13 Mayıs 2010 Perşembe

KIZ KULESİ - İSTANBUL

İstanbul'dayız dostlar , güzeller güzeli Kız Kulesi'ndeyiz. Bu muhteşem ortamı dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım ama önce biraz tarih dersi ;
Üsküdar açıklarında yer alan Kız Kulesi'nin tarihi M.Ö. 400'lü yıllara kadar dayanır. Bugün görülen kulenin temelleri ve alt katın önemli kısımları Fatih devri yapısıdır. Üstündeki madalyon halindeki bir mermer levhada, kuleye şimdiki şeklini veren Sultan II Mahmut’un , Hattat Rasim’in kaleminden çıkmış 1832 tarihli bir tuğrası vardır. Kulenin Eminönü tarafı daha genişçe olup burada bir de sarnıç vardır.
İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada , Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan , savunma kalesine , sürgün istasyonundan , karantina odasına kadar bir çok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara , geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir. 1995 yılında Hamoğlu grubu tarafından 49 yıllığına kiralanan kule bugünkü haline getirilmiştir.
İsminin nereden geldiği konusu ise şöyle rivayet edilir ;
İlk hikaye; Ovidius'un kaydettiği bir aşk hikayesi. Zamanında Üsküdar sırtlarında Tanrıça Afrodit adına bir tapınak vardır. Hero'da genç kızların görev yaptığı bu tapınağın rahibelerindendir. Kulede kumrulara bakmakla görevlidir. Aşka yasaklıdır. Her ilkbaharda doğanın uyanışı adına tapınak çevresinde törenler yapılır, çevre şehirlerden insanlar akın akın tapınağın çevresine gelir, yenilir içilir, aşkı bulamayanlar Afrodit'e ma­bedinde yakararak aşkı yaşayabilmek için yakarırlar. Bo­ğazın karşı kıyısında oturan Leandros'ta bu törene katılmak için tapınağa geldiğinde Hero'yla karşılaşır. Birbirine aşık olan iki genç, Leandros'un gece kuleye gelmesi ile aşklarını kutsarlar. Kızkulesi her gece iki gencin gizli aşkına tanıklık eder. Leandros'un yüzerek kuleye geldiği fırtınalı bir günde kıskanç bir rahip feneri söndürür. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularına gömülür. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini Kızkulesi'nden Boğazın sularına bırakır.
Diğeri ise Kleopatra'nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı yılan hikayesidir. Kehanete göre kralın birine, çok sevdiği kızı onsekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir.Bunun üzerine kral denizin ortasındaki bu kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesi zehirler. Kral, kızına demirden bir tabut yaptırarak Ayasofya'nın giriş kapısının üstüne yerleştirir. Bugün bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın ölümünden sonra da onu rahat bırakmadığına dair hikayeler anlatılır. Buna benzer bir hikayeyi Mersin açıklarındaki Kız Kalesi'nde de dinlemiştim , karar sizin.
