içinden başlangıç , ara sıcak , ana yemek ve tatlı seçebilir , üstüne limitsiz içki de dahil olmak üzere opsiyonları kullanabilirsiniz. Başlangıç olarak tercihimiz ordövr tabağı. İçinde şunlar var ; dana jambon , fava , salatalık cipsinde haydari , zeytinyağlı biber dolma , hamsi marine, susamlı çörek otlu , tulum peyniri , acılı ezme , eski kaşar peynir , patlıcan salatası. Burada hepsinden tek tek bahsetmek istemiyorum , zira ortamın etkisiyle olsa gerek , herşey enfes görünüyor. Başlangıç olarak diğer seçenekler zeytinyağlı tabağı , panzanella ve alabalı füme.
Ara sıcak tercihimiz sebzeli strudel. Şimdiye kadar bunun tatlı versiyonunu yemiş olmakla beraber sebzeli de gayet lezzetli. Diğer seçenekler kremalı mantarlı tortellini , sebzeli ve kuşkonmazlı lazanya ve tavuk ve mantarlı volovan.
Ana yemek olarak beef stroganoff aldık , yanında bademli pilav ve patates. Eti çok lezzetli ve tam istediğimiz gibi ; az pişmiş. Sosu kuvvetli ve etle uyumlu. Diğer ana yemekler biber soslu kuzu fileto , Piliç Marinera ve haşhaşlı somon fırın.
Tatlı için tercihimiz vanilyalı parfe. Aslında parfe sevdiğim bir tatlı değildir ama dedim ya sanırım ortamdan , herşey harika!! Diğer tatlı seçenekleri Tartufo Classico , Limonlu Panna Cotta ve krepe sarılı muz dilimleri.
Gelelim içeriye. Bu tarihi yapı aslına sadık kalınarak çok güzel bir şekilde restore edilmiş. Duvarlarda gravürler , resimler ve fotoğraflar var. Sadece bunları incelerken bile eski zamanlara dalıp gidiyor insan. Müzik , yemek müziği ile başlayıp daha sonra değişik dillerden nostalji ağırlıklı parçalarla devam ediyor.
Yemekten sonra kuleye çıkarak İstanbul'un gece siluetine şöyle bir bakmak içinizde bambaşka duygular uyandırıyor. Şehrin tam ortasında ama bu kadar dingin , bu kadar romantik bir yer olası değil gibi gelse de gerçek tüm açıklığıyla karşınızda.
Kız Kulesi'ne gitmek için ille de özel bir günü beklemek anlamsız. Haftanın her günü kahvaltı servisi var. Veya gündüz kafeterya menüsünde yer alan lezzetlerini deneyebilirsiniz. Olmadıysa Kuledebar'da bir çay içersiniz. Fiyatlar mı dediniz? Bence böyle bir ambiyansta yemenin bedeli her ne olursa olsun değer , inanın bana. Ama çok merak edenler için yazayım , web sitesinde fiyatlar mevcut.

Kız Kulesi
Salacak Mevkii
Üsküdar İstanbul
Telefon : 216 - 342 47 47

12 Mayıs 2010 Çarşamba

SİMİTÇİİ CAFE - ANKARA

Dünyanın tüm beslenme otoritelerinin üzerinde anlaştığı konu kahvaltının günün en önemli öğünü olduğudur. Bazı kaynaklarda , abartmamak koşuluyla , günün en korkulmadan yenebilecek öğünü olarak geçer. Hatta bazı diyetler "kahvaltıyı kral , öğle yemeğini prens , akşam yemeğini dilenci gibi yap" prensibi üzerine kurulur.
Ülkemizde kahvaltı denince akla ilk gelen simittir. Sabahın erken saatlerinde simitçiye giderek , içeriye sinmiş taze simit kokusunu ciğerlerinize çekmek bambaşka bir mutluluk kaynağıdır. Benim en sevdiğim sahne , simitçiye girdiğim anda tam karşıda duran fırından kürekle çekilmekte olan dumanı tüten simitleri gördüğüm sahnedir. Bu arada fırının içine de göz atınız , bir kenarda yanan odun ateşinden çıkan kıvılcımlara ve yavaş yavaş salınan alevlere dalıp gitmeden tabi!! Siparişinizi verdiğinizde en üstte duran , fırından en son çıkmış , elinizle tutamayacağınız sıcaklıktaki simitlerden kesekağıdına konur. Dışarı çıkın , kesekağıdının içini koklayın. Taze simit kokusu , kapalı ortamda daha da yoğunlaştığı için simit kokusu konsantresini bir defa daha çekin ciğerlerinize.
Neyse biz konumuza dönelim. Cumartesi kahvaltısı için Ümitköy'de bulunan Simitçii Cafe'deyiz. Haftaiçi haftasonu farketmiyor , burası her daim dolu. Yan tarafı da alarak mekanı genişletmesi iyi olmuş , masa ve sandalye sayısı artmış. Kahvaltımız son derece basit , simit , krem beyaz peynir ve çay. 3 malzemeden böylesine bir ziyafet çıkması hayret verici , değme açık büfelere taş çıkarır. Simitçii Cafe'de simit haricinde poğaçalar , gözlemeler ve omlet çeşitleri var. Tercihimiz beyaz peynirli omlet. Fırında pişiyor ve kiremit içinde geliyor. İçindeki peynir miktarı tatmin edicinin ötesinde , harika bir tat.
Simitçii Cafe , son zamanlarda yurdumuzu her yanımızı kuşatan simitçiler içinde en başarılı olanlardan birisi. Simitleri lezzetli , diğer ürünleri de başarılı. Sabah saatlerinde yaşanan yoğunluktan dolayı beklemek olası ancak ödülü büyük.