Bu kadar tarihin ardından günümüze dönelim. Restoranı ve Kuledebar'ıyla , burası özel saatler geçirmek isteyenler için en iyi alternatif. Boğazın ortasında , bir adada , tarihle iç içe , harika bir birliktelik.
Salacak ve Kabataş iskelelerinden servisle ulaşılabiliyor. Yaklaşırken bile insanın tüyleri ürperiyor. Kuleye ulaştıktan sonra hemen içeri giremiyorsunuz çünkü manzara sizi olduğunuz yere mıhlıyor.
Restoran saat 20:00'da açılıyor. Seçenekli menüler mevcut. Bu menüler içinden başlangıç , ara sıcak , ana yemek ve tatlı seçebilir , üstüne limitsiz içki de dahil olmak üzere opsiyonları kullanabilirsiniz. Başlangıç olarak tercihimiz ordövr tabağı. İçinde şunlar var ; dana jambon , fava , salatalık cipsinde haydari , zeytinyağlı biber dolma , hamsi marine, susamlı çörek otlu , tulum peyniri , acılı ezme , eski kaşar peynir , patlıcan salatası. Burada hepsinden tek tek bahsetmek istemiyorum , zira ortamın etkisiyle olsa gerek , herşey enfes görünüyor. Başlangıç olarak diğer seçenekler zeytinyağlı tabağı , panzanella ve alabalı füme.
Ara sıcak tercihimiz sebzeli strudel. Şimdiye kadar bunun tatlı versiyonunu yemiş olmakla beraber sebzeli de gayet lezzetli. Diğer seçenekler kremalı mantarlı tortellini , sebzeli ve kuşkonmazlı lazanya ve tavuk ve mantarlı volovan.
Ana yemek olarak beef stroganoff aldık , yanında bademli pilav ve patates. Eti çok lezzetli ve tam istediğimiz gibi ; az pişmiş. Sosu kuvvetli ve etle uyumlu. Diğer ana yemekler biber soslu kuzu fileto , Piliç Marinera ve haşhaşlı somon fırın.
Tatlı için tercihimiz vanilyalı parfe. Aslında parfe sevdiğim bir tatlı değildir ama dedim ya sanırım ortamdan , herşey harika!! Diğer tatlı seçenekleri Tartufo Classico , Limonlu Panna Cotta ve krepe sarılı muz dilimleri.
Gelelim içeriye. Bu tarihi yapı aslına sadık kalınarak çok güzel bir şekilde restore edilmiş. Duvarlarda gravürler , resimler ve fotoğraflar var. Sadece bunları incelerken bile eski zamanlara dalıp gidiyor insan. Müzik , yemek müziği ile başlayıp daha sonra değişik dillerden nostalji ağırlıklı parçalarla devam ediyor.
Yemekten sonra kuleye çıkarak İstanbul'un gece siluetine şöyle bir bakmak içinizde bambaşka duygular uyandırıyor. Şehrin tam ortasında ama bu kadar dingin , bu kadar romantik bir yer olası değil gibi gelse de gerçek tüm açıklığıyla karşınızda.
Kız Kulesi'ne gitmek için ille de özel bir günü beklemek anlamsız. Haftanın her günü kahvaltı servisi var. Veya gündüz kafeterya menüsünde yer alan lezzetlerini deneyebilirsiniz. Olmadıysa Kuledebar'da bir çay içersiniz. Fiyatlar mı dediniz? Bence böyle bir ambiyansta yemenin bedeli her ne olursa olsun değer , inanın bana. Ama çok merak edenler için yazayım , web sitesinde fiyatlar mevcut.

Kız Kulesi
Salacak Mevkii
Üsküdar İstanbul
Telefon : 216 - 342 47 47

12 Mayıs 2010 Çarşamba

SİMİTÇİİ CAFE - ANKARA

Dünyanın tüm beslenme otoritelerinin üzerinde anlaştığı konu kahvaltının günün en önemli öğünü olduğudur. Bazı kaynaklarda , abartmamak koşuluyla , günün en korkulmadan yenebilecek öğünü olarak geçer. Hatta bazı diyetler "kahvaltıyı kral , öğle yemeğini prens , akşam yemeğini dilenci gibi yap" prensibi üzerine kurulur.
Ülkemizde kahvaltı denince akla ilk gelen simittir. Sabahın erken saatlerinde simitçiye giderek , içeriye sinmiş taze simit kokusunu ciğerlerinize çekmek bambaşka bir mutluluk kaynağıdır. Benim en sevdiğim sahne , simitçiye girdiğim anda tam karşıda duran fırından kürekle çekilmekte olan dumanı tüten simitleri gördüğüm sahnedir. Bu arada fırının içine de göz atınız , bir kenarda yanan odun ateşinden çıkan kıvılcımlara ve yavaş yavaş salınan alevlere dalıp gitmeden tabi!! Siparişinizi verdiğinizde en üstte duran , fırından en son çıkmış , elinizle tutamayacağınız sıcaklıktaki simitlerden kesekağıdına konur. Dışarı çıkın , kesekağıdının içini koklayın. Taze simit kokusu , kapalı ortamda daha da yoğunlaştığı için simit kokusu konsantresini bir defa daha çekin ciğerlerinize.
Neyse biz konumuza dönelim. Cumartesi kahvaltısı için Ümitköy'de bulunan Simitçii Cafe'deyiz. Haftaiçi haftasonu farketmiyor , burası her daim dolu. Yan tarafı da alarak mekanı genişletmesi iyi olmuş , masa ve sandalye sayısı artmış. Kahvaltımız son derece basit , simit , krem beyaz peynir ve çay. 3 malzemeden böylesine bir ziyafet çıkması hayret verici , değme açık büfelere taş çıkarır. Simitçii Cafe'de simit haricinde poğaçalar , gözlemeler ve omlet çeşitleri var. Tercihimiz beyaz peynirli omlet. Fırında pişiyor ve kiremit içinde geliyor. İçindeki peynir miktarı tatmin edicinin ötesinde , harika bir tat.
Simitçii Cafe , son zamanlarda yurdumuzu her yanımızı kuşatan simitçiler içinde en başarılı olanlardan birisi. Simitleri lezzetli , diğer ürünleri de başarılı. Sabah saatlerinde yaşanan yoğunluktan dolayı beklemek olası ancak ödülü büyük.


Simitçii Cafe
Mutluköy Sitesi
3. Sokak No:2
Ümitköy Ankara
Telefon : 312 - 236 26 66

4.Cadde 89.Sokak No:17/A
Yıldız Ankara
Telefon : 312 - 441 21 91

11 Mayıs 2010 Salı

GÜVERTE LOKANTASI - ANKARA

Karadeniz mutfağını sevmeyen yoktur. Halis tereyağı ile yapılan nefis tencere yemekleri , kurufasulye , kara lahana çorbası ve dolması , fırın sütlaç , kadayıf. Liste uzar gider ama biz uzatmayalım. Karadeniz mutfağının Ankara'daki güzide temsilcilerindendir Güverte. Gimat'a bitişik konumu itibarıyla bilhassa öğle yemeklerinde çalışan kesimin kurtarıcısıdır. O bölgede geçen 3 yıl boyunca onlarca misafirimi gönül rahatlığı ile Güverte'de ağırlamış , defalarca Güverte'de yemek yemiş biri olarak , uzun bir aradan sonra tekrar buraya gelmenin mutluluğunu yaşıyorum.
Mevsim salata ile başlıyoruz. Hafif ve güzel bir başlangıç. Az çorba istiyorum , mercimek ve Güverte çorba var. Tercihim Güverte. Sebze çorbası diyebiliriz. İçinde nohut , havuç , patates, bulgur ve daha neler var neler... Çok lezzetli , çorbaseverlere duyurulur.
Arkadaşım ilk defa gelmesi itibarıyla aşçı tabağı istedi. Tabakta kuru fasulye , kara lahana dolma , sebzeli kebap ve pilav var. Güverte'ye ilk defa gelenler için en doğru tercih. Tüm yemeklerden çok memnun olduğunu söylemesine gerek yok , mimiklerinden anlaşılıyor :)
Ben tabi ki kurufasulye istedim. Aynı zamanda şeker fasulye olarak bilinen bu fasulyenin pişirme tekniği sır gibidir. Ancak içine az şeker konulduğu , fasulyenin süt içinde bekletildiği rivayet edilir. Bilenler söylesin , bilmeyenler denesin. Fasulyenin tadı hafif şekerli. Tereyağı ile piştiğini her haliyle belli ediyor.