Simitçii Cafe
Mutluköy Sitesi
3. Sokak No:2
Ümitköy Ankara
Telefon : 312 - 236 26 66

4.Cadde 89.Sokak No:17/A
Yıldız Ankara
Telefon : 312 - 441 21 91

11 Mayıs 2010 Salı

GÜVERTE LOKANTASI - ANKARA

Karadeniz mutfağını sevmeyen yoktur. Halis tereyağı ile yapılan nefis tencere yemekleri , kurufasulye , kara lahana çorbası ve dolması , fırın sütlaç , kadayıf. Liste uzar gider ama biz uzatmayalım. Karadeniz mutfağının Ankara'daki güzide temsilcilerindendir Güverte. Gimat'a bitişik konumu itibarıyla bilhassa öğle yemeklerinde çalışan kesimin kurtarıcısıdır. O bölgede geçen 3 yıl boyunca onlarca misafirimi gönül rahatlığı ile Güverte'de ağırlamış , defalarca Güverte'de yemek yemiş biri olarak , uzun bir aradan sonra tekrar buraya gelmenin mutluluğunu yaşıyorum.
Mevsim salata ile başlıyoruz. Hafif ve güzel bir başlangıç. Az çorba istiyorum , mercimek ve Güverte çorba var. Tercihim Güverte. Sebze çorbası diyebiliriz. İçinde nohut , havuç , patates, bulgur ve daha neler var neler... Çok lezzetli , çorbaseverlere duyurulur.
Arkadaşım ilk defa gelmesi itibarıyla aşçı tabağı istedi. Tabakta kuru fasulye , kara lahana dolma , sebzeli kebap ve pilav var. Güverte'ye ilk defa gelenler için en doğru tercih. Tüm yemeklerden çok memnun olduğunu söylemesine gerek yok , mimiklerinden anlaşılıyor :)
Ben tabi ki kurufasulye istedim. Aynı zamanda şeker fasulye olarak bilinen bu fasulyenin pişirme tekniği sır gibidir. Ancak içine az şeker konulduğu , fasulyenin süt içinde bekletildiği rivayet edilir. Bilenler söylesin , bilmeyenler denesin. Fasulyenin tadı hafif şekerli. Tereyağı ile piştiğini her haliyle belli ediyor.

Böyle güzel kuru fasulye olur da yanında pilav olmaz mı? Pilav da diğer yemekler gibi tereyağı ile yapılmış ve enfes. Üstüne kuru fasulye ilavesi ile yenmesi tavsiye olunur.
Buraya kadar gelmişken kara lahana dolma yememek ayıptır!! Son bir gayretle 2 kişi dolmaların tadına bakıyoruz ancak yanında gelen süzme yoğurt en az dolma kadar başarılı. Bu tabağı da unutmamak gerek.
Ben yemeği tamamlıyorum ve ikram edilen çayı yudumlamaya başlıyorum. Arkadaşım B. bu keyfi biraz daha uzatmak istiyor ve tatlılardan kadayıf istiyor. Tabi üstünde bolca Giresun fındığı. Ben tadına bakmak amacıyla köşesinden 1 parça alarak başlasam da B.'nin affına sığınarak yarısını yiyorum. Sağol B. :)
Tüm bu yemeklerin yanı sıra Güverte'de özellikle haşlama et tavsiye edeceğim , asla pişman olmazsınız. Yemek fiyatları 8-12 TL. 12-13:30 arasında yer bulmanın çok zor olduğunu belirtmem lazım , ama beklemeyi göze almanızı tavsiye ederim.
Güverte Lokantası
Anadolu Bulvarı
Gimathan No:27/75
Macunköy Ankara
Telefon : 312 - 397 07 09

6 Mayıs 2010 Perşembe

ALİ KAYA RESTORAN - AMASYA

Amasya'da 2. gün. Öğle yemeği için şehri tepeden gören en güzel nokta olan Ali Kaya restorandayız. Manzarayı tarife gerek yok , işte efendim , karşınızda Amasya...