Böyle güzel kuru fasulye olur da yanında pilav olmaz mı? Pilav da diğer yemekler gibi tereyağı ile yapılmış ve enfes. Üstüne kuru fasulye ilavesi ile yenmesi tavsiye olunur.
Buraya kadar gelmişken kara lahana dolma yememek ayıptır!! Son bir gayretle 2 kişi dolmaların tadına bakıyoruz ancak yanında gelen süzme yoğurt en az dolma kadar başarılı. Bu tabağı da unutmamak gerek.
Ben yemeği tamamlıyorum ve ikram edilen çayı yudumlamaya başlıyorum. Arkadaşım B. bu keyfi biraz daha uzatmak istiyor ve tatlılardan kadayıf istiyor. Tabi üstünde bolca Giresun fındığı. Ben tadına bakmak amacıyla köşesinden 1 parça alarak başlasam da B.'nin affına sığınarak yarısını yiyorum. Sağol B. :)
Tüm bu yemeklerin yanı sıra Güverte'de özellikle haşlama et tavsiye edeceğim , asla pişman olmazsınız. Yemek fiyatları 8-12 TL. 12-13:30 arasında yer bulmanın çok zor olduğunu belirtmem lazım , ama beklemeyi göze almanızı tavsiye ederim.
Güverte Lokantası
Anadolu Bulvarı
Gimathan No:27/75
Macunköy Ankara
Telefon : 312 - 397 07 09

6 Mayıs 2010 Perşembe

ALİ KAYA RESTORAN - AMASYA

Amasya'da 2. gün. Öğle yemeği için şehri tepeden gören en güzel nokta olan Ali Kaya restorandayız. Manzarayı tarife gerek yok , işte efendim , karşınızda Amasya...

Ali Kaya restoran 2000 yılından beri mevcut yerinde , ancak kuruluşu 1956. Olağanüstü konumu ile 50 yılı aşkın tecrübe birleşince ortaya çok güzel bir mekan çıkıyor.
Salata ile başlıyoruz. Malzemesi bol ve taze. Ancak sosu biraz eksikti , hafif ilavelerle tamamladık.
Buraya geliş amacım yayın balığı yemekti. Bu balık şehrin içinden geçen Yeşilırmak'tan tutuluyor. Aslında göl ve nehir balıklarıyla aram pek iyi değildir , lakin tavsiye üzerine denemeye karar verdik. Ve şefin tavsiyesi üzerine yayın balığını tava olarak aldık. Balık güzel , eti yumuşak ve lezzetli. Kabuğunun biraz daha kıtır ve tadının kuvvetli olması gerekirdi ancak bu da sınıfı geçer.Arkadaşım balıksever olmadığı için köfte tercih etti. Köfte nefis. Kömür ateşinde pişmiş ve isli bir tat almış. İlk tercih olabilecek kadar kuvvetli.
Restorandan çıkarken yan masaya giden Tokat kebabını gördüm. Görüntüsü ve kokusu itibarıyla beni çok etkiledi. Gidenlere duyurulur!!
Tatlı olarak yine tavsiye üzerine künefe aldık. Güzel bir künefe. Amasya'da kesinlikle bundan iyisini bulamazsınız.
Ali Kaya restoranda alkollü içki servisi olduğunu da belirtmekte fayda var. 2 yıl önce bir akşam burada rakı içmiş biri olarak gece halinin de ayrı keyifli olduğunu belirteyim. Fiyatlar hakkında bir şey söyleyemem , hesabı ben ödemedim. Sonuç olarak sadece Amasya'ya tepeden bakmak için bile gidilecek bir mekan , leziz yemekleri ve rakı keyfi de cabası.
Ali Kaya Restoran
Çakallar Mevkii
Amasya
Telefon : 358 - 218 15 05
358 - 218 06 01

5 Mayıs 2010 Çarşamba

AMASEIA MUTFAĞI - AMASYA

Yazıya başlarken kararsızım dostlar. Bu yazıyı Amasya yemeklerine mi ayırmak lazım , yoksa Amasya şehrine mi? Neden diye soranlar biraz sonra aşağıdaki Amasya fotoğraflarını gördüklerinde anlayacaklar. Burası inanılmaz bir yer. Bu kadar güzel ve romantik bir Türk şehri daha olduğunu düşünmüyorum. Her neyse , orta yolu bulalım , her ikisinden de biraz bahsedelim.
Amasya zengin tarihi , güzel coğrafyası ve bitki örtüsünün yanı sıra mutfağı ile de ülkemizin önde gelen şehirlerindendir. Çorbalar , etli yemekler ve hamurişleri açısından son derece geniş bir yemek yelpazesi vardır.
Amaseia Mutfağı , eskiler ismiyle müsemma derler , isminden de anlaşılacağı gibi Amasya yemekleri yapan bir yer. Tarihi bir binada yer alıyor. Bunun yanı sıra ızgara çeşitleri de mevcut.
Toyga çorbası ile başladık. Bildiğimiz yoğurt çorbasının daha kıvamlı ve daha nohutlu hali ve lezzeti müthiş. Bundan güzel bir başlangıç olamaz. Tam not aldı , hatta zaman zaman sadece çorba içmeye gelinebilir , o derece. Amasya Kayseri'ye uzak sayılır ama mantı sofralarda mutlaka bulunur. Mantı da çok başarılı , malzemesi bol , sosu harika.
Baklalı yaprak sarma değişik bir lezzet. İçinde bakla ağırlıklı bir karışım var. Bu civarın asma yaprağı meşhur olduğu için hemen her yerde yaprak sarmaya rastlamak mümkün ve yapraklar gerçekten leziz. Bu sarma da hem değişik , hem lezzetli.
Keşkek yine yöresel bir lezzet. Buğday , nohut ve etin birbirinden ayrılmayacak hale gelene kadar pişirilmesi ile yapılıyor. Ancak bulamaç kıvamına gelmiş Keşkek bizi pek memnun etmedi.
Yemek sonrası yöresel bir tatlı da istedik ancak her ne hikmetse Amaseia Mutfağı'nda tatlı yoktu. Çay ikramı ile bu güzel yemeği noktaladık. Fiyatlar son derece uygun , çorba 3 TL , diğer yemekler 5 TL.
Amaseia Mutfağı
Hatuniye Mahallesi
Hazeranlar Sokak No:3
Amasya
Telefon : 358 - 218 22 23

Yemek sonrası büyülü Amasya şehrinde , nehir kıyısında yürüyüş çok keyifli. Şehir hakkında hiç bir şey bilmeden birazcık yürümeniz bile buranın tarihinin ne kadar eskilere dayandığı hakkında bilgi verecektir.

Meraklısına Gezi Notları

Görmeden Dönmeyin
Amasya Kalesi
Kral Kaya Mezarları
Amasya Müzesi
Etnoğrafya Müzesi
Büyük Ağa Medresesi
Gök Medrese
Karsavul Hamamı
Fethiye Camii
Burmalı Minare Camii
II.Bayezid Külliyesi
Mehmet Paşa Camii

Yemeden Dönmeyin
Yaprak sarma
Bakla dolması
Bamya
Toyga çorbası
Kalburabastı
Börek



Otel odamın penceresinden manzara...

ULUS AİLE ÇAY BAHÇESİ - NİKSAR - TOKAT

Tokat - Niksar yolu 35. km.'de bir tepenin en yüksek noktasında bulunan Ulus Aile Çay Bahçesi , manzarası ve temiz havası ile aklınızı başınızdan alacak cinsten bir yer. Kendi halinde minicik bir yapı olan mekan bir aile tarafından işletilmekte. Bu yörede bilinen bir yer olduğu orada bulunduğum 45 dakika içinde gelen gidenden kolayca anlaşıldı. Dışarıda bulunan masada yerimizi aldık ve çay eşliğinde ızgara etimizi beklerken manzaranın keyfini çıkardık.