Ali Kaya restoran 2000 yılından beri mevcut yerinde , ancak kuruluşu 1956. Olağanüstü konumu ile 50 yılı aşkın tecrübe birleşince ortaya çok güzel bir mekan çıkıyor.
Salata ile başlıyoruz. Malzemesi bol ve taze. Ancak sosu biraz eksikti , hafif ilavelerle tamamladık.
Buraya geliş amacım yayın balığı yemekti. Bu balık şehrin içinden geçen Yeşilırmak'tan tutuluyor. Aslında göl ve nehir balıklarıyla aram pek iyi değildir , lakin tavsiye üzerine denemeye karar verdik. Ve şefin tavsiyesi üzerine yayın balığını tava olarak aldık. Balık güzel , eti yumuşak ve lezzetli. Kabuğunun biraz daha kıtır ve tadının kuvvetli olması gerekirdi ancak bu da sınıfı geçer.Arkadaşım balıksever olmadığı için köfte tercih etti. Köfte nefis. Kömür ateşinde pişmiş ve isli bir tat almış. İlk tercih olabilecek kadar kuvvetli.
Restorandan çıkarken yan masaya giden Tokat kebabını gördüm. Görüntüsü ve kokusu itibarıyla beni çok etkiledi. Gidenlere duyurulur!!
Tatlı olarak yine tavsiye üzerine künefe aldık. Güzel bir künefe. Amasya'da kesinlikle bundan iyisini bulamazsınız.
Ali Kaya restoranda alkollü içki servisi olduğunu da belirtmekte fayda var. 2 yıl önce bir akşam burada rakı içmiş biri olarak gece halinin de ayrı keyifli olduğunu belirteyim. Fiyatlar hakkında bir şey söyleyemem , hesabı ben ödemedim. Sonuç olarak sadece Amasya'ya tepeden bakmak için bile gidilecek bir mekan , leziz yemekleri ve rakı keyfi de cabası.
Ali Kaya Restoran
Çakallar Mevkii
Amasya
Telefon : 358 - 218 15 05
358 - 218 06 01

5 Mayıs 2010 Çarşamba

AMASEIA MUTFAĞI - AMASYA

Yazıya başlarken kararsızım dostlar. Bu yazıyı Amasya yemeklerine mi ayırmak lazım , yoksa Amasya şehrine mi? Neden diye soranlar biraz sonra aşağıdaki Amasya fotoğraflarını gördüklerinde anlayacaklar. Burası inanılmaz bir yer. Bu kadar güzel ve romantik bir Türk şehri daha olduğunu düşünmüyorum. Her neyse , orta yolu bulalım , her ikisinden de biraz bahsedelim.
Amasya zengin tarihi , güzel coğrafyası ve bitki örtüsünün yanı sıra mutfağı ile de ülkemizin önde gelen şehirlerindendir. Çorbalar , etli yemekler ve hamurişleri açısından son derece geniş bir yemek yelpazesi vardır.
Amaseia Mutfağı , eskiler ismiyle müsemma derler , isminden de anlaşılacağı gibi Amasya yemekleri yapan bir yer. Tarihi bir binada yer alıyor. Bunun yanı sıra ızgara çeşitleri de mevcut.
Toyga çorbası ile başladık. Bildiğimiz yoğurt çorbasının daha kıvamlı ve daha nohutlu hali ve lezzeti müthiş. Bundan güzel bir başlangıç olamaz. Tam not aldı , hatta zaman zaman sadece çorba içmeye gelinebilir , o derece. Amasya Kayseri'ye uzak sayılır ama mantı sofralarda mutlaka bulunur. Mantı da çok başarılı , malzemesi bol , sosu harika.
Baklalı yaprak sarma değişik bir lezzet. İçinde bakla ağırlıklı bir karışım var. Bu civarın asma yaprağı meşhur olduğu için hemen her yerde yaprak sarmaya rastlamak mümkün ve yapraklar gerçekten leziz. Bu sarma da hem değişik , hem lezzetli.
Keşkek yine yöresel bir lezzet. Buğday , nohut ve etin birbirinden ayrılmayacak hale gelene kadar pişirilmesi ile yapılıyor. Ancak bulamaç kıvamına gelmiş Keşkek bizi pek memnun etmedi.
Yemek sonrası yöresel bir tatlı da istedik ancak her ne hikmetse Amaseia Mutfağı'nda tatlı yoktu. Çay ikramı ile bu güzel yemeği noktaladık. Fiyatlar son derece uygun , çorba 3 TL , diğer yemekler 5 TL.
Amaseia Mutfağı
Hatuniye Mahallesi
Hazeranlar Sokak No:3
Amasya
Telefon : 358 - 218 22 23

Yemek sonrası büyülü Amasya şehrinde , nehir kıyısında yürüyüş çok keyifli. Şehir hakkında hiç bir şey bilmeden birazcık yürümeniz bile buranın tarihinin ne kadar eskilere dayandığı hakkında bilgi verecektir.

Meraklısına Gezi Notları

Görmeden Dönmeyin
Amasya Kalesi
Kral Kaya Mezarları
Amasya Müzesi
Etnoğrafya Müzesi
Büyük Ağa Medresesi
Gök Medrese
Karsavul Hamamı
Fethiye Camii
Burmalı Minare Camii
II.Bayezid Külliyesi
Mehmet Paşa Camii

Yemeden Dönmeyin
Yaprak sarma
Bakla dolması
Bamya
Toyga çorbası
Kalburabastı
Börek



Otel odamın penceresinden manzara...

ShareThis

Related Posts with Thumbnails