Börtü böcek çekmek sıkça yaptığım birşey değil , lakin burada insan bitki örtüsüne kayıtsız kalamıyor.
Girişte yer alan ızgarada etlerimiz pişmekte , kokusu tarifsiz...


Nihayet etimiz pişti ve masaya teşrif etti. Öğrendiğimize göre Niksar yöresinin kuzuları kullanılıyor. Lezzeti muhteşem. Çok iyi pişmiş ve içi suyunu korumuş. Ekmeğimizi önce etin üstüne bastırarak etin suyunu çektiriyoruz ve bu şekilde yemeye başlıyoruz. Bıçak verilmemesi itibarıyla , sadece çatal ve diş gücünüzle eti yemeniz gerekli ama gözünüz korkmasın , et yumuşacık. Yanında verilen ızgara domates ve biber de enfes.
Gelelim salataya. Aslında buraya geliş amacımız et yemek olsa da köy domatesi ve soğanı ile yapılmış salatanın lezzetini daha büyüleyici bulduk. Sadece bu salata bile tek başına ziyafet.
Temiz hava , güzel et , nefis salata , demli çay. Yaşamanın sadece nefes almaktan ibaret olmadığını tekrar hatırlattı bize. Size de tavsiye edeceğim. Havalar ısındı , çıkın dışarı , güneşi hissedin mutlaka , sessiz bir köşe bulun kendinize , böyle ziyafete de gerek yok hani , kendinizce bir lezzet kafidir , yaşadığınızı hissedin ve şükredin.
Ama yolunuz bu tarafa düşerse de Fevzi Usta'yı unutmayın!!
Ulus Aile Çay Bahçesi
Tokat-Niksar Karayolu 35. km.
Tokat
Telefon : 542 - 304 05 00

4 Mayıs 2010 Salı

KÖMÜRHAN KAVURMA - TOKAT

Benim gibi gezen , yiyen ve yazan tayfası için en heyecan verici anlar yeni bir yer , harika bir lezzet keşfettikten sonra bilgisayara ulaşıp yazmaya başlayana kadar olan zaman dilimi olsa gerek. Bu akşam bu heyecanı iliklerime kadar hissettim dostlar. Tokat'tayım. Daha önceden aldığım bir istihbaratı değerlendirerek Tokat'a 10 km. uzaklıkta bulunan Kömürhan Kavurma'da yemek molası verdim. İşin aslı şu ; akşam yemeğinde burası için planımı önceden yapmıştım , bu nedenle öğle yemeğini atladım ve kendimi Kömürhan'a hazırladım.
Yazıyı yazmadan önce internette Kömürhan Kavurma için yaptığım araştırmada ilginç bir durumla karşılaştım. Internette bahsi geçen , hatta kendi web sitesi olan Kömürhan Kavurma Elazığ'da!! Burası şube midir , değil midir , orasını bilmiyorum , ben sadece yediğimi değerlendirmekle mükellefim!
Tokat-Amasya yolu 10. km.'de Akpet istasyonu içinde yer alan Kömürhan Kavurma 24 saat açık bir mekan ve benim yemek yediğim akşam 9 civarında hemen hemen tüm masaların dolu olduğunu şaşkınlık içinde gördüm.
Yemek olarak sadece kavurma bulunduğundan siparişinizde içecek tercihinizi belirtiyorsunuz ve sipariş verdikten 30 saniye sonra kavurma ve domates söğüş masanızda sizi bekliyor. Sabahtan beri bu anın hayaliyle yaşamıştım!!
Domatesin yanında gelen soğan , bu etin yanında gidecek en güzel şey sanırım. Akşamın bu saatinde yaşasın soğan yeme özgürlüğü!!!!!

Ve işte kavurma... Muhteşem. Pamuk gibi yumuşacık bir et. Hani derler ya , ağızda dağılıyor diye , işte öyle. Hafif yağlı , yağı ise başka lezzetli...


Etin tadını tekrar hatırlamak bu olsa gerek. 2 kişi 2'şer porsiyon kavurmayı 2'şer ayran eşliğinde zorlanmadan yedik. Hesap 40 TL. Şimdi kötü haber ; böyle kavurma başka yerde yok , mecbursunuz Tokat'a kadar gelmeye. Ankara için franchising verirler mi acaba ? :)
Kömürhan Kavurma
Söngüt Köyü
Tokat
Telefon : 534 - 743 47 53
Meraklısına gezi notları
Görmeden Dönmeyin
Tokat Kalesi
Saat Kulesi
Yağıbasan Medresesi
Tokat Gök Medresesi
Hıdırlık Köprüsü
Sümbülbaba Zaviyesi
Taşhan Çarşısı
Pontika Antik Kenti
Koza Han
Ballıca Mağarası
Tokat Müzesi
Yemeden dönmeyin
Tokat kebabı
Zile pekmezi
Yaprak dolma

3 Mayıs 2010 Pazartesi

DOĞATA - ANKARA

Atatürk Orman Çiftliği dendiği zaman hemen bazılarının aklına kokoreç gelir. Merkezde , restoranların olduğu bölgedeki yerlerin birçoğu ön taraflarında bulunan ızgaralarında kokoreç , köfte ve sucuk ızgaraları gezenlerin gözleri önüne sererken , dumanları ile de gönüllerini fethetmeye çalışırlar. Bu mekanların en ünlülerinden olan Doğata'dayız. Haftasonu olması itibarıyla oldukça kalabalık. Tezgahta pişmeyi bekleyen Adana'lar ve sucuklar var ama biz kokoreç konusunda kararlıyız.
Kokoreç tezgahının başında duran çalışan usta hareketlerle kokoreçimizi ana parçadan keserek yan tarafta bulunan küçük ızgarada biraz daha pişiriyor ve sonrasında kesme tahtasına alarak küçük parçalara ayırıyor , tuz , kimyon ve pul biber ilavesi ile işlem tamamlanıyor. Bu sırada ızgarada ısınan ekmekler alınıyor ve tüm malzeme bir araya getiriliyor. Kokoreçten ateşin içine düşen yağ parçaları cızırdarken , dumanına maruz kalan kuyruktaki aç ahali sabırsızlık içinde söylene söylene sıranın kendilerine gelmesini bekliyor.
Sıcak ekmek arasında kokoreçin görüntüsü harika.
Ancak keşke lezzeti içinde aynı şeyi söyleyebilseydim. Baharat açısından zayıf ve çok yağlı. Bugüne kadar Ankara'da azımsanmayacak kadar yerde kokoreç yiyen Oburcan daha iyilerini yediği için bu lezzet onu kesmedi.
Ancak kalabalık benimle aynı fikirde değilmiş gibi tercihini ağırlıklı olarak kokoreçten yana kullanıyordu. Karar sizin. Fiyat 8,5 TL.
Doğata
Silahtar Cad. No:3
Tekel Fabrikası yanı
A.O.Ç. - ANKARA
Telefon : 312 - 211 03 80

ACIKTIM BEYAZ ET - ANKARA

Acıktım , Ankara'da paket servisi başlatan restoranlardandır. Atakule'nin karşısında kurulduğu yerde devam etmekle beraber , Hoşdere Caddesi'nde "beyaz et" şubesini açarak büyüme yolunda adım atmıştır. Acıktım Beyaz Et , tavuk çeşitleri ağırlıklı menüsüyle bizlere sağlıklı yemek alternatifleri sunar. Girişte yer alan grill tavuk makinesi içinde nar gibi kızarmış tavukları gördüğünüzde zaten pek şansınız kalmaz , en iyisi girin içeri , keyfinize bakın.
Yemek öncesi acılı ezme geliyor. Ezme güzel.

Sandviçlerin içinde sos olarak kullanldığını düşündüğüm bu karışım , lezzet olarak geçer not almakla birlikte fazlaca kremamsı yapısı , içinde aşırı miktarda mayonez kullanılmış olabileceği hissini uyandırıyor.

Benim tercihim ayıklanmış yarım grill tavuk , yanında nohutlu pilav ve kızarmış patates. Şunu belirtmem lazım ; kullanılan tavuklar markalı. Tavuk eti çok lezzetli , uzun zamandır bu lezzeti almadığımı anlamış durumdayım. Nohutlu pilav benim çok sevdiğim bir yemektir ancak burada pilavın tadı zayıf. Hele hele böyle başarılı bir tavuğun yanında bu pilav olmamış , mutlaka geliştirilmesi gerek!! Burası tavuk restoranı , bir miktar tavuk kaynatılıp suyu pilavda kullanılsa çok daha iyi olur.
Acıktım'da grill tavuk dışında pirzola , biftek , köfte , şiş , külbastı gibi ızgara ve sandviç çeşitleri de mevcut. Fiyatlar 8-10 TL arasında. Tavuk etinin daha sağlıklı bir alternatif olduğu düşünüldüğünde Acıktım Beyaz Et karşı konulması zor bir yer gibi görünmeye başlıyor.

Acıktım Beyaz Et
Hoşdere Caddesi No:210/D
Y.Ayrancı Ankara
Telefon : 312 - 442 25 50

1 Mayıs 2010 Cumartesi

MAZLUMLAR MUHALLEBİCİSİ - ESKİŞEHİR

Mazlumlar muhallebicisi Eskişehir'in en ünlü mekanları arasında yer alır. 1927 yılında bir Makedonya göçmeni tarafından kurulmuş ve kardeşleri ile birlikte bugünlere ulaşmışlardır. Zaman zaman belirttiğim gibi , benim pek sevmediğim "en iyi 10" listesinde "muhallebiciler " kategorisinde yer alması , böyle mütevazi bir işletmenin geldiği nokta hakkında fikir vermesi açısından önemlidir.
Eskişehir'de Haller Gençlik Merkezi içinde yer alan Mazlumlar'a bir akşamüstü uğradım. Kendi üretimleri olan kazandibi , keşkül , muhallebi , tavuk göğsü , ekmek kadayıfı , supangle ve dondurma beğeninize sunuluyor.


Benim tercihim tatlılar listesinin girişinde yer alan su muhallebisi. Tabi gül suyu içinde yüzer halde geleceğini bilmiyordum. Gül suyunu hiç sevmediğimi de belirtmem lazım. Ancak bu kadar gül suyuna rağmen , muhallebinin tadını alabilmem bir fikir veriyor olsa gerek. Eminim sade bir şekilde yendiğinde çok mutlu edecek.Eskişehirli arkadaşlarımdan öğrendiğim kadarıyla Mazlumlar'ın tüm ürünleri denemeye değer , yanında kendi yapımları olan limonatayı da unutmamak lazım. Fiyatlar 3,5 - 4 TL.
Yolu Eskişehir'e düşen herkes bu güzel kenti gezerken , zengin yeme içme dünyasına da ilgi göstermek istiyor. Restoranlar hakkında da sizlere elinden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışan
Oburcan , yemek sonrası tatlı krizleri veya biraz soluklanmak , dinlenmek ve enerji toplamak maksatlı molalarınız için Mazlumlar'ı şiddetle tavsiye ediyor.
Mazlumlar Muhallebicisi
Haller Gençlik Merkezi No:23
Eskişehir
Telefon : 222 - 320 71 18

ShareThis

Related Posts with Thumbnails